'İktisat' tartışması

Devlet, kapatılan İktisat Bankası'nın sanat koleksiyonunu satıyor. Sanat dünyası ise "Koleksiyon dağıtılmamalı, aksi-
ne korunmalı'' diyor.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

'Alan da satan da zararlı çıkar'
İSTANBUL - Turgay Artam yönetimindeki Antik AŞ'nin 27 Ocak'ta düzenleyeceği özel bir müzayedede yeniden satışa çıkarılacak olan 'Kaplumbağa Terbiyecisi' adlı tablo ve diğer yüzlerce eser, 5 milyon dolar açılış bedeli ve 20 milyon dolarlık Commercial
Union sigortasıyla satışa sunulacak.
Satışın anlamı üzerine görüşlerine başvurduğumuz sanatçı, galerici ve sanat tarihçileri ise koleksiyonun parçalanmasının,
Türk resmine dair ciddi bir bellek kaybına neden olabileceğinin uyarısını yapıyor.
MEHMET GÜLERYÜZ/Ressam
Evvela, bu olayın sadece maddi yönüne bakılıyor. Devlet, bir alacağına mahsuben koleksiyona el koyuyor; bu birikimi paraya tahsil etme yoluna gidiyor. Devlette bu tür bir 'meta' birliğini değerlendirecek başka bir görüş oluşmuş mudur? Bürokratlarda böyle bir sorumluluk hissi var mıdır?
Ayrıca sanat yapıtının aktüel bedelinin hesaplanması zordur. Böyle bir koleksiyonun satışından, acilen ve devlet kanalıyla satışından bir kâr sağlanabileceğini sanmıyorum. Satılması halinde devlet hazır bir derlemeyi bozuyor olacaktır. Bunların acil satışı, eserlerin değerini koruyamayacaktır. Üstelik bu yapıtlar hangi ellere geçecektir?
Koleksiyonun aktüel piyasayı nasıl zedeleyeceği de önemli. Bunun bir 'borsası' var. Bu borsa da 'damping' etkisiyle zayıflayacak. Eğer devlet, değerlerin sadece maddi değerler olmadığını anlayacaksa, bunu dağıtmayacaktır. Tüm bu yapıtlar ülkenin düşünce hazineleridir, devlet özeni ister. Buna karar verecek bürokratların da hangi derecede hizmet niyetinde olduğu önemlidir.
Bugün Devlet, gerekliliğine inandığı her şeyi satın alabilmektedir. Kanımca, yapılacak bir müzeyle, Türk Plastik Sanatları kalkınacaktır.
ZEYNEP RONA/Eleştirmen
Kapanan ya da Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu'na devredilen bazı bankaların satışa çıkartılan malvarlıkları arasında, yılların birikimi olan sanat yapıtlarının da bulunması ve bunların da diğer mallar gibi birkaç saat içinde satılarak, darmadağın olması, bir daha yerine konulamayacak kültürel bir kayıptır. Bu konuda ilgililerin biraz duyarlılık gösterip, bunların dağılması yerine, toplu halde korunmasının yollarını araması gerekir. Türkiye'nin, 21. yüzyılda, artık sanat yapıtları ile sıradan büro malzemelerinin aynı kefeye konulmaması gerektiğini anlaması ve bu duruma bir çözüm getirmesi gerekmektedir. Ekonomik kriz, bürokrasi ve bilinçsizliğin yol açtığı bu kültürel kaybı önlemenin en akılcı yoluysa bu koleksiyonları dağıtmadan, bunlara sahip çıkabilecek devlet kurumlarına devretmek ya da bir kurum tarafından toplu halde satın alınmasını sağlamaktır.
YAHŞİ BARAZ/Galeri sahibi
1975-1976 yıllarından itibaren Erol Aksoy'un itinayla topladığı bir koleksiyondur. Tek tek seçilmiştir. Türk resmi içindeki yeri oldukça önemlidir. Klasik ve empresyonist ağırlıklıdır. Yer yer modern resimlerin seçkin örneklerini de içermektedir.
Bu aslında özel bir müzeye ya da devletin müzesine alınmalıdır. Zaten şu an resimler devletin kontrolü altında olduğu için, eserler burada elde edilecek paradan daha önemlidir. Para her zaman kazanılır. Fakat bu koleksiyonun dağılması son derece hatalıdır. Devlet müzeleri de allahlık olduğu için koleksiyonun özel bir müzeye
alınması gerekir. Eserler açık artırmaya sunulacaktır. Bunun sonucu bana göre, 'kim daha yüksek para verirse onu alacağı' bir müzayede olacaktır. Resimlerin dört beş sene bloke edilmesi ve gerçek değerinin beklenmesi gerekir. Bunu toplasanız, beş, altı, bilemediniz bir sürprizle 10 milyon dolarlık bir koleksiyondan bahsediliyor.
Ali Koçman koleksiyonunu Sabancı'nın aldığı hatırlanırsa, bir ihtimal Sabancı da bu koleksiyona talip olabilir Ama bugünkü durumda ister koleksiyon, isterse alıcı için ters bir zaman içindeyiz diye düşünüyorum.
Dr. KIYMET GİRAY/Türkiye İş Bankası Sanat Danışmanı
Krizin yarattığı sıkıntı sanata yansıyor. Krizler, kültürel değerler gözardı edildiğinde patlıyor. İkisi birbiriyle çok ilintili. Toplumlar kendi birikimlerini yok saymaya başlayınca zaten tüm değerleri de yok saymış oluyorlar. İktisat Bankası'nın elinde, ya da bir başka bankanın elinde bulunan sanat eserlerinin haraç mezat satılmasına şiddetle karşıyım. Bu kolay bir iş değil. Genç nesillere gösterebileceğimiz neler var diye düşündüğümüzde, mimarimizin, kentlerimizin doğal güzelliklerinin yok edildiğini ve sanatla ilgili birşey bırakmadığımızı düşünürsek, ağır sorumluluk altına girmiş oluruz. İktisat Bankası'nın müze kimliğine bürünmüş koleksiyonu, gerçekçi olarak değerlendirilmeli. Nedir ve hangi önemi taşımaktadır? Bunun müzeye dönüşmesini sağlamanın yolları aranmalı. Koleksiyonun, diğer büyük koleksiyon sahiplerine topluca devredilmesinin yolları aranmalıdır.
Tartışmada yarın: Antik AŞ yöneticisi Turgay Artam ile röportaj.