Hiç de kötü bir yıl sayılmaz!

Geçmiş yılın filmlerini hatırlarken 2001'in sinema açısından kısır bir yıl olduğunu düşünüyorsanız, hafızanızı bir zorlayın derim. Yılın başına kadar gidin.
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

Geçmiş yılın filmlerini hatırlarken 2001'in sinema açısından kısır bir yıl olduğunu düşünüyorsanız, hafızanızı bir zorlayın derim. Yılın başına kadar gidin. Unutmayın ki, 2001 Coen'lerin filmi 'Nerdesin Be Birader?'le (O Brother Where Art Thou?) başlamıştı. Eh, böyle başlayan bir yıl da kötü bir yıl olamaz, değil mi?
Haftalık Antrakt Sinema gazetesinin eleştirmenlere gönderdiği '2001'in filmleri' listesine göz atınca, beğendiğim yabancı filmlerin sayısını 10'a indirmekte bile zorlandığımı keşfettim. En beğendiklerimin sayısı, şu anda 13.
Evet, hafif bir 'Son Yemek' durumu var. Yerli filmlerde en beğendiklerim, alfabe sırasıyla, 'Herkes Kendi Evinde' (Semih Kaplanoğlu), 'O da Beni Seviyor' (Barış Pirhasan) ve 'Yazgı' (Zeki Demirkubuz). 'Vizontele' ile 'Büyük Adam Küçük Aşk'tan da hoşnudum. Semir Aslanyürek'in 'Vagon'unu seven ender kişilerden biriydim. Hatay'da geçen
'Şellale'nin hikâyesini de bir Rus tadıyla anlatıyor sanki.
Kazım Öz'ün 'Fotoğraf'ı ise, 'Sarhoş Atlar Zamanı' (Ghobadi), 'Kandahar', belki 'Kara Tahta'nın (Mohsen ve Samira Makhmalbaf) oluşturduğu (ve nedense) 'Hayatının Tek Yolculuğu'nu da (Lakis Papastathis) eklemek istediğim) özel bir listeye dahil sanki.
Diyorum ya, oldukça iyi bir yıldı. Dahil etmediğim filmler için savrulacak şimşeklere göğüs germeyi peşinen ve kahramanca kabul ederek sunduğum listede çok iyi filmler, çok sevdiğim yönetmenler var: 'Akıl Defteri-Memento' (Christopher Nolan), 'Aşk Zamanı-In the Mood for Love' (Wong Kar-Wai), 'Trafik-Traffic' (Steven Soderbergh), 'Kaplan ve Ejderha-Crouching Tiger, Hidden Dragon' (Ang Lee), 'Cahil Periler-Le Fate Ignoranti' (Ferzan Özpetek), 'Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği-Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring' (Peter Jackson), 'Himalaya, Bir Şefin Çocukluğu-Himalaya, L'Enfance D'un Chef' (Eric Valli), 'Piyanist-La Pianiste' (Michael Haneke), 'İhtirasın Bedeli-The Claim' (Michael Winterbottom), 'Amelie-Le Fabuleux Destin d'Amelie Poulain' (Jean-Pierre Jeunet), 'O Brother Where Art Thou?-Nerdesin Be Birader?' (Joel Coen), 'Paramparça Aşklar Köpekler-Amores Perros' (Alejandro Gonzales Inarritu) ve 'John Malkovich Olmak-Being John Malkovich' (Spike Jonze).
Seçmek de sıralamak da zor
Seçmek bir dert, sıralamak başka bir dert. Christopher Nolan'ın parçalı bulmacası, Wong Kar-Wai'ın yürek burkan aşk hikâyesi, Soderbergh'in umudu yok saymasa da korkutan 'Trafik'i ve Ang Lee'nin nefis masalı arasından 'en çok sevdiğim' sıralaması yapmakta çok zorlandım. Özpetek sevdiğim bir yönetmen. 'Cahil Periler'in de onun şimdiye kadarki en iyi filmi olduğunu düşünüyorum. Endişe içinde beklediğim 'Yüzüklerin Efendisi' (yılın son 'kayda değer' filmi), içime pek sinmeyen bir-iki değişikliğe rağmen, yönetmeninin damgasını taşıyan bir Tolkien filmi olmuş.
'Himalaya' filminin görsel ve işitsel bir şiir olduğunu düşünüyorum, o müthiş müziğini de sık sık dinliyorum. Ondan sonrasını ise sıraya sokmakta gene zorlandım ama netice
itibariyle ortaya her yılı ilginç kılabilecek filmlerden oluşan bir liste çıktı.
Yılın en kötüleri
Yılın en kötüleri diye de bir şey var, elbette. Doğrusu, kötü filmlerin de hiç eksikliğini çekmediğimiz bir yıldı. Bunlar arasındaki bir sıralamaya kafadan girecek birçok film var.
Benim tercihlerim ise: 'İskoçyalı: Savaşçı-Highlander: Endgame', 'Gölgelerin Dili: Blair Cadısı 2-Book of Shadows: Blair Witch 2', 'İyilik Bul İyilik Yap-Pay it Forward', 'Bitirim İkili 2-Rush Hour 2' (Jackie Chan'a rağmen), 'Çılgınlar ve Sevgililer-Dude, Where's My Car' ve çok iyi bir zamanlaması olan 'karşı terör' mesajıyla 'Kod Adı Kılıçbalığı-Swordfish'. Dominic Sena'nın filmini belki de 'sevmediğim filmler' arasına almam gerekirdi. Tıpkı Catherine Breillat'nın filmleri gibi: 'İlk Sevişme-Une Vraie Jeune Fille' ve 'Kız Kardeşim-A ma Seur!' (Gene de, yönetmeninin en iyi filmi).
Mesajından hoşnut kalmadığım (aslında kendisinden de pek hoşnut kalmadığım) bir başka film de Regis Wargnier'nin 'Doğu-Batı/Est-Ouest'i. M. Night Shyamalan'ın
'Ölümsüz-Unbreakable'ı da, abartılı açıklamasıyla beni hayal kırıklığına uğratan bir film.
Belki 'Grinç'i, 'Amerikan Sapığı'nı ve Greenaway ustanın 'Sekiz Buçuk Kadın'ını da bu 'beklediğini bulamama' sınıfına alabiliriz. James Ivory'nin 'Altın Kap'ını ise, bazı itirazlarıma rağmen hiç de fena bulmadım. Aynı şey, benzersiz Tim Burton'ın 'Maymunlar Cehennemi' için de geçerli.
'Uykusuz'un yeri ayrı
William Friedkin'in yönetmen kurgulu 'Şeytan-Exorcist'ini, bu yılın yapımlarının arasına dahil etmek istemedim. Dario Argento'nun nefis 'giallo'su 'Uykusuz-Non ho sanno'nun da ayrı bir yeri var. 'Cube', tam anlamıyla 'olmuş' sayılmasa da, parlak bir fikirden yola çıkarak yapılmış dikkat çekici bir filmdi.
'Lumumba' da bence yılın unutulmayacak filmleri arasında. 'Şehrin Azizleri', başarılı bir kara mizah örneğiydi, 'Kırmızı Değirmen' ise görüntü ve hareketten üslup çıkarmasını bilen Baz Luhrmann'a özgü bir film. 'Shrek'i ve gariptir, 'Şaşkın İmparatoru'u keyifle izledim. 'Kurtların Kardeşliği'ni de bir eksiklik duygusuyla.
'Final Fantasy' bana hiçbir şey ifade etmedi, oyunculara önem veren biri olduğum için herhalde. Geriye ne kaldı? 'Yapay Zekâ', 'İlk Gün', 'Kapıdaki Düşman', 'Billy Elliot', 'Üçüncü Göz' ve 'Jurassic Park 3'. Onları izlediğimize pişman olmadık.
Ne dersiniz? Hiç de kötü bir yıl sayılmaz, değil mi?