İki damla göz yaşı döker misiniz?

İki damla göz yaşı döker misiniz?
İki damla göz yaşı döker misiniz?
Diego El Cigala flamenko ve caz müziğini harmanladığı yeni albümü Dos Lagmiras'ı(İki Damla Gözyaşı) tanıtmak için İş sanat'a konuk oluyor
Haber: SEDA GEZER / Arşivi

Mutluluk, özlem keder, tutku… Tüm bu hislerle Flamenko’nun ayrı bir büyüsü var. Piyanonun ince dokunuşları, gitarın titreten sesi ile en derin duygularımızı açığa çıkaran bir müzik türü o. Enstrümandan uzak, tamamen bilgisayar ortamında hazırlanmış şarkıların etrafımızı sardığı böyle bir dönemde, zamana inat hala tazeliğini koruyan ve İspanyol Çingenelerinin müzik dünyasına kocaman bir armağanı . İşte 4 Mart akşamı tüm bu hislerimizi açığa çıkaran ve birkaç saatliğine de olsa bulunduğumuz yerden uzaklaştıracak bir isim İstanbul'a geliyor. Famenco ve bolero arasında kalmış sesiyle müzikten çok daha fazlasını veren Diego Ramón Jiménez Salazar ya da bilinen adıyla Diego el Cİgala son albümü Dos Lagmiras’ı( iki damla gözyaşı) müzik severlere tanıtmak için İş Sanat’a konuk oluyor.

İstanbul da, Türk dinleyicisi de ona yabancı değil aslında. Sanatçı, 2006 yılında Pablo Picasso’ya adadığı albümü Picasso en mis ojos( gözlerimdeki Picasso) turnesi kapsamında İstanbul’u da programına dahil etmişti. Caz ve flamenkoyu harmanladığı yeni albümünde şarkıları yanık sesiyle tütsülerken bazen terk eden sevgilinin kalpte bıraktığı bıçak yarası gibi içleri acıtıyor, bazense hafif umursamaz melodilerle her şeyden koparıp içine alıyor bir çırpıda dünyasına. Uzun bir çalışmasından sonra ünlü piyanist Bebo Valdez’le yollarını ayırsa da yine dopdolu bir repertuarla karşımıza çıkıyor.

Diego el Cigala küçük yaşta katıldığı televizyon programında söylediği şarkıyla birinci olmasaydı şu anda futbolcu olur muydu bilemiyorum ama ben onu dinlemekten keyif alan isimler arasındayım. Kendisi ile konserinden bir gün önce yeni albümü, kendisi ve müziği hakkında küçük bir söyleşi yaptık.


Seni yeniden görmek gerçekten çok güzel. Geçen zaman diliminde Diego’nun müzikal dünyasında neler değişti?

Flamenko bana göre hayatı ve müziği anlamak için sahip olduğum yol. Geçen zaman içinde yaşadığım tecrübeler ile müzikal açıdan ufkumu genişlettiğimi düşünüyorum.

‘Picasso En Mis Ojos’ isimli albümünü ressam Picasso’ya adamıştın. Şimdi ise müzikal yoluna ‘Dos Lagmiras’ ile devam ediyorsun. Albümünün ismini taşıyan bu şarkının bir hikayesi var mı?


‘Dos Lagmiras’ iki göz yaşı demek. Biri mutluluk diğeri kederi temsil ediyor. Kanımca, ‘Dos Lagrimas’ müzik hayatım boyunca ürettiğim en karışık albümlerden biri. Bir şekilde Lagrimas negras’ın devamı.



Lagmiras Negras ile ve birçok albümünde Bebo Valdes ile çalışmıştın. Neden yollarınızı ayırdınız?

Bebo bugüne kadar tanıdığım ve çalıştığım en önemli müzisyenlerden biri. Evet, Lagrimas Negras isimli albümü birlikte yaptık ve yorumladık. Tüm bu yaptığımız işler benim müzikal açıdan ufkumu genişletti. O bir iş birliğiydi ve ben müzik kariyerime devam ediyorum. Bebo oldukça yaşlı, bense orta yaşlarımı yaşıyorum.


Müzisyen bir aileden geliyorsun. Flamenko dünyasında baban ve amcanın hatırı sayılır bir yeri var. Bu iki adamın senin ve yaptığın müzikte ne gibi bir etkileri oldu?

Şüphesiz onlardan çok fazla etkilendim. Flamenko ile doğdum. Amcam Rafael Farina, İspanya’nın en önemli flamenco şarkıcılarındandır ki, onunla gurur duyuyorum. Babam da hayatı boyunca şarkı söylemiştir. Çocukluğum onun yanında tavernalarda geçti. Ayrıca annem de iyi bir şarkıcıdır. Bu ortam benim dünyamı oluşturuyordu ve kendi şarkılarımı yapmama zemin sağladı.


Çocukken ‘Gente Joven' adlı geleceğin müzisyenlerini seçen bir yarışmaya katıldın ve birinci oldun. Biraz o güne dönebilir miyiz ?

Gente Joven’da birinci olmak beni son derece etkiledi. Çok küçük bir çocukken hep hayal ettiğim o şarkıcı olma isteğimi körükledi. Ne zaman bir gitar sesi ya da flamenco söyleyen bir ses duysam futbol oynamayı bırakırdım. Bu yarışma şarkıcı olmak için beni cesaretlendirdi.



Sahnede oldukça rahat görünüyorsun. Bu konser verdiğin ülkedeki dinleyicinin enerjisine mi bağlı yoksa her zaman böyle misin?
Evet, sahnede oldukça rahatım.Nerede olursa olsun insanların karşısında şarkı söylemeyi seviyorum. Duygularımı şarkılarla aktarmayı da seviyorum. Tabi her konser de birbirinin aynısı değil. Bu sizin o an aklınızdakilere ve tabi ki dinleyicinin enerjisine bağlı.

Nasıl oluyor da bukadar derin ve duygusal şarkılar üretiyorsun? Flamenko’nun senin için ne anlama geldiğini bir-iki cümle ile tarif edebilir misin?

Flamenko ruhumun dünyamın atalarımın müziği. Tamamıyla duygularınızdan ortaya çıkar , keder ve mutluluklarınızı anlatır. Sanırım kendi duygularımı ve sezgilerimi takip ediyorum. İşte hepsi bu.