'Hülya Tunçağ'ı dinleyerek zehirlendim'

'Hülya Tunçağ'ı dinleyerek zehirlendim'
'Hülya Tunçağ'ı dinleyerek zehirlendim'

Timuçin Şahin in yeni albümü Bafa, geçtiğimiz aylarda çıktı.

Timuçin Şahin bu akşam Caz Festivali'nin Tünel Şenliği kapsamında çalacak. Başarılı müzisyen Timuçin Şahin, caz müziğine Hülya Tunçağ'ın radyo programlarını dinleyerek ilgi duymuş
Haber: ÖMÜR ŞAHİN / Arşivi

İSTANBUL - Amsterdam Konservatuarı’nda caz gitar yüksek lisansı, aynı okulda ve Manhattan School of Music’te klasik kompozisyon eğitimi, 2001’deki Dutch Jazz yarışmasında grubu ‘On The Line’ ile Hollanda birinciliği, 2002’de ‘Jur Naessens Muziek Prij’ yarışmasında ‘Occult’ adlı eseriyle Avrupa ikinciliği, 2001’de tüm Avrupa’da piyasaya çıkan ‘The Unexpected’ CD’si, 2003’te ‘Slick Road’ albümü, son olaraksa Tyshawn Sorey, Thomas Morgan ve John O’Gallagher’ın yer aldığı Timuçin Şahin Quartet’le A.K. Müzik’ten bu yılın başında çıkardığı ‘Bafa’...
Onunla oturup uzun uzun sohbet etme imkânım olmasaydı, hayranlık uyandıran bu özgeçmiş, icradaki ustalığı ve yenilikçi eserleriyle, onu anlatmak için tanımlar deryasında kaybolabilirdim. Ancak şimdi kendisiyle tanışıp sohbet etmiş biri olarak tüm bu muhtemel sıfatların önüne, kendimce daha kıymetli saydığım şeyler koymayı borç bilirim: Son derece mütevazı, hoşsohbet, duyarlı; hem bir arkadaş hem bir müzisyen hem de bir eş ve baba olarak... 
Timuçin Şahin, bu akşam saat 19.45’te Caz Festivali’nin Tünel Şenliği kapsamında Muammer Karaca Tiyatrosu’nda... Siz gidip canlı canlı, enstrumanıyla ve müziğiyle olan diyaloğunu izlemeden önce kendisini bu sayfalarda ağırladık...

Yıllardır Hollanda ve Amerika’da yaşayan biri olarak, Türkiye’deki müzik kulağınıza nasıl geliyor?
Yüzde 100 dürüst olmak çok zor böyle söyleşilerde. İş yapıyoruz sonuçta. Türklerin sadece müzik konusunda değil, her konuda son derece umursamaz olduğunu düşünüyorum. BP’nin şilepleri milyonlarca varil petrol akıtıyor okyanusa, bütün canlılar bitiyor, ben ne zaman Türk haberlerine baksam ‘Baykal şunu yaptı, şu bunu yaptı’ gibi abuk sabuk haberler görüyorum. Dünya buranın üzerinde dönüyor sanki... Müzikte de bu böyle. O yüzden ben de çok doğru bir zamanda çıktığımı biliyorum bu ülkeden...

Nasıl çıktınız peki?
Liseyi İzmir’de yatılı okudum. O dönemde caz dinlemeye başladım. Tabii o zaman internet bile yaygın değildi. Her şey çok ilkeldi. A.K. Müzik gibi plak şirketleri yoktu. CD yoktu. İzmir İstanbul’a nazaran mahrumiyet bölgesi gibiydi. BB King kasetleri alıyorduk caz reyonlarından. Bu yılki festival’de yaşam boyu başarı ödülü alan Hülya Tunçağ’ın ‘Günümüzde Caz’ adlı programını dinleyerek zehirlendim. Caz müziği hayatıma böyle girdi. Hollanda’da bir sevgilim vardı. Hollandadaki konservatuara hazırlandım. O zaman dardı dünyamız, ama çok daha geniş bir  vizyon varmış ki, cehaletin verdiği cesaretle, hiçbir şey bilmeden gittim...

Müzik profesyonel bir meslek haline gelince, belli sebeplerden çekilmez hale geldiği oluyor mu?
Oluyor tabi. Müzik piyasası, ‘iş’, yaptığınız şeyleri insanlara ulaştırma kaygıları varken, hayatınızı da ödünsüz müzikten kazanmak çok zor. Albüm yaparak para kazanılmıyor, konserler yapacaksınız, ders vereceksiniz... Sırf onların içindeki kodlar bile çok rahatsız ediyor, işin ‘iş’ yönü çok sıkıyor.Gerçekten para kazanmak istiyorsam başka bir müzik yapardım. Niye böyle avant-garde bir müzik yapayım? 

Sadece İstanbul’da ya da yurtdışında değil, Anadolu’da yapılan küçük festivallerde de çalıyorsunuz...
Bu müziğe herkesin hakkı var, vasfı ne olursa olsun... Müzikal donanımı olsun ya da olmasın. Mesela ben, Bodrum’da çaldım, Ortaca festivalinde çaldım, İstanbul’da çalacağım... Aynı müziği çaldım, örneğin Ortacalılar’a şirin görünmek için bir türküyü yorumlamadım... Biliyorum ki orada insanların büyük bölümü ilk defa duyuyordu bu muziği, çekirdek çitletip ‘Aa! Arap davulcuya bak!’diyordu belki de bir teyze ya da seviniyorlardı ben Ortacalıyım diye...

Yeni albümünüz Bafa müziğinizin neresinde duruyor?
Bir önceki albüm arasında dört sene var. Arada ciddi müzikal bir fark var... Dönüm noktası diyemem ama, iyi bir yerde duruyor. Bundan sonra ‘Bafa ve sonrası’ diye anılabilir müziğim. İcradaki tavır da öyle. Birlikte çalıştığım insanlar ve yazdığım şeyler arasında ilk defa böyle  bir iletişim yakalandı. Bunların hepsinin cazın dışında besin kaynakları var, provalara Morton Feldman, Lead Carter dinleyip geliyorlar, öyle şeyler yazıyorlar...Diğer albümlerde sadece cazın içinden gelen insanlarla çalışmıştım. Bafa benim ‘o an’ki müzikal felsefemi iyi yansıtıyor. 

Timuçin Şahin, 19.45’te Muammer Karaca Tiyatrosu’nda...


    ETİKETLER:

    caz