Hüzün değil, coşkuyla kağıda veda edeceğiz

Hüzün değil, coşkuyla kağıda veda edeceğiz
Hüzün değil, coşkuyla kağıda veda edeceğiz
Ocak 2016'da basılı yayına son vereceğini açıklayan Tiyatro.. Tiyatro... dergisinin yayın yönetmeni Mustafa Demirkanlı'yla bu kararı konuştuk. "25 yılı tamamlayıp basılı alanı terk etmeye karar verdik. Bu kararı almak zor oldu tabii. İşte tam o sırada siz yardımıma yetiştiniz. Radikal de internete geçti deyip, yayın kurulumuzu ikna ettim."
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

Tiyatro… Tiyatro… Dergisi 25. Yılında, yani seneye yayın hayatına son vereceğini açıkladı. Bu pek görülen bir şey değil, çünkü dergiler gazeteler direnebildikleri kadar direnir son anda da ‘üzülerek kapandıklarını’ ya da yeni formatta hayatlarına devam edeceklerini açıklarlar. Siz nasıl bir süreç yaşadınız, yaşıyorsunuz, bu karara nasıl vardınız?

Evet, pek gördüğümüz bir durum değil ama bu sürece de bir anda gelmedik, aslında imdadıma siz yetiştiniz, yani Radikal’in bana önemli katkısı oldu diyebilirim, bu katkıyı sorunun sonuna saklıyorum.

Birçok nedeni var, hangisi öncelikli bilmiyorum ama şöyle sıralayabilirim. Dijital yayının gelişmesi basılı yayınları, özellikle bizim gibi kültür-sanat yayınlarını çok önemli oranda etkiledi, etkiliyor. Gazete ve dergilerin satış gelirleriyle yaşaması mümkün değil, mutlaka ciddi reklam gelirine ihtiyaçları var. Biz, Tiyatro… Tiyatro… Dergisi olarak zamanında barter (reklam karşılığı takas) yaparak araba bile almıştık. 18-19 sayfa sektör dışı ilan alabiliyorduk ancak süreç sektör dışı ilanları sıfıra yaklaştırdı. Bu durumda sadece sektör ilanlarıyla yayını devam ettirme durumunda kaldık ki bu da çok ciddi sakıncaları beraberinde getirdi. Gazetecilik yanınızı daha geri plana atmakla karşı karşıya kalmanız, canınızı oldukça sıkıyor tabii. Zaman zaman mesleğiniz adına utandığınız durumları da yaşıyorsunuz, artık canınız yanmaya başlıyor.

 Benim kişisel öngörüm 3-5 yıl sonra özel tiyatrolar, kurum tiyatroları da ilanlarını tamamen dijital ortama aktarınca bizim gibi dergilerin yaşama şansı hemen hemen kalmayacak. Sorunuzda olduğu gibi son anda “üzülerek kapandık” demek, yani sistem dışına atılmak yerine planlı olarak basılı alanı terk etme kararı aldık. Bunu bir yıl önce duyurmamızın nedeni ise şu: Ocak 2016 son sayımız olacak, Şubat 1991’de başlayan yayın hayatı, 25 yılı yani çeyrek yüzyılı tamamlayarak sonlanacak. Son sayımızı büyük bir veda partisi ile noktalamak istiyoruz, yani 25. yılımızı hâlâ yaşamaya devam ediyor gibi kutlama planlarına başladık, hüzün değil coşkuyla basılı yayına veda etmek istiyoruz.

 Kâğıt kokusuna alışkın biz yaşlıların bu kararları son ana gelmeden vermesi tabii ki çok zor, ben de zorlandım. Yayın Kurulu’ndaki arkadaşları ikna etmem de çok zor oldu. İşte tam o sırada siz imdadıma yetiştiniz. “Bakın, Radikal de internet ortamına geçti” dedim ve hepsini susturdum. Anlayacağınız Aydın Bey’e (Doğan) teşekkür borcum var, sizin aracılığınızla iletmiş olayım.

 

Abone kampanyası başlattınız, “Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’nin son yılına tanıklık edin” diye. Bunca zaman almayan insanlar, pek yakında kapanacağını açıklayan bir dergiye neden abone olsun? Almayarak, abone olmayarak derginin kapanmasına neden olan okurlara bazen kızdığınız oluyor mu?

Sondan başlayayım, kesinlikle “hayır”. Bence Türkiye ’de, hatta dünyada bir tiyatro dergisini 25 yıl yaşatan okura sadece “teşekkür” edilir, kızılmaz. Ben de teşekkür ediyorum. Tiyatro… Tiyatro…’dan sonra en uzun süre yayın yapan tiyatro dergisi Seçkin Selvi (Cılızoğlu)-Tanju Cılızoğlu’nun 11 yıl yayımladıkları “Tiyatro76-77 …” (Tiyatronun sonundaki rakam o yılın tarihi olurdu) geliyor. Gördüğünüz gibi değerli büyüklerimize tur bindirmişiz. Seçkin Hanım’ın bu konuda sadece mutlu olduğunu çok yakından biliyorum. Çünkü onları geçmek için, onların izinden yürüdük, rehberimiz onlar oldu.

 “Neden abone olsunlar?” Sorusunun yanıtını ben de bilmiyorum, kısa bir süre önce sadece sosyal medyada başlayan kampanya, tahminimizden olumlu gelişiyor. Bu soruyu kendime sorduğumda şu yanıtı veriyorum, 1991’de efsane grafik sanatçısı Mengü Ertel’in kapağıyla yayımlanan Tiyatro… Tiyatro…’nun ilk sayısını o tarihteki basılı formatında okumak isterdim. Digital arşiv pdf formatında fakat arama da yapılabilecek olanakları sağlıyor yani “Dostlar Tiyatrosu” yazdığınızda Dostlar Tiyatrosu’nun 25 yıl içindeki tüm haberlerine ulaşmanız mümkün.

 

Tiyatro… Tiyatro… kendi alanındaki en önemli yayın olarak bugüne kadar geldi. Siz nasıl tanımlıyorsunuz, kısaca nasıl bir macerası oldu derginin.

Tiyatro… Tiyatro…’nun 25 yıllık macerasını kısaca şöyle tanımlayabilirim.  İlk beş yıl sadece tanıtım ile yetindi. Sonrasında Dikmen Gürün’ün Yayın Yönetmenliği ile birlikte oyun eleştirisi, inceleme-araştırma yazılarına da açıldı. Orhan Alkaya aynı çizgiyi zenginleştirerek sürdürdü. Tiyatro yaşamının önemli bir eksiğini, eleştirmen eksiğini tamamlayabilmek için ciddi bir araştırma içine girdik. Yayın Kurulu üyemiz Ahmet Levendoğlu’nun önerisi ile “Tiyatro Ödülleri”ni hayata geçirdik. Bildiğiniz gibi Seçici Kurul sadece eleştirmenlerden oluşuyordu, kimin nasıl oy kullandığı, gerekçeli kararlarıyla birlikte açıklanıyordu. Bütün bunların eleştirmenliğe soyunan arkadaşlar üzerinde olumlu katkı yapacağını, çok daha donanıma gereksinim duyacaklarını varsaydık. On bir yıl sürdürdük, bu amacımıza ulaşamadığımızı görünce de geçen yıl terk ettik. Eleştiri konusunda internet yayınlarının çok olumsuz katkı yaptığını düşünmekteyim, seçicilik ve sorumluluk neredeyse hiç dikkate alınmaz oldu, deyim yerindeyse klavyenin başına oturan herkes eleştirmen olunca, eleştirmen yetiştirme projemiz de kendiliğinden iflas etmiş oldu. Şu özeleştiriyi de yapmalıyım, gelecekte bugünlerin tiyatro tarihini araştıranlar, yazanlar sorumluluğumuzu haklı olarak belirleyecek. Bu konuda çok zarar verdiğimizi düşünüyorum. Ne diyelim, tiyatro Tanrıları bağışlasın, bağışlarlar mı bilmiyorum ama ben kendimi çok zor bağışlayacağım.

 

YENİ VE GENÇ BİR YÖNETİM GELİYOR

Tiyatro… Tiyatro…’nun bundan sonraki dijital hayatında değişiklikler olacak mı?

Olacak, hem de çok ciddi değişiklikler olacak. En önemlisi editör koltuğunda artık ben olmayacağım. Bundan daha iyi, daha doğru ve daha parlak bir değişiklik olur mu? Her iki yayının (basılı dergi ve portal) aynı küçük kadro ile gerçekleştirildiği için birbirine karışıyor, öncelikler biraz ortalıkta kalabiliyor, yani basılı yayın editörlüğü ile internet portalı editörlüğü mutlaka farklı kişilerde olmalı. Biz bunu ekonomik nedenlerle yerine getiremedik. Tiyatro… Tiyatro…’nun bir yıl sonra kapanacağını duyurmamızın bir nedeni de bu geçiş sürecini sağlıklı olarak tamamlayabilmek için. Bir de şunu açıklıkla söylemeliyim, bir yayının 25 yıl aynı kişinin sorumluluğunda devam etmesi, intiharla eşit bir durum bence… Eskimek, günceli yakalayamamak, gelişememekle karşı karşıya kalınmasını getiriyor, biz de bunu yaşadık, onun için portal ve digital yayını genç, dinamik bir kadroya teslim etme hazırlığı içindeyiz. Doğrusu da bu.

 Yayın politikası nasıl belirlenir, nasıl bir kadro ile gerçekleşir tamamına yeni kadro karar verecek. Benden fikir ve destek istedikleri oranda yanlarında olmaya çalışırım ama karar süreçlerine kesinlikle katılmamanın doğru ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Tiyatro… Tiyatro…’nun bir marka olarak, çok daha güçlü bir biçimde “yeni dünya”da yerini alacağına inancım tam. Bana da bir köşe verirlerse kapağı açılmamış anılarımı yazabilirim.

 

Türkiye’de kültür ve sanat medyasının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Dergi, tv programı, internet sitesi gibi çeşitli mecralarda vaziyet nedir sizce?

Oktay Abi’nin (Akbal) yıllar önce yayımlanmış kitabını hatırlarsınız: “Önce Ekmekler Bozuldu”.  Diğer soru neydi?

 

Dijital arşivi neden herkese açık yapmıyorsunuz? Türkiye tiyatrosu hakkındaki bu bilgi birikimini ‘açık arşiv’ olarak herkesin kullanımına sunmanız meraklılar için daha yararlı, teşvik edici olmaz mıydı?

Olabilir tabii, ama kültür-sanat için bedel ödememeye o kadar alıştırıldık ki… Madem bu kadar kıymetli -ki bence de önemli bir arşiv, bu arşive ulaşmak için sadece 100 TL gerekiyor. Bu arşivin yanı sıra son yılın basılı Tiyatro… Tiyatro…’suna da abone olmuş olacaklar, abone kampanyası oldukça iyi gelişiyor, ilgilenenler şu linkten ulaşabilirler: http://www.tiyatrodergisi.com.tr/?p=3944 25 yıl dolduktan sonra İ.B.B. Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatroları’nın dijital arşivine de ileteceğiz, oralarda da olacak.