İktidara karşı 'makas ve kesme' yöntemi

İktidara karşı 'makas ve kesme' yöntemi
İktidara karşı 'makas ve kesme' yöntemi

Çalışmalarını İzmir?de sürdüren Doç Dr. Gülay Yaşayanlar, biyoloji eğitiminin ardından resime yönelmiş.

Gülay Yaşayanlar'ın yeni resimlerinde fallus'u çağrıştıran imgeler yer alıyor. Sanatçı, 'Kullandığım makas ve kesme eyleminin de bu resim dizisini etkili kıldığını düşünüyorum' diyor.
Haber: CANAN ATALAY / Arşivi

ANKARA - Yaşamını İzmir’de sürdüren ve Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Resim Bölümü’nde doçent olarak görev yapan Gülay Yaşayanlar, ‘Encore’ isimli yeni çalışmalarını Ankara’da sergiliyor. Resim lisans eğitiminden önce Biyoloji okuyan Yaşayanlar, bu alanda edindiği birikimin yardımıyla, bitki motiflerinden yola çıkarak gerçekleştirdiği anlatımcı büyük boyutlu resimlerle ilgi çekmişti. Zaten resim sanatına yönelme kararını, biyoloji eğitimi sırasında yaptığı çizimleri gören arkadaşlarının ve hocalarının özendirmeleriyle almış. Aldığı resim eğitimi onun sanatını, hayatın ve yaşamın özü üzerine odaklandırdı.
Atlas Galeri’sindeki son sergisinde sanatçı, klasik resim malzemelerine ek olarak makasla biçimlendirdiği kâğıt yüzeylerle birlikte cinsel çağrışımlı bir yapı üzerine yoğunlaşıyor. Resimlerini oluşturan sayısız düzenlemelerini ‘Encore’ olarak tanımlayarak pembe ve mavinin saydam geçişkenliğinin simgeleştirdiği arayışlarda bedenin gizemini titizlikle görselleştiriyor. Sanatçıyla imge tekrarına dayanan sergisi vesilesiyle şiddet, eril-dişil diyalektiği üzerine söyleştik.
‘Encore’ serisi bedene yönelik gizemli, bir o kadar kapalı imgesel yapıları bir araya getiriyor.
Bu sergide ağırlıklı olarak yer verdiğim ‘Encore’ serisi, kavramsal düzeyde gerçekleşen bir beden algısını öne çıkarıyor. Uzun süredir üzerinde çalıştığım fallus’la özdeş imgesel yapılar, zaman içinde kendi alternatiflerini de gündeme taşıyarak yeni motiflerle bütünleşti. Toplumsal cinsiyet algıları çerçevesinde değerlendirdiğim simgelere dönüştürerek Lacancı bir söylem etrafında çeşitlediğim bir seri ‘Encore’.  Bu serideki resimler tuhaf ve tekinsiz bir ortamda şekillenen ero-psişik gözlemlerden oluşuyor. Bu kavramsal çerçeveyi esas itibarıyla kimlik, beden ve cinsellik algısına ilişkin tespitler ve tartışmalarla kurup geliştirdim. ‘Encore’ burada gerçek olduğu kadar sahte görünen bir ruh haline ve duyarlığa karşılık geliyor.   
Resimlerinizde gizli bir şiddet de var sanki?
Resimlerimdeki şiddet vurgusunu görsel dilin sürekliliği içinde gerçekten de ‘suskun’ bir düzeyde, potansiyel bir güç halinde ifade etmek istedim. Temel imgesel yapının fallus üzerine kurulduğu bir düzende güç ve iktidar ilişkilerinin yol açtığı tahribatı bu simgeyi yüceltmek ve imha etmek olanaklarıyla tartıştım. Dolayısıyla soyut ve şematik bir algının getirdiği saldırgan, ve rahatsız bir şiddet ortaya çıktı.  
Tuvalle başlayan resim serüveniniz bu sergide farklı teknikleri de deneyerek sürüyor. 
Tuvali dışlayan bir tavır içinde olmadığımı düşünüyorum. Ancak, uygun malzemeleri dönüştürmek kaydıyla bu yüzeyi zenginleştiren deneyimleri de büyük hazla öncelikli hale getirebiliyorum. Bu kapsamda 2007 yılından itibaren aralıksız ürettiğim dekupe edilmiş imge düzenlerini, resim yaklaşımımı zenginleştiren bir teknik açılım olarak görüyorum. Bir karakter olarak yapılandırdığım fallik imgelerin sınırsız sayıda varyasyonunu denediğim bu kurgusal düzenlemelerde kullandığım ‘makas ve kesme’ eyleminin de kavramsal çağrışımlarıyla diziyi etkili hale getirdiğini düşünüyorum. 
Dekupe edilmiş imgelerde ‘fırça’ yerine makasla yaratılan parçalanmalar nasıl bir etki yaratıyor, açar mısınız?
Dekupe edilmiş imgeler; iktidar göstergesi olarak geliştirilen simgelerin kısmi derecede parçalanmasına, bazen de mutlaklığına işaret eden muğlak bir boyutta anlam kazanıyor. Makasla parçalanan imge; aslında yeniden biçimleniyor burada. Hedeflenen iktidar; parça parça edilen söylem, salt cinsellikle alakalı; siyasal, kültürel ve sosyal bağlantıların da ötesinde özneyle ilişkilidir. Aslolan, bu dil olanaklarıyla görülmeyeni gösterme, akla getirme, açık ve anlaşılır kılma.
Cinsiyet farklılığını gösteren tek bir simgesel formun çeşitlemeleriyle birlikte toplumsal yaşama egemen olan normlara da karşı duruş da var mı?
Evet, tematik bütünlüğün toplumsal normlar ve cinsiyet algısı üzerine odaklanan bir karşı söylem oluşturma hedefi var. Ancak, sorunuzda vurgulanan cinsiyet farklılığını, sadece erkek egemen düzene yönelik bir eleştiri şeklinde anlamak eksik ve yanlış olacaktır. Keza son resimlerimde fallus ile eşdeğer, hatta yer yer onu öteleyen eril-dişil diyalektiği içinde konumlanan kabuksu formların yer aldığını belirtmek durumundayım. Aslında, ‘Encore’ dizisini fallus merkezli bir algılama çerçevesinde toplumsal yapıyı, gündelik hayatı, sanatı ve siyaseti ya da çok boyutlu ilişkiler sistemini irdeleyen aykırı düşünceler üzerine yerleştirerek nitelemek sanırım en doğrusu olacaktır. 
Gülay Yaşayanlar’ın ‘Encore’ isimli sergisi 22 Ocak’a kadar Atlas Sanat Galerisi’nde. Tel: 0312 468 59 04