'İnsancıl bir komedi bu'

Ünlü oyuncu Tom Hanks ile Catherine Zeta-Jones'un başrollerinde oynadığı Steven Spielberg'in merakla beklenen filmi 'Terminal' 10 Eylül'de Türkiye'de gösterime giriyor.

VENEDİK - Ünlü oyuncu Tom Hanks ile Catherine Zeta-Jones'un başrollerinde oynadığı Steven Spielberg'in merakla beklenen filmi 'Terminal' 10 Eylül'de Türkiye'de gösterime giriyor. Filmin konusu hayli ilgi çekici: Bir Doğu Avrupa vatandaşı olan Viktor New York'a gelir. Geldiği bu büyük kentten ülkesine geri dönmek üzere havaalanında beklerken yaşanan siyasal karmaşalar sonucu ülkesi haritadan silinir ve pasaportuna el konulur. O da çaresiz kalarak havaalanında yaşamaya başlar, zamanla havaalanı görevlileri ile dostluklar kurar, hatta bir hostese âşık olur. Spielberg'e göre 'Terminal', her şeyden önce çok insancıl bir komedi...
Filminizdeki Viktor karakterinin imgesel boyutu var mı?
Hayır. Ben Viktor'u dünyanın en gerçekçi insanı olarak gördüm. Her ne kadar Jacques Tati'nin havaalanındaki görüntüsü aklımda çok düşsel bir şekilde yer ettiyse de hikâyeyi gerçekçi bir tarzda ele alıp işledim. Ayrıca, bildiğiniz gibi bu hikâye Charles De Gaulle Havaalanı'nda zorla ikamet ettirilen birinin gerçek macerasından esinlenilerek yazıldı. Ama, başta zorlaydı, şimdi kendisi orada yaşamayı seçmiş durumda. Bu hikâye, filmin yapımcısı Andrew Nichols tarafından keşfedildi ve beni hemen büyüledi.
Ve bunu, bir komedi konusu olarak gördünüz?
Çok insancıl bir komedi hem de. Viktor, insan ırkına karşı çok fazla merak ve saygısı olan, onlara güvenen ve her şeyin iyi tarafını görmeyi ve bunu da bulmayı başaran bir insan. Tom Hanks bu rolde çok yaratıcı olduğunu gösterdi. Filmde, çoğu kendine ait birçok yaklaşım getirdi. Kamera ile cesur bir etkileşime girdi ve havaalanın kurulduğu bu devasa platoyu kullanmasını çok iyi bildi. Filmin insani bir etkileyicilik kazanması Tom Hanks'in insanüstü çabaları sayesinde oldu diyebilirim.
Bir havaalanının benzerini birebir yeniden kuran bu stüdyo dekoru, sizin filminizin önemli öğelerinden biri.
İlk kez gördüğümde bir çocuk gibi hayretler içinde kalmıştım. Çocukken size bisiklet gibi büyük bir hediye alındığında, hediyenin yanına gelirken gözlerinizi kapatmanız söylenir. Yine aynı şekilde, havaalanı hazır hale geldiğinde beni buraya sürpriz yapmak için, gözlerimi kapatarak sokmuşlardı. Bu, benim filmlerde kullandığım dekorların en büyüğüydü.
Steven Spielberg'ü en fazla temsil ettiğini düşündüğünüz filminiz hangisi?
Çok fazla komedi çekmedim. Filmlerim genellikle dramatikti, ama bunları en önemlileri olduğunu söyleyemem. Zaten 'önemli' kelimesinden hoşlanmıyorum, bu biraz kendini beğenmiş bir ifade. Önemli olan, bir filmin neyi ilettiği, filmi gördükten sonra sizde neyin canlı kaldığı. 'Er Ryan'ı Kurtarmak' ya da 'Schindler'in Listesi'nin insanlara bir şeyler aktardığını düşünüyorum. Benim tercihim, madem ki bu bana bir şeyler öğretiyor ve beni heyecanlı, zengini yapıyor; ister komik ister dramatik, türü ne olursa olsun güzel bir hikâye anlatmaktır.
'Terminal'de anlattığınız hikâye günümüz dünyasına bir göndermede bulunuyor mu?
Bu hikâye, geldiği yerler ve kültürleri çok farklı insanlar arasında kurulan ilişkileri gözler önüne seriyor. Ama Viktor Amerika'ya yaşamaya gelmiyor, babasına karşı bir gönül borcunu yerine getirip evine dönmek istiyor. Bugünün dünyası derin bir evrim safhasında, çok karanlık. Ve her kriz döneminde olduğu gibi günümüz dünyasında da insanlar kaçma ihtiyacı, biraz gülümseme ve gülme ihtiyacı hissediyorlar sürekli. Zor dönemlerde insanlara eğlence taşımak Hollywood'un bir geleneğidir ve işte bu nedenle insanı mutlu eden bir film çekme ihtiyacı hissettim. (Le Figaro)