Heykel sanatçısının çizgisi...

Beyoğlu'nun simgelerinden biri de Galatasaray'daki Şadi Çalık heykeli değil midir? Cumhuriyet'in 50. yılı için yaptığı bu heykelle Çalık, 50 yılın hamlesini simgelemek istediğini söylemiştir.
Haber: AHU ANTMEN / Arşivi

SANAT ELEŞTİRİSİ: Şadi Çalık
Beyoğlu'nun simgelerinden biri de Galatasaray'daki Şadi Çalık heykeli değil midir? Cumhuriyet'in 50. yılı için yaptığı bu heykelle Çalık, 50 yılın hamlesini simgelemek istediğini söylemiştir. Göğe uzanan formların uyandırdığı etkiyle oldukça fütüristik bir görünümü olan heykel, sanatçının amaçladığı o atılımı duyurur gerçekten de; heykel malzemesi olarak Türkiye'de paslanmaz çeliğin ilk kez kullanıldığı bir iş olarak ise, ayrıca önemli bir yere sahiptir. Bu işle ilgili olarak "Beyoğlu'nun kargaşalığını yenerek etki sağlamak" istediğini söyleyen Şadi Çalık'ın bir heykelci olarak amacına ulaştığını söyleyebiliriz. Fakat Türkiye'de iş, sanatçının başarısıyla biter mi? Oradan geçerken görürsünüz: Heykelin ucuna bağlamışlar bir ip, asmışlar bir bez afiş ya da çevresi panolarla sarılmış, 'nefesi' kesilmiş.
Bizde kamusal alanda heykel, başlıbaşına bir mesele. Çalık'ın Beyoğlu'ndaki heykeli, Cumhuriyet'in 50. yılında gerçekleştirilen başka heykellerle karşılaştırıldığında çok şanslı. Unutmayalım, çoğu tahrip edildi. O heykeller, sanatçıların özgün yaratıcılığının ilk kez kamusal alanlara taşınması açısından büyük bir önem taşıyordu oysa: Anıt heykelciliğinin ülkemizde artık yeni bir boyut kazanmaya başladığının işaretiyken, yazık ki toplumsal düzeyde henüz hazır olunmadığının göstergesi oldu.
Şadi Çalık'ın İş Sanat Kibele Sanat Galerisi'ndeki sergisi, Atatürk anıtlarının ötesinde heykel mefhumu bulunmayan bir toplumda, yaratıcı bir heykeltıraş olmanın ne anlama geldiğini sorgulayabilmemiz açısından önemli bir zemin. Soyut bir anlatım benimseyerek, kullandığı malzemenin 'dili'yle konuşan Çalık'ın çoğu 1950'li-60'lı yıllara tarihlenen yapıtlarının yer aldığı sergi, Türkiye'de deneysel bir kimlik taşıyan sanatçıların olanaklar dahilinde sınırları ne kadar zorlayabildiğini ortaya koyuyor. 1960'larda, o dönemin pek çok diğer heykeltıraşı gibi talepler doğrultusunda alışılagelmiş Atatürk anıtları da üretmiş Şadi Çalık; ancak bunların arasında, özgün bir ifadeyi aradığı ODTÜ Atatürk Anıtı gibi (1966) işleri de var. Sergide bu gibi örnekleri fotoğraflardan izlerken sanatçının kendi atölyesinde -yani kendi dünyasında gerçekleştirdiği eskizleri, desenleri ve heykelleri görmek, insanı düşündürüyor. Kamusal alanlara yerleştirilecek anıtlar konusunda daha özgür yaratı olanakları sunan bir ortam, kim bilir ne tür açılımlar sağlardı sanatçılara?
Şadi Çalık sergisindeki en ilginç iş ise, orijinali kayıp olduğu için röprodüksiyonuyla yer alan 'Minimumizm' (1957). Bu heykel, Çalık'ın sanatın kendi problemleriyle ne denli meşgul olduğunu hissettirmesi bir yana, o yılların Türkiye sanat ortamında ciddi bir araştırmacı tavrı ortaya koyuyor. 'Minimumizm', boşluk içinde en yalın plastik öğe olarak çizgiye hayat veren, 5 milim kalınlığında, 2 metre boyunda bir demir çubuk. O kadar yalın, o kadar öz. Sergide bu işi sanki yalnızlığı ifade eden soyut bir resmin önüne koyarak ona bir duygusal anlam yüklemiş ve bence kötü etmişler. Bu işin anlamı, kendisi. Stella'nın minimalizmin yolunu açan çizgisel resimlerinin tarihi 1959. Zaten şöyle demiş Çalık: "Bu, yeni bir problemdi. O günlerin sanat anlayışı içinde ilgi görmedi. Sonra üzelerek gördüm ki 1964 yıllarında Amerika ve İngiltere'de Minimal Art diye bir akım çıktı." Sergide, Çalık'ın ilginç resimleri de var. Sözgelimi, siyah fon üzerine gri çizgisi. Sanki 'Minimumizm'le bir yakınlığı var. Acaba aynı tarihlerde mi gerçekleştirilmiş? Sergideki resimlerin hiçbirinde tek bir etiket olmaması, şaşırtıcı. Retrospektif nitelikli bir sergide, bunları en azından yaklaşık olarak tarihlendirmek de mi mümkün değildi?
Şadi Çalık sergisi, her şeyin ötesinde sanat yaparken çeşitli sorulara yanıt aramış, karşılaştığı bazı cesur yanıtları sergilemekten çekinmemiş bir adamı tanımak açısından ilginç. Sergi, 26 Şubat'a kadar açık. Galerinin pazar günleri kapalı olması ise çok yazık, üst katta konsere gelenler, sergiyi de gezebilecekken yan taraftaki alışveriş merkezine gidiyor.