İnsan gerçeğinin aynası

Anadolu insan gerçeğini 'insan aydınlığıyla' harmanlayan Neşet Günal'ın her deseni kendinde başlıyor.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Anadolu insan gerçeğini 'insan aydınlığıyla' harmanlayan Neşet Günal'ın her deseni kendinde başlıyor. Ve yine kendinde, yani insanda sona eriyor. Kökleriyle kardeşçe yaşayan upuzun, dimdik bir ağacın onuruyla sanat yaşamında 60'ıncı yılına
'merhaba' diyen ve bundan çok uzun yıllar sonra da yaşamaya devam edecek olan Günal'la
evinde görüştük. Kendi gerçeğinin resminin peşinden gittiğini ifade eden Günal, hayata olan tavrının kâğıttaki, tuvaldeki aynalarına
dair sorularımızı büyük bir sabır ve ilgiyle yanıtladı.
Neşet Günal gerçeğiyle resimde gerçekçiliğin ilişkisi nedir?
Resimdeki kavramlar kesin değildir. Genel eğilim olarak gerçekçiyim. O doğrultuda sorumluluğumu biçimlendirdim. Benim gerçekçiliğim, bana özgüdür. Dayanakları
Anadolu insan gerçeği ve Anadolu yaşam gerçeği. Anadolu yaşam gerçeğinin dışına çıktığımızda başka ülkeler de var. Oralardaki ressamlar da gerçekçiliği benimsemiş ve kendilerine sorumluluk alanı yapmışlar ise, onların gerçekçiliği değişebilir.
Gerçekçiliği basitçe tarif edersek: Nesnel görüntülerin olduğunca resime, tuvale yansıtılması. Ama bu çok katı ve resimsel değerlerin dışında bir tarif olarak alınabilir.
Benim gerçekçiliğim doğrudan doğruya resmimin içeriği ile ilgili bir gerçekçiliktir. Bu gerçeklikten hareket ederek resmimin biçimsel sorunlarını oluşturuyorum. Ve bu sorunları başından bu yana belli bir çizgide, sapmalar yapmadan oluşturdum ve sonuna kadar geldim.
Sonra bakın, hiçbir zaman bir ressama gerçekçi ya da dışavurumcu diye katı bir tanımlamayla yaklaşılmaz; hep yan şeyler vardır. Mesela ben hep söylerim. Bende dışavurumcu öğeler de var. Gerçeküstü, hatta bazen fantazist öğeler de var. Tümü benim gerçekçi tavrımı belli bir yoğunlukta seyirciye aktarmak için kullandığım öğelerdir.
Figürlerin konturları, resminize teatral bir etki de katıyor.
Konturlardan çok, kurgulamalarda bu oluyor. Hakikaten iyi bir noktaya dokundunuz. Benim büyük kompozisyonlarım gerçeğin yansıtılması değil; gerçeğin akılcı bir yolla yeniden düzenlenmesi ve seyirciye sunulması. Bu bakımdan teatral bir kurgulama söz konusu
olabilir. Figürleri dizerken içerik bakımından sorunlarımı çözdüğüm gibi, o içeriğe paralel bir davranışla biçim sorunlarımı çözmüş oluyorum. Biçim sorunlarını çözmezsem eğer, resimlerim plastik yönden, resimsel yönden geçerli olmaz.
Muhakkak, duyarlı olduğum konuyu özgün bir dille aktarabilmem lazım. Bunu başından beri bulmaya çalıştım. Burada da ağırlık desende. Desen ağırlıklı figürler bunlar.
Benim resimlerim diziler halindedir. Bu resimlerdeki figürlerin her birinin kendine özgü hikâyesi olduğu gibi, birbiriyle de ilişkileri vardır. Bunların hepsi, belli bir yaşamın tamamlayıcılarıdır.
Eserlerdeki arka planı ve nesneleri de unutmadan, resminizi figür mü, boşluk mı üretiyor?
Figür temeldir. Anlatımımın temel öğesidir. Figür, insan anlamındadır. Yaptığım resimlerimin bir ucundan bir ucuna bir hikâye, bir dram söz konusudur. Bu düzenlerde
insanın yeri başka, insanın konumunu destekleyen doğal yahut yapay çerçeve başkadır. Başka deyişle, benim resimlerim tümüyle bir toplumsal eleştiridir.
Bu eleştirinin içinde haliyle politik tavır
da vardır.
Eğer eleştiri toplumsal bir eleştiri ise, toplumsal yaşamın bütün çelişkileri de orada yansıyor demektir. Hele Anadolu'nun yaşam gerçeği ile biz kentliler ya da genel bakımdan insanların içinde yaşadığı gerçekler
vurgulanırsa, tümüyle bizim Türk toplum yaşamının çelişkileri vurgulanır. Bir eleştiri getiriyorum, tavır koyuyorum. Doğrudan doğruya hiciv yoluyla ya da başka politik öğelerle yapılmış bir eleştiri değil bu. Kendi yapısında, doğasında var bu eleştiri. Ve bu benim için çok önemlidir.
Bende ironi yoktur. Gerçek konum ve gerçek tavır vardır. Abartmalar ve çarpıtmalar yoktur.
Neşet Günal'ın retrospektif desen sergisi 17 Haziran'a dek Milli Reasürans'ta. Tel: 0212 230 19 76


    ETİKETLER:

    İstanbul

    ,

    Anadolu