İlham kaynağı kötek

Ayrıntı Yayınları 'Yeraltı Edebiyatı' adlı yeni bir diziye başladı.
'Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, beyaz zencilerin, aşağı tırmananların, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin, uçurumdan atlayanların...

İSTANBUL - Ayrıntı Yayınları 'Yeraltı Edebiyatı' adlı yeni bir diziye başladı.
'Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, beyaz zencilerin, aşağı tırmananların, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin, uçurumdan atlayanların... dili, sesi' biçiminde içeriklendirilen dizinin ilk kitabı Chuck Palahniuk'un 'Dövüş Kulübü' adlı, filmi de çekilen ünlü romanı.
Yazar Türkçe'de ilk kez yayımlanıyor. İlk romanı 'Dövüş Kulübü' ile 'tüketim kültürüne, hırs ve üstünlük duygusuna, güzellik idealine ve iş dünyasına' zehir zemberek bir eleştiri yönelten Chuck Palahniuk, bu tutumunu diğer kitaplarında da sürdürdü.
Yarattığı karakterler gibi tuhaf işlere girip çıkan, uçlarda bir yaşamın kahramanı o. Mesela, diğer kitabı Invisible Monsters'ı yazmaya bir vücut geliştirme salonunda çalışırken karar vermiş. Kitabı yazması ise oturup saçma sapan moda dergileri okuduğu, bir çamaşırhanede geçen günlerine denk düşüyor. Yazarla, Literary Newsletter Website'da yayımlanan bir söyleşisini sunuyoruz.
Yazmaya nasıl başladınız ve neden yazıyorsunuz?
Yazmaya başladım, çünkü okumayı çok seviyorum. Bütün çocukluklarını tedavi görerek geçiren hastalıklı çocukların, doktorları kahramanlaştırması ve ileride doktor olması gibi bir şey bu. Çocukluğumda kitaplar uykusuzlukla başa çıkmakta kullandığım en önemli şeydi. Bütün gece kitap okurdum. Okulda gözlerimin etrafında koca koca torbalarla dolaşırdım.
Bugün yazı yazmamın nedeni ise, ilgimi çeken kitaplar bulmakta giderek daha çok zorlanıyor olmam. Birinci sayfadan sonra kitapları elimden bırakıyorum. 'Kendin için nasıl bir arkadaş istiyorsan sen de öyle ol' denir ya, benimki de öyle bir şey. Ben de okumak istediğim türde kitaplar yazıyorum.
'Dövüş Kulübü' fikri aklınıza nereden geldi?
Bir ara tatile gitmiş ve orada biriyle kavga etmiştim. Sonra da suratımda morluklarla işimin başına dönmüştüm. Aylarca kimse o morluklarla dolu yüzüme bakmadı. O zaman anladım ki özel hayatınızda canınızın istediğini yapabilirsiniz, yeter ki insanların neler olduğunu öğrenmek istemeyecekleri kadar berbat görünmeyi başarabilin.
'Dövüş Kulübü'nü romanlarınızı reddedenlerden
intikam almak için yazdığınız doğru mu? Olanlar biraz ironik görünüyor.
Evet doğru, biraz ironik. Kaybedecek hiçbir şeyim kalmadığına karar vermiştim. Yazdıklarım nasıl olsa hiçbir zaman gün ışığına çıkmayacaktı, o yüzden canımın her istediğini yazabilirdim. Reddedilme ihtimaline karşı da, yolladığım adresli geri gönderme zarfının zamklı şeridine zehir sürebilirdim.
'Dövüş Kulübü'nde anlattığınız kanser hastaları dayanışma grupları gibi organizasyonlara gerçekten katıldınız mı?
Ölmekte olan genç ve parasız insanlar için açılmış bir bakımevinde gönüllü olarak 'refakatçilik' yapmıştım. Hastabakıcılık yapmayı ya da yemek pişirmeyi bilmediğim için, onlara şoförlük yapıyordum. Çoğu zaman onları bu tip dayanışma gruplarına götürüyor, bir kenarda oturup bekliyordum. Orada olduğum ve ölmekte olmadığım için suçluluk duyuyordum, ama bu gezintiler sayesinde hayatımın geri kalanında her şey gözüme şahane ve toz pembe görünüyordu.
Çok okur musunuz? Şu sıralar en çok okumak istediğiniz kitap hangisi?
Zor bir soru. Bir kitaptan söz edildiğini duyar duymaz gidip satın alıyorum. Brett Ellis'in yeni bir kitap yazdığını duydum, onu okumak istiyorum.
Yazdıklarını yayımlatmaya çalışan yazarlardan
en sık hangi soruları duyuyorsunuz?
Herhalde en sık duyduğum soru 'Kitabımı yayımlatmak için ne yapmalıyım?' sorusudur. Onlara cevabım şu: O kadar şaşırtıcı, o kadar küstahça bir şey yazın ki, her Allahın günü sabahtan akşama kadar deste deste, sıkıcı dosyalar okumaktan bezmiş insanların dikkatini çeksin. Bu insanlar kitappları sevdikleri için yayınevlerinde çalışmaya başlamış kişilerdir, ama ellerinden geçenin büyük bölümü sıkıcıdır.
Eğer onları güldürebilir, korkutabilir, onlara ilgi çekici bir şey öğretebilirseniz size minnettar kalırlar. Yazdığınız şey o kadar iyi olsun ki, başka bir yayınevi tarafından kapılacağı ve onlara çuvalla para kazandıracağı korkusundan sizi reddedemesinler.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir roman var mı? Varsa, bize biraz ipucu verir misiniz?
Yeni romanım son derece karanlık bir seks komedisi. Dövüş Kulübü'nde şiddeti kullanarak yaptığım şeyi bu romanda seksi kullanarak yapmaya çalışıyorum. Playboy şimdiden kitabın iki bölümünü satın aldı, bu sene içinde dergide kısa hikaye olarak yayımlanacaklar.
Dövüş Kulübü/Chuck Palahniuk/ Çeviren: Elif Özsayar/ Ayrıntı Yayınları/ 208 sayfa/
6 milyon 5 yüz bin lira
***
'Bedensel tahribat ilginçtir'
'Dövüş Kulübü'nde baş kahramanınıza uykusuzluk çektirip dayak yediriyor, 'Invisible Monsters'da bir mankenin suratını darmadağın ediyorsunuz. Sizi insan tabiatının karanlık tarafına
çeken şey nedir?
Bugüne dek, bireysel kimliğin bir anda yıkılıp gitmesi bağlamında beni en çok çeken metafor bedensel tahribat oldu. Bu yıkılışın ardından roman kahramanı daha iyi, daha kuvvetli bir kişiye dönüşür, geçmişi ona eskisi kadar ayakbağı olmaz. ikinci kitabım 'Survivor'da da öykünün anlatıcısı erkek kardeşinin bedenini tahrip eder. Bu metaforu bir daha kullanmamak niyetindeyim.