Hindistan'ı anlatmak zor

Raghu Rai, 1 milyar nüfuslu Hindistan'ın en önemli fotoğrafçısı. Onun en büyük özelliği, 34 yıllık fotoğrafçılık hayatında hep ülkesini ve kendi insanını anlatması.
Haber: OLKAN ÖZYURT / Arşivi

İSTANBUL - Raghu Rai, 1 milyar nüfuslu Hindistan'ın en önemli fotoğrafçısı. Onun en büyük özelliği, 34 yıllık fotoğrafçılık hayatında hep ülkesini ve kendi insanını anlatması. Kolay kolay Hindistan dışına çıkmayan Rai, İFSAK 20. İstanbul Fotoğraf Günleri'nde açılan 'Ülkem ve İnsanları' sergisi için kısa süreliğine de olsa Türkiye'ye geldi. Yine ülkesini ve insanlarını anlattı.
Aslında kendisi mühendis. Ama hobi olarak başladığı fotoğrafçılığa zamanla kendini iyice kaptırmış. Bugün fotoğraf dünyası için Hindistan denildiği zaman akla gelen ilk isim. MAGNUM Fotoğraf Ajansı üyesi Rai'nin neden sadece Hindistan'ı anlattığı ve diğer meslektaşları gibi başka ülkelere ve konulara ilgi göstermediği hep merak konusudur. Rai'yi hazır İstanbul'da yakalamışken öncelikle bunun cevabını almak istedik. Bu soruyu beklediğini söyleyen Rai, esprili bir cevap veriyor: "Eğer kadınım benim her ihtiyacımı karşılıyorsa ben neden başka kadınlarla flört edeyim."
Aslında bu anlayış onun Hindistan'a yaklaşımını özetliyor. Rai, Hindistan'ı anlamanın ve anlatmanın kolay olmadığını düşünüyor.
"Hindistan'ın çok eski bir kültürü var. Orada kültürlerin, dinlerin, hayatın yarattığı bir karmaşa var. Geleneklerle modernizmin iç içe geçtiği bir bölge. Bazı yerlerdeki görüntüler 1625 yılından kalmış gibi... Bu coğrafyadaki hayatı, karmaşayı anlamak dışarıdan biri için zor. Hindistan'da doğup büyüdüm. Buraları anlatmak benim için kolay" diyor.
Salgado ve Bresson
Hindistan'ın görsel olarak dünyadaki en inanılmaz yerlerden biri olduğunu belirten Rai, pek çok fotoğrafçı, hatta sinemacının bu görüntünün büyüsüne kapılıp insanın derinliğini veremeyen eserler ortaya çıkardıklarını düşünüyor. "Örneğin" diyor "David Lean gibi bir sinemacı bile egzotik görüntülerin büyüsüne kapılıp insan derinliğini yakalayamadı." Ama dışarıdan olup da Hindistan'ı doğru tahlil eden fotoğrafçılar da var. Rai'ye göre bunların başında Sebastio Salgado ile Henri Cartier Bresson geliyor.
Raghu Rai, herkesin kendince fotoğraf çektiğini anlatıyor. Ama yaşanan zamanı belgelemenin önemli olduğunu vurguluyor: "Eğer hassas bir insansanız, açık bir görüşünüz varsa, fiziksel gerçekliğin ötesinde bir şeyler görebiliyorsanız, kendi zamanınızı yakalayabilirsiniz. Dünya, şeyler, bizler değişiyoruz. Bence, kendi zamanımızı o değişim süreci içinde yakalayıp 'dondurmamız' gerekiyor. Eğer gerçeği yakalıyorsan ve bunu insanlarla paylaşıyorsan amacına ulaşırsın."
Raghu Rai, özellikle son dönem fotoğraflarında geleneklere büyük bir vurgu yapıyor. Bunun nedenini de, varoluşu anlamanın yolunun gelenekten geçmesine bağlıyor. Ama yaratıcı düşüncenin de çok önemli olduğunu anlatıyor. İnsanın içgüdülerine güvenmesi ve hayal etmesi gerektiğini belirten Rai, çok hassas noktalara bakılması gerektiğini düşünüyor.
Hindistan halkına gelince. Çok kalabalık bir ülke olduğunu ve bu sebepten dolayı problemlerinin de çok büyük olduğunu söylüyor. Ama bu büyüklük içinde bile insanlar mutlu ve rahat yaşıyorlar. Çünkü küçük kaynaklar içinde yaşamayı öğrenmek gibi bir anlayışa sahipler ve böylece kendilerini iyi hissediyorlar. Fotoğrafa başladığı yıllarda siyah-beyaz çeken Rai, artık renkli çalışıyor. Gerçek yaratıcılık hayatı olduğu gibi göstermektir diyor Rai: "Bir nehir gibi akarsan, bir nehirdeymiş gibi gidersen o zaman farklı bir enerji ve bakış bulabilirsin".