İKSV'den siyasi partilere açık çağrı

İKSV'den siyasi partilere açık çağrı
İKSV'den siyasi partilere açık çağrı
Seçimler yaklaşır, siyasi partiler seçim bildirgeleri, yani iktidara geldiklerinde yapacakları hakkındaki vaatleri hazırlarken kültür sanat dünyası da boş durmadı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) siyasi partilere kültür politikaları için 'önücelikler ve öneriler' listesi hazırlayıp yayımladı. Vakfın kültür politikaları çalışmaları kapsamında hazırlanan 10 maddelik metinde "Kültür Bakanlığı'nın bütçesi 2.5 kat artırılsın", "kültüre ulaşma anayasal hak olsun" gibi öneriler var...

1. Vatandaşların kültürel yaşama katılma, erişme ve katkı sağlama hakkı ile ifade özgürlüğü, devletin destek mekanizmalarının oluşması ve sürdürebilirliği açısından temel dayanaktır. Sanatçıların ifade özgürlüğü ile vatandaşların kültüre erişim ve katılım hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır.

2. Türkiye ’nin kültürel mirası bu topraklardaki tüm kültürlerin ortak birikimidir. Turizm, kalkınma ve bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi için büyük değer taşıyan, somut ve somut olmayan bu kültürel miras, kültürel çeşitliliği korumak ve kültürlerarası diyaloğu kolaylaştırmak için bir kaynak olarak görülmeli ve geliştirilmelidir. Kültürel ifadelerin çeşitliliğinin korunması ve geliştirilmesi için 2005 yılında UNESCO tarafından kabul edilen UNESCO Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi onaylanarak yürürlüğe sokulmalıdır.

3. Devletin kültür hayatındaki rolü, düzenleyici ve altyapı hazırlayıcı olmalıdır. Ülke çapında kültüre yaygın erişim ve katılım yolunda gerekli altyapı ve olanakların sağlanması için Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın genel bütçe içindeki payı ilk etapta %0,4’ten %1'e yükseltilmelidir.

MİLLİ PİYANGO GELİRLERİ SANATA...
4. Kültür politikaları sürdürülebilir kalkınma stratejisinin parçası olarak kurgulanmalı, kamu, kültürel zenginliği ekonomik değere dönüştürmek üzere kültür-sanat alanına düzenli şekilde destek sağlamalıdır. Bu yönde öncelikle atılması önerilen adımlar şunlardır:
a. Sponsorluk yasasının kapsamının genişletilerek, kültür, sanat ve eğitim alanında çalışan vakıfların sponsorluk desteği alabilmesi ve bu tutarların kurumların gelir ve kurumlar vergisinden %100 indirilebilmesine olanak verecek şekilde yeniden düzenlenmesi.
b. Kültür-sanat faaliyetlerinde bulunan ve Bakanlar Kurulu’nca vergi muafiyeti sağlanan Vakıflara yapılan teslim ve hizmet ifalarında vergi oranlarının sıfırlanması veya %1-2 gibi sembolik bir orana indirilmesi.
c. Milli Piyango gelirlerinin bir bölümünün kültür-sanat alanını desteklemek için tahsis edilmesi.

5. Türkiye'deki sanatsal üretimin artırılması ve çeşitlendirilmesi için tüm disiplinlerden sanatçıların ulusal ve uluslararası kültür-sanat faaliyetlerine katılımını destekleyecek fon ve teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. Bu doğrultuda sanatçıların üretim, nakliye, ulaşım ve benzeri giderlerini karşılayacak, hareket imkânlarını artıracak kamu fonları hayata geçirilmelidir. Oluşturulacak fonlar için kriterler, başvuru süreçleri, tahsis edilecek miktarlar ve yöntemler, uluslararası standartlarda, kolay erişilebilir ve şeffaf bir sistem ile belirlenmelidir.

BELEDİYELER SORUMLULUK ALMALI
6. Kültür politikaları, kentlerin ve bölgelerin potansiyelleri, öncelikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda yerel aktörler tarafından geliştirilmeli ve hayata geçirilmelidir. Yerelleşme sürecinin etkin olarak işlemesi için aşağıda özetlenen adımların atılması önemlidir:
a. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yerel birimleri ile il özel idarelerinin ve belediyelerin sorumlulukları ayrı ayrı tanımlanmalı ve bu alandaki tüm aktörlerin koordinasyon içinde çalışmaları için gerekli yetki devri ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
b. Yerel yönetimlerin kültür-sanat alanına kaynak ayırması ve bu kaynakların denetlenebilir ve şeffaf bir mekanizma aracılığıyla, kâr amacı gütmeyen kültür sanat oluşumlarına, sanatçılara veya sanatçı inisiyatiflerine kullandırılması sağlanmalıdır.
c. Kültür mekânları ve altyapının geliştirilmesi için, belediyeler tarafından genellikle bir program içeriği gözetilmeden inşa edilen kültür merkezleri yerine, akustiği, yerleşimi, teknik donanımı ve sahnesiyle kültür-sanat etkinlikleri için tasarlanmış mekânlar yaratılmalıdır.
d. Mevcut kültür merkezlerinin ihtiyaçlara cevap verebilecek bir yönetim modeline
kavuşturulması için, kent konseyleri, sanatçı örgütleri, kültür alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve kültür profesyonelleri karar mekanizmalarına dahil edilmelidir.
e. Kamu İhale Yasası’nda AB standartlarında yapılacak düzenlemeler ile STK’ların
sürece katılımını engelleyen ihale yönteminden vazgeçilmelidir.

7. Yaratıcı endüstriler istihdam yaratan, ekonomik kalkınmaya katkı sağlayan özellikleriyle kültür politikasında merkezi bir konuma getirilmelidir. Bu alanda gelişim için öncelikle sanatçılar ile kültür endüstrisi ve yaratıcı sektörlerde çalışanların sosyal hakları yasalarla güvence altına alınmalı, daha sonra ihtiyaç duyulan hukuki ve idari düzenlemeler tamamlanmalıdır.

8. Kültür alanında yapılacak her türlü planlamada sağlıklı istatistiklere ihtiyaç vardır. Kültür istatistikleri, veri oluşturulmasını ve veriler üzerinden mevcut kaynakların iyi kullanılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Kültür tüketimi, kültür sektöründe istihdam, kültürün kent ve ülke ekonomisine katkısı gibi başlıkların değerlendirilmesini sağlayacak verilerin tanımlanıp toplanabilmesi gerekir. Bu amaçla TÜİK vasıtasıyla kültür-sanat alanında ulusal bir veri bankası oluşturulmalı ve bu alandaki bilgi birikimine yatırım yapılmalıdır.

SANAT EĞİTİMİ POLİTİKASI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
9. Kültür ve sanat, bireyin entelektüel, akademik, kültürel, sosyal ve kişisel gelişimini sağlayacak kapsamlı bir eğitim programının vazgeçilmez bileşenleridir. Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının gelişimi, ekonomik refah ve sosyal uyumun sağlanabilmesi için sanat eğitimi politikası, ulusal kültür ve eğitim politikalarının öncelikli konularından biri hâline gelmelidir.

10. Türkiye’nin kültür-sanat alanındaki birikiminin uluslararası platformlara taşınması için, kültürel çeşitliliği ve zenginliği yansıtacak kapsamlı etkinlik programlarının hazırlanması ve kültürel diplomaside geleceğin dünya kültürüne Türkiye’nin potansiyel katkısının vurgulanması hedeflenmelidir. Bu doğrultuda, uluslararası kültürel işbirliği projelerinin değerlendirilme sürecini kolaylaştırmak üzere, Başbakanlık Tanıtma Fonu'nun bürokratik yapısı yeniden yapılandırılmalı ve bağımsız uzmanlar karar sürecine dahil edilmelidir.