İnsan anlatamıyorsa ağaç anlatır

İnsan anlatamıyorsa ağaç anlatır
İnsan anlatamıyorsa ağaç anlatır
Sabahattin Ali'nin öldürülmesine tanıklık eden ağaç, 'Ağaç İrfan' oyunuyla dile geldi. Oynayan İnsan Tiyatrosu, bu acı olayı çağdaş gölge tiyatrosu tekniklerini kullanarak anlatıyor
Haber: NİHAN BORA / Arşivi

Ormanın derinliklerindeki karanlık onun trajik ölümünü mü saklıyordu, yoksa aynı orman onun en iyi arkadaşı mıydı? Sabahattin Ali, Istıranca Ormanları’nda katledildiğinde 41 yaşındaydı. Hep o sırtını dayayıp kitap okuduğu ağaç, bu cinayete tanıklık etmişti. Sabahattin Ali’nin cinayeti, şimdi bir ağacın tanıklığıyla sahnede.
Sahnenin iki köşesine yerleşmiş müzisyenlerin hareketli şarkısı ve ardından bir anlatıcının sahneye çıkmasıyla başlıyor oyun. Anlatıcının oyun boyunca söyledikleri gölge oyunları eşliğinde perdeye yansıyor.
Yönetmen Halil Ersan, Türk tiyatrosunun içinde bulunduğu durumdan bağımsız yeni bir biçimin arayışında olduklarını söylüyor. “Bize yeni anlatım dilleri gerekliydi. Çünkü gelenekten beslensek de günümüzde bunu biraz araştırmamız gerekiyordu.” Gölge tiyatrosunda en son Hacivat-Karagöz’ü hatırlayan izleyici için bir nostalji yaratacağını söylemek mümkün. Sahneleme tekniğini deneye yanıla geliştirdiklerini söyleyen Ersan, “Epik kuramdan beslendik ama anlatı her zaman ön planda tutuldu” diyor. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen açıklığa kavuşturulamayan bu olayın nasıl oyunlaştırıldığını oyun yazarı Serkan Bilgi şöyle anlatıyor: “Önce bir ‘ağaçinsan’ fikri oluştu kafamda. Çıkıp bize hikâye değil, anı anlatacak biri. Edip Cansever’in bir arkadaşı bize ondan bahsetmediğine göre bunu bir tanık ağaç pekala yapabilirdi. Sabahattin Ali’nin hassas ama önemli konu-m-uyla karşılaştım sonra. Bu uzun soluklu anlatıya en hassas anıyla başlamak istedim.”
Bilgi, ağaç tanıklığının farkını şöyle anlatıyor: “İnsanın tanıklığı hukuki bir kavramdır, doğanın tanıklığıysa sanatsal. Hukuk yargılamazsa sanat yargılar. ” Oyunun yazarı Serkan Bilgi, arşiv araştırmalarında ilginç sonuçlara ulaşmış; Sabahattin Ali ile Nâzım Hikmet aslında akrabaymış, bu soyağacında Oktay Rıfat da bulunuyormuş.
Oyun, konusu itibariyle duygulu ama bir yandan da eğlenceli. Bu durumun bilinçli olarak tercih edildiğini, oyunun bir anma değil, sadece hafızayı canlı tutma çabası olduğunu söylüyorlar. Ekibin derdi Sabahattin Ali’yi hiç tanımamış bu nesle olayları anlatmak. Bunu da duygu sömürüsüyle değil, neşeli ama gerçekçi bir yaklaşımla yapıyorlar.
Toplumsal belleği canlı tutmak amacıyla kurulan Toplumsal Bellek Projesi, Ağaç İrfan serisine devam edecek. ‘Ağaç İrfan-Istıranca Ormanları’ndan sonra Nâzım’ın yurttan kopuşunu, Sivas’ı, Turgut Uyar’ın yenilgi günlüğünü ve Oğuz Aral’ı anlatmayı hedefliyorlar ve diyorlar ki: “Tiyatro için bir şakadır Ağaç İrfan. İnsanı insana ağaçça anlatacak.”
Oyun tarihleri
25 Şubat, 10-24 Mart, 7-21 Nisan
Kenter Tiyatrosu