İki kişi kaldılar

Efsanevi müzik grubu The Beatles, 12 yıl önce hayata veda eden John Lennon'dan sonra dün de George Harrison'ı yitirdi. Geçen yüzyılda dünyayı sarsan grubun iki unutulmaz ismi Paul McCartney ve Ringo Starr halen hayatta.
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

İSTANBUL - Sizlerle büyüdük, gençliğimizin fonunda hep siz vardınız. Hele Rolling Stones'cu değil de Beatles'cı olanların gençlik yılları oluşturduğunuz modele bakıp iç çekerek geçti.
Benden tam üç ay küçükmüşsün. Ben 60 yaşına girdikten dört gün sonra öldün. Boğaz kanserinin ardından akciğer kanseri, beyin tümörü derken, bu tarafların senin için pek cazibesi kalmadı.
Oysa 'suskun' olmayı Beatle'lıktan sonra da sürdürmüştün. Yetenekliydin ama hırslı değildin, sakindin. Daha çok Paul'le John arasında tampon bölge görevini yerine getirirdin. İkinci karın Olivia ve oğlun Dhani'yle Oxfordshire'daki evinin güvenliğine sığınmış, bahçenle haşır neşir,
arada müziğini yaparak, huzurlu bir hayat sürüyordun. Hoş iki yıl önce, pek özendiğin o güvenliğin ne kadar güvenilir olduğu da anlaşıldı ya. Sizi cadı sayan ve ortadan kaldırmayı görev edinen şizofren hayranınız Michael Abrem seni ciğerinden iki kez bıçakladı. Onun dikkatini çelmek için 'Hare Krishna!' diye bağırmışsın.
Gruptan Maharishi Mahesh Yogi'ye sadık kalan bir sen vardın. Aradığın sessizliği Hindistan'da bulmuştun. Turneleriniz sona erdikten sonra o sıralar evli olduğun Patti'yle (Boyd) Hindistan'a gitmiştiniz, sen Ravi Shankar'dan sitar dersleri almıştın.
Oralara karşı kalbinde hep bir sevgi, bağlılık kaldı. 1967'de diğer Beatle'ları Maharishi ve transandental meditasyonla tanıştıran da sendin. Lennon, 'Sexy Sadie' adlı şarkısıyla Maharishi'yle kafa bile buldu. O sıralar sana artık Beatle olmak da, tampon bölgelik de biraz ağır gelmeye başlamıştı. 'Let It Be'nin çekimlerinde kamera önünde Paul'le fena tartışmıştın.
Patti deyip geçtik ama, aslında geçmemek gerek. Eric Clapton senin arkadaşındı, Patti'ye âşıktı. O seninle evlenince karalar bağladı, 'Layla'yı yazdı. Sonra Patti seni bıraktı, onunla evlendi. Düğünlerine gittin ama Eric'le de aranız bozuldu. Ne var ki, yıllar sonra, Beatles ortadan kalkınca gene Eric'le çalıştın. Bir Japonya turnesine bile çıktınız. Daha önce 'Badge'i de birlikte yapmıştınız. Gene o sıralar, senin ilk solo çalışman 'All Things Must Pass' de çıkmıştı. Film yapımcılığına da girişmiştin. Şirketin Handmade Films'le, aralarında Monty Python'ın 'Life of Brian'ının da bulunduğu filmler yapmıştın. Madonna-Sean Penn ikilisinin 'Şanghay Sürprizi'nin başarısızlığı, şirketi hayli sarsmıştı.
John'a gitarı öğrettin
Gitarla ilk samimiyetin hayli küçük yaşta ortaya çıktı. 13'ündeyken Paul McCartney'le arkadaş oldun. Paul seni, Quarry Men adlı bir grup kurmuş John'la tanıştırdı. Grubun esas üyelerinden gelmeyen olursa, senin de çalmana izin verirlerdi, ama John'a gitar çalmayı öğreten sen oldun.
Onu severdin zaten, başından beri iyi geçinmiştiniz. O faal 69 sonu-70 başı döneminde Yoko'yla ikisinin Plastic Band'lerinde de çalmıştın. İkiniz gittiniz, geriye Paul'le Ringo kaldı.
Paul, kalbi paramparça, senin iyi, cesur bir insan olduğunu söylüyor. "O," diyor, "benim küçük kardeşimdi." Suskun, mütevazı Beatle George, yetenekli ama hep geride kalmış, şovu olmayan iyi müzisyen, arkandan çok şey söylendi ama, belki de bize en uyanı Tony Blair'e ait: "Grubun müziği ve kişilikleri bizim gençliğimizin fonunu oluşturmuştu," diyor. Bizimkini de