scorecardresearch.com

İkinci bakışı hak etmek

İkinci bakışı hak etmek
06/10/2012 02:00
21 Ekim'e dek sürecek 2. Mardin Bienali başladı. Etkinliğin danışmanı, sanat eleştirmeni Ayşegül Sönmez bienali ve Mardin'de bienal düzenlemeyi anlattı
Haber: AYŞEGÜL SÖNMEZ / Arşivi

Her gün eski bir konak ya da okul, devşirilerek kente akın eden turistlere en iyi hizmeti vermek üzere tasarlanan çok yataklı butik otellere dönüşüyor. Şu sıralar yollar kazınıyor, altyapı yenileniyor. Mardin’in en geniş caddelerinde kepçeler, buldozerler çalışıyor. Mardin’in altı üstüne gelmişken bienal sergisi için taşınacak eşyayı arabalar değil, Mardin’in en sevimli ve emekçi hayvanları eşekler taşıyor. Hoparlörler, projektörler, DVD’ler, insan kucağına sığmayan her şey Mardin’in eşeklerinin sırtlarında bienalin hazırlıkları sırasında yerlerini alıyor.
Bu yılki serginin küratörlüğünü yapma görevi Döne Otyam liderliğindeki bienal organizasyonu tarafından 6. İstanbul Bienali’nden çok iyi tanıdığımız Paolo Colombo’ya verildi. O da kabul ettiği gibi Türkiye ’den Lora Sarıaslan’la sergiyi yapmak üzere kolları sıvadı. Bienalin başlığı ‘İkinci Bakış’ olarak belirlendi. Tek bir bakışla yetinmememiz gerektiğini vurgulayarak Mardin’in sadece turistik, seyirlik bir kent olarak nefes alıp vermediğini öne çıkararak en önemlisi Mardin’in ikinci bir bakışı hak ettiğini savunarak… O yüzden mekân olarak medrese veyahut kiliseler değil, bu kez şehrin gündelik hayatının geçtiği kahvehaneler, berber ya da en ucuz otel seçildi.
Paolo Colombo’ya göre amaç “Kişisel öykülere ağırlık vermek, Mardin’deki yaşamın fark edilmeden, günlük ritmi ya da alanı rahatsız etmeden bir parçası olmak, sanatçıların yapıtlarını kent dokusuna uygun biçimde bütünleştirmek” ve “Öylesine zarif bir şekilde adeta bu işler sanki hep buradaymışçasına gibi bir algı yaratmak.”
Colombo’nun bu olağanüstü kibar düşüncesinin neticesinde ana mekân olan Tokmakçılar Konağı’na, kıraathaneler, bir otel, Demirciler Çarşısı’nda iki dükkân, bir berber ve bir açıkhava sineması eklendi. Çağdaş sanat, gündelik hayatın içine bu mekânlarda adeta sızmayı deneyecekti. Doğrusu ve gerçekleştirmesi güç olan da bu.
Şu sıralar Anadolu’nun dört bir yanında açılan bienallerin sahip olabileceği zaafı uzaklaştırmanın tek yolu bu… Bienalin bir modernlik olarak İstanbul gibi çağdaş sanat pratiklerinin yaşatıldığı mekânlara ve alışkanlıklara sahip olmayan coğrafyalara dayatılmaması gerekiyor. Cumhuriyetin zorla giydirdiği şapkayı andırmaması, oralarda herkesin giymeye alıştığı şalvarı lanetlememesi hatta…
İkinci bakış başlığı bu yüzden anlamlı. Ve bütün Anadolu bienalleri için de önemli bir örnek oluşturmayı deneyebilir. Manfred Beninati’nin Demirciler Çarşısı’ndaki dükkânı bu dileği çok iyi ifade ediyor. Beninati, Mardin’de bir süre kaldıktan sonra enstalasyonunu çarşının içindeki dükkânlardan birine kurdu. Dükkânın demir kepenkleri kapalı tutuldu. Fakat cam, dikdörtgen bir minik pencereyle içeriyi seyretmek, belki gözetlemek mümkün. İçeride bir yatak, tavandan sarkan bakır kapların birleştirmesiyle yapılan UFO’lar görünüyor. Gerçeküstü ortam Demirciler Çarşısı’ndaki bütün dükkânlara ve hatta bienalde yer alan tüm gündelik hayatın geçtiği mekânlardaki bakışımızı belirleyebilir.
Mardin’in ünlü yazmacısı Nasra Teyze de bienalde yerini bir otelde alıyor. Yazmasının yer aldığı geceliği yedi liraya kalınan Yeni Otel, sanat ve zanaatı, elle fikri, aynı çatı altında kimseye torpil yapmadan topluyor.
Öte yandan Mardin bienali, devletin GAP İdaresi, Başbakanlık Tanıtım Fonu gibi kurumlarla British Council, Amerika, Hollanda elçilikleri ve özel şirketlerin finanse ettiği çoğulcu gelir kaynaklarıyla incelenmeye değer bir yapı gözler önüne seriyor. Sadece özel şirketlere teslim olmamayı, aynı zamanda devletin kurumlarıyla ortak bir çalışmayı sürdürmeye cesaret etmesi ve bunu ikidir yapıyor olması bakımından özel sektörün himayesi altındaki İstanbul sanat dünyasına iyi bir örnek teşkil ediyor.
Üçüncü Mardin Bienali adına dilekler çoğalıyor şimdiden. Mardinlilerin daha çok müdahil olduğu bir bienal ufukta beliriyor. Mardin Sinema Derneği gibi Mardin’den inisiyatiflerin özverili, tutkulu katkıları olmadan gerçekleşemeyeceğini açık açık söyleyebileceğim bu büyük serginin yenisi için hazırlıklar başlasın!


Katılan sanatçılar 
Fikret Atay, Sami Baydar, Seyit Battal Kurt, Murat Şahinler, Hakan Irmak, Nurullah Görhan, Narsa Şimmes, Latifa Echack, Edy Ferguson, Francesca Gabbiani, Mona Hatoum, Pier Paolo Pasolini, Anri Sala, Hanri Sarkissian, Anne-Sauser-Hall, Hiraki Sawa, Shahzia Sikander, Rosemari Trockel, Mike Nelson, Marisa Maza, Eleni Panouklia, Wood and Harrison, Eli Cortinas, Dominique-Gonzalet Foerster, Ra di Martino, Sebastian Moldovan, Pae White, Manfredi Beninati, The Museum of Everything.

http://www.radikal.com.tr/110294511029450

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.