İnsan isterse her şeyi yapar

Aynur, yalnızca 'fotoğrafı çekilirken gerilenler'den değil. Kayıt cihazının kırmızı ışığının yandığını görünce 'heyecanlanıp söyleyeceklerini unutanlar'dan da aynı zamanda. Heyecanlı.
Haber: TÜMAY YAZICI / Arşivi

İSTANBUL - Aynur, yalnızca 'fotoğrafı çekilirken gerilenler'den değil. Kayıt cihazının kırmızı ışığının yandığını görünce 'heyecanlanıp söyleyeceklerini unutanlar'dan da aynı zamanda. Heyecanlı. Kahverengi gözlerine bakmanız bile yeterli bunu anlamanız için; parlıyor. Kendi deyişiyle 'yıllarca dikenlerin üstünde yürüdükten' sonra nihayet muradına ermiş. 'Keçe Kurdan' (Kürt Kızı) isimli ilk albümü geçen cuma günü piyasaya sürüldü. "Tam dokuz ay 10 gün sürdü," diyor albümünün hazırlık aşamasından bahsederken: "Tesadüf değil bu" diyor süreyle ilgili olarak.
Dokuz ay 10 günün sonunda dünyaya getirdiği 'nur topu gibi bebeği'nin ismi de, Şivan Perwer'in bir türküsüne ait. 'Neden albümüne bu adı koydun?' diye sorunca hiç beklemeden yanıt veriyor: "Çünkü o 'Keçe Kurdan' benim." Aynur hakkında tüm bildiklerimiz, albümüne de sesine de kimsenin kayıtsız kalamayacağı güzellikte ve güçte olduğu. Tülay German'ın da dediği gibi 'dumanlı dağları, coşkun ırmakları, güneşi, toprağın mis kokusunu taşıyan Aynur'un olağanüstü sesi, doğa gibi etkileyici'. Ve tabii, sohbet koyulaşmadan kendini belli eden o doğal havası.
Şivan Perwer'den 'Keçe Kurdan'ın yanı sıra 'Min Biriya Te Kiriye'yi (Ben Seni Özledim) de yorumlamış. Abdullah Yüce'nin 'Ölürsem Kabrime Gelme'si de 'yeniden hayat verdiği' eserler arasında. Sözü ya da müziği kendisine ait olanlarla anonim eserler buluşmuş. Albümün, Aynur'un sesi ve parmak ısırtacak yorumu dışındaki diğer 'ölümcül silahı' ise düzenlemeleri.
Serdar Ateşer, Aykut Gürel, Kemal Sahir Gürel, Burhan Bayar, Cem Yıldız, Murat Uncuoğlu... İş, onlarla da bitmiyor. Yarkın Ritim Grubu ve Erkan Oğur da albüme destek olan isimler arasında. "Albümdeki eserleri, 200 parçanın arasından seçtik. Repertuvar seçimi konusunda özgürdüm. Albümün başarısı da burada yatıyor zaten. Herkes samimi duygularıyla, içindeki müziği ortaya koydu. Herkesin çok büyük emeği geçti" diyor.
'Kuzularla büyüdüm'
Aynur, 1 Mart 1977'de Tunceli'de dünyaya gelmiş. "Köyde doğdum, büyüdüm ve yaşadım" diyor. İlkokulu Tunceli'de, ortaokul ve liseyi de Elazığ'da okumuş. 90'ların başında da ailesi ile birlikte İstanbul'a göç etmişler: Liseyi de İstanbul'da tamamlamış. "İstanbul'a gelince müzikle tanıştım. Öncesinde müzik yoktu. Köydesin. Koyunlarla kuzularla büyüyorsun."
İstanbul'a geldikten sonra 'kanal' arayıp durmuş. Bir yandan şehre uyum sağlamaya çalışıyor, öte yandan da müzikle ilgili ne yapabilir onu araştırıyormuş: "Evdekiler tedirgin. Arkadaşlarım, türkü söylediğimde 'Çok güzel söylüyorsun. Neden müzikle uğraşmıyorsun?' diyorlardı. Bende de hiç altyapı yok. Müzik dinlememişim daha önce. Arkadaşlar beni gaza getirdiler. Araştırmaya başladım."
Arif Sağ Müzikevi'ne yazılıp bağlama ve nota dersleri almaya başlamış. O dönemde bir albüm kaydetmiş. Ama istediği gibi olmamış. Bu arada yurtdışından konser teklifleri gelmeye başlamış. Avrupa'da solo olmasa da düzenlenen çeşitli gecelerde çıkıp söylemiş. Viyana'da kalmış iki ay:
"Belki bir okul bulurum diye ama olmadı," diyor. Türkiye'ye dönmüş. Akademi İstanbul'da şan derslerine başlamış ve ikinci kez albüm için stüdyoya girmiş. Ama bu denemesi de, ilki gibi hüsranla sonuçlanmış.
Konser vermek için gittiği İngiltere'de kalmış bir süre. "Orada oturup düşündüm" diyor Aynur, kendisi için neyin doğru olup olmadığını: "Kendimi geriye çekmek istedim. Tamamlamam gereken ne var, onları ve kendimi anlamaya çalıştım" diyor. "Köydeki düğünlerde çıkar söylerdim. Tek bildiğim de, düğünlerde söylenen türkülerdi. Ceylan'ın, Küçük Emrah'ın albümleri gelirdi sadece bizim oraya."
Keşfedilmesi de İngiltere'deyken olmuş. Onu keşfeden de, albümünü yayımlayan plak şirketi Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltık: "Hasan ilk başta kafasında bazı şeyleri belirlemek istiyordu. Kalan ismini duyunca bayağı heyecanlandım. Bir an önce olsun istiyordum, o kadar bekledikten sonra. Üç yıl gittim geldim Kalan Müzik'e."
Selda Bağcan'dan Şivan'a
Türk müziğinin yanı sıra Kürt müziğini kavramaya çalışmış.
Okurken harçlığını biriktirip satın aldığı ilk albüm, Selda Bağcan'ın
'Yürüyorum Dikenlerin Üstünde'siymiş. "O albümünü ezberlemiştim. Her yerde o albümdeki şarkıları söylüyordum," diyor ve ekliyor: "Hatta onun gibi söylüyordum." Selda'yı, Arif Sağ, Erkan Oğur, ardından da Şivan Perwer, Ciwan Haco takip etmiş: "Kürt müziğinde keşfedilmesi gereken o kadar güzel şey var ki" diyor Aynur ve aşk, ayrılık, hasret gibi dil, din, ırk tanımayan evrensel duygular üzerine söylenmiş çok güzel sözler olduğunun altını çiziyor bu müzikte.
Anjelika Akbar'ın 'Bach A L'Orientale' albümünde yer almış bu arada.
Murat Uncuoğlu ile tanışması da, yine bu döneme denk düşüyor. Doublemoon etiketiyle çıkan 'East2West Ethno-Electronic Tales from Istanbul' başlıklı derleme albümde Uncuoğlu'nun Orient Expressions projesine vokalde eşlik etmiş. Öncesinde ise Grup Yorum'la çalışmış. 'Işıklar Sönmesin' filminin soundtrack'inde yer almış.
O bunlarla uğraşırken Hasan Saltık da projeyi kafasında netleştirmiş:
"Serdar Ateşer ile bir parça kaydettik, çok beğenildi. Baktım iş, albüm çalışmasına dönmüş. Kadroyu Hasan Saltık oluşturdu. Tek kişiyle değil de birçok aranjörle çalışılması gerektiğine karar verildi."
'Keçe Kurdan'ın çalışmaları boyunca ailesi desteğini esirgememiş. Hatta annesi, repertuvar konusunda yardımcı bile olmuş: "Hangi eserin bana uygun olup olmayacağı konusunda yorumlarda bulundu" dediği annesi, zaten onun hep şarkı söylemesini istermiş. Babası? "O okumamı istiyordu." Ama engel de olmamış. Aksine müzikteki ısrarını görünce, bir de ortaya en az diploma kadar kıymetli böyle bir albüm çıkınca, "İnsan isterse her şeyi yapar. Yeter ki istesin!" diyerek üstü kapalı da olsa takdir etmiş kızını.