@bahadir_ozgr

İktidarın balyozlarla yerle bir ettiği gazete

İktidarın balyozlarla yerle bir ettiği gazete
İktidarın balyozlarla yerle bir ettiği gazete

Sabi Sertel ve Halil Lütfi Dördüncü mahkemede yargılanırken...

Bu ülkede basın her yöntem kullanılarak susturulmaya çalışıldı. Hatta bu uğurda balyoz bile kullanıldı... Tarih Vakfı'nın Tan Matbaası baskınının yıldönümünde açacağı sergi, şu günlerde yine ağır bir yıkımla karşı karşıya kalan basının durumunu simgelemesi bakımından önemli.
Haber: BAHADIR ÖZGÜR - bahadir.ozgur@radikal.com.tr / Arşivi

Bir iktidar kendine muhalefet yapan bir gazeteyi nasıl susturur? Ekonomik olarak önünü keserek, hukuki baskı yaparak, polisiye tedbirlerle rahatsız ederek, siyasi tehditler savurarak... Peki ya balyozlarla yıkarak?

Evet, bu ülke böyle bir basını susturma yöntemine de tanık oldu malesef. 4 Aralık 1945'te yaşanan ve tarihe "Tan Matbaası baskını" olarak geçen olayın 69'uncu yılı.

Tarih Vakfı, tam da basının en zor zamanlarından birini yaşadığı şu günlerde, o baskının yapıldığı İstanbul Cağaloğlu’nda bulunan Halil Lütfi Dördüncü İşhanı’nın bir kısmını kültür sanat mekanına dönüştürdü. "Tan Evi" adıyla 4 Aralık günü açılışı yapılacak olan bu mekanın ilk sergisi de "Tan Baskını" olacak.

SİYASETİN FITRATINDA VAR

Tan baskını tarihe kara bir leke olarak geçti ama, aynı zamanda iktidar-basın ilişkisinin daha Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren nasıl kurulduğunun da bir örneği oldu. Nitekim, gazeteye yönelik açık şiddetin arkasında örülen tuhaf ittifak, Türkiye siyasetinin 'fıtratı'na dair önemli ipuçları veriyor.

Tan gazetesi, yayın hayatına 1935'te başladı. Üstelik Atatürk 'ün talimatı ve İş Bankası'nın sermayesiyle. Gazete bir anda dönemin en önemli kalemlerini bünyesinde topladı. Ali Naci Karacan ardından da Ahmet Emin Yalman başyazarlığını yürüttü. 1938'den sonra ise gazetenin sahipliği ve yönetimi Zekeriya ve Sabiha Sertel'e geçti.

Gazetenin çizgisini, 2. Dünya Savaşı'nın atmosferi belirledi. İki temel yayın ilkesine sahipti. Birincisi; tek parti iktidarını demokrasiye aykırı buluyordu. İkincisi ise o dönem yükselen Hitler hayranlığı ve savaş yandaşlığına şiddetle karşıydı. Gazetenin başına belayı da bunlar açtı zaten.

HERKES ORADAYDI: CHP 'LİLER, IRKÇILAR, DİNCİLER...

Hem iktidardaki CHP'nin tepkisini çekti hem de CHP'ye o kadar da sempatiyle bakmasalar da Hitler yandaşlığında hayli istekli davranan milliyetçi ve dinci kesimin hışmına uğradı. Böylece bir gazete, belki de birçok konuda birbirini suçlayan ve asla biraraya gelmeyecek geniş bir siyasi ittifakı karşısına almış oldu.

Kısa sürede gazetenin SSCB'nin güdümündeki bir yayın olduğu, komünist bir propaganda merkezi işlevi gördüğü yönünde güçlü bir algı oluşturuldu.

Nihayet 3 Aralık günü Vatan gazetesinde Hüseyin Cahit Yalçın ‘Kalkın ey ehli vatan!’ başlığıyla bir makale yayınladı. Ülkesini seven herkesi komünistlere karşı mücadeleye çağırdı. Aynı gün İstanbul Üniversitesi'nde de benzer bir içerikle öğrencilere konuşmalar yapıldı.

BALYOZLARLA SALDIRDILAR

4 Aralık günü olanları ise Zekeriya Sertel hatıralarında şöyle anlatır:

"4 Aralık 1945 gününün sabahı üniversiteli faşist gençler ellerinde önceden hazırladıkları baltalar, balyozlar ve kırmızı mürekkep şişeleriyle matbaaya saldırdılar. Orada bekleyen polisler olup bitene seyirci kaldılar. Görevlerini yapmaya kalkmadılar. Göstericiler, baltalarla matbaa kapısını kırıp içeri girdiler. Makinaları balyozlarla kırdılar. Binanın camlarını indirdiler. İçindeki eşyayı kırıp döktüler. Sonra ellerinde kırmızı boya şişeleriyle (Serteller nerede?) naralarıyla bizleri aramaya koyuldular. Amaçları, bizi çırılçıplak soyup üzerimize kırmızı boya dökmek ve sonra önlerine katıp sokaklarda (İşte kızıllar,) diye sergilemekti.”

Olayların ardından Tan gazetesi yayın hayatına son verdi. Sabiha ve Zekeriya Sertel yargılandılar, beraat ettiler ama ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar. Halil Lütfi Dördüncü, Tan gazetesini aralıklarla birkaç kere daha çıkardı. 6 Ocak 1959'da ise hemen yanındaki binada meydana gelen patlama sonucunda Tan Matbaası binasının tamamen yıkılmasıyla gazete bir daha çıkmamak üzere yayın hayatına son vermek zorunda kaldı.

Tan Matbaası'na saldıranların arasında Süleyman Demirel gibi daha sonra ülkenin yönetimine talip olan birçok siyasetçinin yanında, İlhan Selçuk gibi yine daha sonra tanınmış gazeteciler olacak isimler de vardı. O baskına kimlerin katıldığı, daha sonra ne açıklamalar yaptıkları özellikle Can Dündar'ın çalışmalarında tek tek yer aldı.

SERGİ 4 ARALIK'TA AÇILIYOR

İşte bu karanlık olay, 69 yıl sonra Tarif Vakfı'nın öncülüğünde yeniden gündeme geliyor. Küratörlüğünü Gökhan Akçura'nın yaptığı, Mehmet Ulusel'in tasarımlarıyla hazırlanan "Yokuşun Başı: Demokrasi Mücadelesinde Tan Gazetesi (1935-1945)" sergisi, 4 Aralık'ta açılacak. Bu sefer balyozlarla olmasa da ağır bir yıkımla karşı karşıya kalan basının halini özetleyen bu sergi, 31 Mayıs 2015'e kadar devam edecek.