Hobbit için film setini aratmayan kırmızı halı

Hobbit için film setini aratmayan kırmızı halı
Hobbit için film setini aratmayan kırmızı halı

Galadan: Evangeline Lilly, Rose McIver ve Orlando Bloom.

Türkiye galası dün gece İstanbul'da yapılan 'Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları'nın Los Angeles'taki dünya galasını Hollywood muhabirimiz Keith Kurman izledi. İşte o gece olanlar...
Haber: KEITH KURMAN - kkurman@me.com / Arşivi

‘The Hobbit: The Desolation of Smaug’un (Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları) gösterime girmesi beklediğimden çok daha fazla heyecan yarattı. Hafızamı tazelemek için ‘The Hobbit: An Unexpected Journey’ (Hobbit: Beklenmedik Yolculuk) filmini izleyip ikincisine gittim. Ama koltuklara oturup gösterimi beklerken, herkes ilk filmi hatırlayamadığını söylüyordu. Film başladıktan sonra bunun bir önemi kalmadı, aksiyonun göbeğine düştük ve bir de baktık film bitivermiş. Ama ne macera!
Prömiyer Hollywood Bulvarı’ndaki Grauman Çin Tiyatrosu’ndaydı. O kadar çok davetli vardı ki, bizim gruba, ana salonun üzerindeki mültipleks salonlarda, bizim taktığımız müşfik isimle, ‘Çincik’te yer ayırmışlardı. Mükemmel görüntü kalitesiyle çok mahrem, kişiye özel bir gösterim tecrübe etmiş gibi olduk. Tarihi tiyatronun girişine kurulan kırmızı halı alışılagelenden çok daha özenliydi. Mağaralar, heykeller, duman makineleri, hepsi kırmızı halıdan ziyade film seti gibi bir ortam yarattı.
Filmi beklerken, yönetmen Peter Jackson sahneye çıkıp “ Dünya prömiyerine hoş geldiniz” dedi, hepimize orada olduğumuz için teşekkür etti. Kanal kanal dolaşıp tanıtım yapmaya ilki kadar çok zaman harcaması gerekmediğinden, ikinci bölümü çekmenin keyfini çıkardığını anlattı.
Hikâye elbette J.R.R. Tolkien’in klasik fantezi masalı ‘The Hobbit’i temel alıyor. Yine Jackson’ın beyazperdeye taşıdığı, hem ödülleri hem de gişede 3 milyar doları toplayan epik üçleme ‘The Lord of the Rings’ (Yüzüklerin Efendisi) de bu ilk kitaptan yola çıkmıştı. ‘The Hobbit’ dizisinin ilk filmi 1 milyar daha kazandırmıştı. Gösterimden sonra heyecan dinmiş gözüküyordu ama alevlenmesi uzun sürmedi. Açılışta çığlık atan muazzam bir kalabalık vardı. İkinci film ilkinden daha büyüleyici olduğundan bunun Jackson için bir başka rekor olacağını tahmin ediyorum.
Hollywood&Highland Balo Salonu’nun yukarısında gösterişli bir gösterim sonrası partisi planlanmıştı ama kırmızı halıdaki medya çılgınlığı ana salondaki gösterimi geciktirince, bizi sokağın karşısındaki The Roosevelt Hotel’de daha küçük, sıcak bir ortamda yemeğe götürdüler. Büyük otelin geleneği olduğu üzere baştan sona mükemmel, lezzetli bir yemekti.
Bir saat sonra resmi resepsiyon için H&H balo salonuna götürüldük. Yine Mirkwood’un peşimizi bırakmayan atmosferi girişi süslüyor ve iç dekorasyona hükmediyordu. Filmin yıldızlarının çoğu oradaydı. Aralarında ‘The Lord of the Rings’den (Yüzüklerin Efendisi) yadigâr Orlando Bloom, daha önce Lost’ta rol almış Evangeline Lilly ve korkunç ejderha Smaug’u seslendiren Benedict Cumberbatch da vardı. Filmin tema şarkısını yazan pop yıldızı Ed Sheeran sahne aldıktan sonra müzik işlerini DJ’e devretti.
Tümüyle Wolfgang Puck yapımı iştah açıcı yemekler, şaraplar, şampanyalar ve dekadant tatlıların tepeleme yığılmasının yanı sıra dolaştırılan yengeç kıskacı, tost üzeri havyar ve soufflé parfait mest ediciydi.
Şahane bir filmi görücüye çıkarmak için enerjik bir akşamdı ve yedi saatlik film izlemece, âlem yapmacadan sonra eve yollanma vakti geldi...