Hipergerçekçi 'selfie'ler

Hipergerçekçi 'selfie'ler
Hipergerçekçi 'selfie'ler
Rasim Aksan 'selfie'lerden yola çıkarak yaptığı resimleri Art Unlimited dergisinden Özge Yılmaz'a anlattı: Selfie'lerdeki modeller bana renksiz, küçük dünyaya sahip insanlar gibi geldiğinden, küçük ebatlı ve siyah beyaz olarak, yani karakalemle kapalı bir mekânda resmettim.

Rasim Aksan, içinde bulunduğumuz imge bombardımanından seçtiği kimi görseller üzerinde çalışmış Galerist’te açtığı ikinci kişisel sergisi Narcissus için. Zamanın ruhunu “selfie”ler üzerinden okumaya çalışmak da diyebiliriz buna. Zira narsisistik bir güdüyle çekilen bu fotoğraflar, nihayetinde sonsuz bir ağda dolaşımda olan sayısız görselden sadece biri oluyor. “Ben”in bu kadar önde olduğu bir edimin anonimleşmeyle sonuçlanması, hikâyenin, ismin önemini yitirip pikseller arasında erimesi günümüz görsel kültürünün başat gerçekliklerinden biri.

Aksan’ın bu imge okyanusundan seçtiği fotoğrafları kara kalemle kağıda aktarması ve yine internetten bulduğu, izleyicinin gözünün içine bakan hayvan portrelerini büyük boy hiperrealist tuvallere dönüştürmesi Narcissus’un gövdesini oluşturuyor. Bu gövde, sanatçının neredeyse sonsuz olasılık içinden bulup seçtiği görselleri, kimi zaman yeniden kurgulayarak, kimi zamansa olduğu gibi resme dökerek bambaşka bir anlam alanına sunmasıyla dallanıp budaklanıyor.

İlk sergin İsimsiz1'deki işlere baktığımızda, zamandan daha bağımsız bir noktada durduğunu görüyoruz. Narcissus'ta ise günümüzün en çok konuşulan olgularından biri olan selfie'den hareketle çıkıyorsun yola. Böyle güncel bir hareket noktası seçme nedenin nedir?
15 yıldır topladığım görsellerin içinde kendi fotoğraflarını çekenler de vardı.?Selfie kelimesinin sözlüğe girmesiyle benzer görselleri bu isim altında dosyalamaya başladım. Bu görsellerin abartılı olanlarına bir anlam veremememe rağmen, yansımayla birlikte iki açının birbirine girmesi, flu ve pikselleşmiş detayların kompozisyonu zenginleştirmesini beğenerek resmetmeye başladım. Zamanla dış etkenlerle seçtiğim görseller şekillendi.

Başarılı hiperrealist tekniğinle çok dikkat çekiyorsun fakat her iki serginde de küçük boy karakalem çizimler de yer aldı. Bu tercihin özel bir nedeni var mı? Hiperrealist teknik ve karakalem senin için neler ifade ediyor?
İlköğretim dördüncü sınıfta futbol oynamak için gittiğimiz boş arazide bir kısmı yanmış bir kısmı yanmamış porno dergiler bulmuştuk. Onlardan çizimler yapmaya başladım. Okulda 25x35cm. kağıtlara resim yaparken, evde saklaması kolay olduğundan çizgisiz A4 kağıtlara nü resimler çizip saklıyordum. Sonraki yıllarda da nakliye sorunu yaşamamak için küçük ebatlı işler yapmaya devam ettim. Hâlâ, görsel etkisini ve kavramsal boyutunu kullanmak amacıyla küçük boyutlu işlere devam ediyorum. Bu sergide de küçük ebatlı çalışmalarım fotoğraf ebatlarında olduğu için orijinalleriyle ilişki kurmam açısından işime yaradı.
Aslında hiperrealist teknik benim için bir amaç değil araç. Böyle tanınmaktan ziyade bir araya getirip sunduğum görseller üzerinden değerlendirilmeyi başarırsam daha mutlu olurum. Karakalem ise, siyah ve beyaz arasında kısıtlanmış bir skalada olmasına rağmen küçük ton farklılıklarını yakalayarak büyük resimsel etki yaratarak haz aldığım bir teknik. Aslında karakalem deyince akla desen gelir ama 2008 yılından itibaren air brush’la yaptığım küçük müdahalelerle bunu resme dönüştürdüğüme inanıyorum.

Sergideki resimlerini kabaca ikiye ayırmak gerekirse, hayvan portreleri ve selfie çizimleri diyebiliriz. Bu iki izleği seçişini anlatabilir misin? İnternetten bulduğun gergedan, inek, koyun ve domuz fotoğraflarıyla kendi fotoğraflarını çeken kadın imgelerinin kara kalem çizimlerini aynı eksende buluşturan nedir senin için?
Selfie’lerdeki modeller bana renksiz, küçük dünyaya sahip insanlar gibi geldiğinden, küçük ebatlı ve siyah beyaz olarak, yani?karakalemle?kapalı bir mekânda resmettim.?Büyük ebatlı tuval çalışmalarımda da hayvan selfie’lerinin tam zıddı olarak açık alanda büyük ve renkli resmetmeyi tercih ettim. Bir araya getirmemin sebebi ise anlam ve ebat olarak zıtlıklara vurgu yapmak.


Buluntu nesne günümüz sanatının kilit malzemelerinden biri. Sen de internetten bulduğun kimi görselleri kullanıyorsun. Bazı fotoğrafları da gönüllü model olan arkadaşların çekip sana yolluyor sanırım.?Bu imajlarla nasıl bir ilişki kuruyorsun? Arama ve karar verme sürecin nasıl işliyor??
Sürekli görsel bakarım, her türlü belgesel ve tartışma programını izlerim ve dünyadaki güncel gelişmeleri takip etmeye çalışırım. Dolayısıyla, isteyerek ya da istemeyerek uğradığım bu görsel ve işitsel bombardıman sonucu bir konsept oluşmaya başlıyor ve imajlar arasında kendiliğinden bir ilişki oluşmuş oluyor. Sonra da herhangi bir fotoğraftaki detay kendi gerçekliğinin dışında farklı bir kompozisyonda figür mekân ilişkisi içinde yeniden kurgulanmış oluyor.

Kimi selfie çizimlerinde kadın bedeninin bazı bölgelerini pikselize edildiği için net göremiyoruz. İnternet estetiğinin bilindik bir öğesi olan bu “blur” kullanımını çizime taşımaktaki amacın neydi?
Realist resimlerde genel olarak tek düze bir ritim görüyorum. Bu tekdüzelik farklı elemanlar ekleyerek zenginleştirmekten hoşuma gidiyor. Bu fotoğraflarda karşılaştığım blur, piksel ve üzerinde çekildiği tarihin yazmasını hem bu sebeple hem de orijinaline gönderme olarak çalışmalarıma eklemek istedim.
Ayrıca, basında genellikle de kadınları anonimleştirmek için fotoğrafların üzerinde piksel kullanılıyor. Haberin geneline bakarsak, gerek içerik, gerek de fotoğrafta aslında kişi afişe edilmesine rağmen, bu tekniğin göstermelik olarak uygulanması da hep dikkatimi çekmiştir. Hatta bu yarı teşhir durumunun merak ve haz arttırıcı olduğunu gözlemlemek de mümkün.

(Röportajın tam metni Galerist tarafından yayımlanan Art Unlimited'ın 28'inci sayısında okunabilir.)