'İş çıkışı müzik yapıyoruz'

'İş çıkışı müzik yapıyoruz'
'İş çıkışı müzik yapıyoruz'

Alphawezen, bu gece 22.00 te Bronx Pi'de sahneye çıkacak.

Ernst Wawra ve Asu Yalçındağ'dan mürekkep Alman ambient müzik grubu Alphawezen ilk kez Türkiye'de. Konser öncesi Yalçındağ'a bağlandık
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ / Arşivi

Alphaezen nasıl kuruldu? 1999’da Ernst (Wawra) tarafından enstrümantal bir proje olarak kurulmuş. Şarkı sözleri yazmaya başlayan Ernst, bunları söyleyecek bir şarkıcı arayışına girmiş. Ortak bir arkadaşımız beni önermiş. Tanıştık ve kısa bir süre sonra da ‘Gai Soleil’i kaydettik. Sonradan öğrendik ki aslında küçük bir kasaba olan Aachen’de aynı okulda okumuşuz, birbirimizi hiç fark etmemişiz ve yıllar sonra müzik bizi birleştirmiş.

Almanya müzik piyasasındaki yeriniz nedir? Popüler değiliz, albümlerimiz de öyle ahım şahım satmıyor ama bazı şarkılarımız bizden daha ünlü. Mesela ‘Speed Of Light’ ya da ‘Into The Stars’ı herkes bilir. Son yıllarda müziği satın alma yolları epey değişti, artık müziği internetten satın alıyorsunuz dolayısıyla albüm çok satmıyor. Şarkılarımızı seven, çalan küçük radyo istasyonları var ama dediğim gibi piyasanın çok da içinde değiliz. Para kazanmak için gittiğimiz ‘gerçek’ işlerimiz var.

Türk müziğiyle ilgileniyor musunuz?
Kardeşlerim İstanbul’da yaşıyor. Onlardan duyduğum isimleri dinliyorum. Mesela Mor ve Ötesi ’nden söz ettiler, dinledim ve çok beğendim. Türk müziğinde daha çok geleneksel müzikleri dinliyorum. Çok farklı geliyor kulağıma. Çok zengin, derin ve mistik.

Sizde bir 70’ler havası var sanki... İkimiz de 70’lerde doğduk. İlk müzikal zevklerimiz de 70’lerin sonlarında yapılan işlere dayanıyor. Ama daha çok 80’lerden etkilendik. Kraftwerk, Depeche Mode, The Cure, Cocteau Twins gibi New Wave topluluklarıyla büyüdük. Diğer bir etkilendiğimiz zaman dilimiyse 90’ların başı. Portishead ve Massive Attack gibi trip hop gruplarının müziğinden etkiledik. Elektronik müzikten, mesela Aphex Twin ve Daft Punk’tan da hoşlanırız ama klasik müzik de severiz. Yani aslında şarkılarımızın çoğu 80’ler esintili. Biz, bir döneme ya da türe ait olmaktansa doğru sesi bulmak için üretiyoruz.

Dinleyicilerin tepkisi nasıl?
Çoğunlukla tanıdık yüzler görüyoruz konserlerde. Yani bir takipçi kitlemiz var. Bazen de tesadüfen gelenler oluyor, radyodan duymuş oluyorlar ismimizi. Tepkiler farklı farklı. Bazıları dans ediyor, bazılarını düşündürüyor galiba müziğimiz, dalıp gidiyorlar. Bazen de sadece sosyalleşmeye gelmiş olduğu açık olan insanlar oluyor etrafta. O yüzden dinleyiciler sormak lazım müziğimiz hakkında ne düşündüklerini.
Albüm kapakları, fotoğraflar, şarkı sözleri, performanslar bir ekip çalışmasının ürünü mü? Çünkü çok ciddi işler çıkıyor ve bunu iki kişi yapmış olamaz diye düşünüyor insan.
Çok teşekkürler! Bugüne kadar bizi en çok sevindiren soru bu oldu çünkü biz gerçek anlamda ‘profesyonel’ müzisyen değiliz. Haftada bir ya da iki kez bir araya geliyoruz. Çoğunlukla işten sonra. Yani aslında o ekip dediğiniz şey biz ikimiziz.
Hâlâ öğreniyoruz. Bir ses eğitmenim var, bana sesimi nasıl kullanacağımı öğretiyor. “Sesinin tüm bedeninden gelmesine izin ver” diyor. Şarkılar genellikle gündelik yaşamdan çıkıyor. ‘Snow/Glow’un konsepti arkadaşımız Manja Schiefer’in işiydi mesela. ‘Snow Glow’ fikri Norveç ’te tatildeyken aklıma gelmişti. Soğuk karlar ve kızgın güneş bir arada muhteşemdi. Gelince ona anlattım ve böyle bir şey çıktı. Yani bütün bu şeyler ikimizden ve küçük arkadaş grubumuzdan çıkıyor.


    ETİKETLER:

    Almanya

    ,

    Norveç

    ,

    Mor ve Ötesi