İran sanatı sınırı aştı

İran, Şark'la Garp arasındaki kültür yaylalarının memleketi; adeta ezelden beri farklı uygarlıkların kavşağı.
Haber: SEMİRAN KAYA / Arşivi

BONN - İran, Şark'la Garp arasındaki kültür yaylalarının memleketi; adeta ezelden beri farklı uygarlıkların kavşağı. Bu coğrafyayı tanıtan 180 obje, ülkenin kapılarını dünyaya kapatan İslam devriminden yaklaşık yirmi yıl sonra Tahran Müzesi'nin raflarından çıkıp Avrupa'nın ilgisine sunuldu.
Bonn'da açılan '7000 Yılın İran Sanatı-Tahran İran Müzesi'nden Şaheserler' adlı sergiden söz ediyoruz. Ne yazık ki serginin iddialı adını tam olarak karşılayamadığını, ancak İran'dan gelip geçen uygarlıklar hakkında bir fikir verebildiğini hemen belirtmek gerekiyor. Tabii bu gerçek, kimileri ilk kez İran sınırları dışına çıkan eserlerden oluşan serginin önemini ve Almanya'da gördüğü ilgiyi azaltmıyor.
'7000 Yılın İran Sanatı', geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Yapıtlar, milattan 6000 yıl öncesinden başlayarak milattan sonra 10. yüzyıla kadar gelen farklı tarihlere ait. Bu periyodun ilk beş bin yılına ait çok fazla eserle karşılaşmıyoruz.
Geometrik desenli çanaklar erken dönemin gözde yapıtları olarak dikkatimizi çekiyor. Avcı toplumların, yerleşik üretici sisteme geçtikleri Neolitik Devrim'den kalma iki toprak figür de öne çıkan yapıtlar.
Milattan 3 bin yıl önce ilk önemli buluş yapılıyor: Çiviyazısı. Böylelikle tüccar dilindeki sayılar ve basit kelimeler yazıya dökülebiliyor. Bunu küçük toprak levhalar ispat ediyor. MÖ 1000 yılında İran'daki ilk bronz işçiliği Luristan'da görülüyor.
Achaimenid Hanedanı'nın 558'i nci senesinden itibaren gelişen Kral Kyros-Dareios ile oğlu Xerxes zamanındaki el işçiliği (MÖ. 486-465) İran sanatının doruk noktalarından birini oluşturuyor. Bu uygarlık Büyük
İskender'in MÖ 330 yılındaki istilası sırasında yakılıp yıkılan Persepolis'le birlikte sona eriyor. Özel bir odada Persepolis'teki muhteşem yapıları ve Achaimenid Hanedanı'ndan kalan çok güzel eserleri görüyoruz.
Hepsi büyük bir marifetle yapılmış maşrapalar, çanaklar, tabaklar, kadehler tezyinleri, figuratif gümüş işlemeleriyle kralların ve asillerin muhteşem sofralarını temsil ediyor. En az 900 gram ağırlığındaki, 23.3 santim büyüklüğündeki, uzanmış kanatlı bir aslanı gösteren göz kamaştırıcı kupa, kralların ziyafet sofralarındaki ihtişamı aktarıyor 21'inci yüzyıl insanına.
Pers ülkesinin Büyük İskender tarafından fethinden sonra, MÖ 330 yılından itibaren Yunan sanatının etkisi artıyor. İskender'in ölümünden sonra ise İran uygarlıklarında köklerine dönüş başlıyor.
Emevilerin bölgede egemenlik kurmasıyla (MS 661) İran'da İslam dönemi başlar. Bu dönemden itibaren İslam sanatının ürünleri karşımıza çıkıyor. Serginin kronolojik sıralamada son eseri olan 9 ve 10. yüzyıllara ait parşömene yazılmış Kuran sayfaları, iki yıl sonra açılacağı duyurulan ikinci sergiye dair de ipuçları veriyor.
2003'te açılacak Pers-İslam dönemini anlatan sergi sayesinde Alman sanatseverler 10. yüzyıldan günümüze kadar gelen İran sanatını görüp tanıma olanağı bulacak.
Yıllar önce Viyana'da açılan kapsamlı serginin Şark-Garp bağlamında yarattığı etkiye ulaşamayan '7000 Yılın İran Sanatı', sanırız eksiğini ikinci sergiyle giderecek.
Acaba Türkiyeli sanatseverler de günün birinde bu sergiyi görme mutluluğuna erişebilecek mi?
Bu soruyu yönelttiğimiz İranlı yetkiliden aldığımız yanıt pek umut verici olmadı: "Eğer Türkiye tüm masrafları ödeyip gerekli güvenliği sağlarsa, problem yok. Ama onlar sanat için para harcamıyorlar..."
'7000 Yılın İran Sanatı', 6 Ocak'a kadar Bonn'da Bundes Kunsthalle'de...