Işık ve sevgi dolu bir gece

Işık ve sevgi dolu bir gece
Işık ve sevgi dolu bir gece

İlhan İrem önceki gece Kuruçeşme Arena da gerçekleşen konserine, arkada gezegen dekoru ve yanında Grup Sevecen le birlikte çıktı.

İlhan İrem, siyahlar içinde çıktığı sahneden, 'Işık ve sevgiyle...' deyip indi. Türbanlı kadınlar, lezbiyen çiftler, çocuklu aileler, 70'ler meraklısı gençler... Konser bittiğinde hepsi 'kendini sarhoş gibi' hissediyordu
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ / Arşivi

İSTANBUL - İlhan İrem, onu başka bir boyutta durup dinleyenlerin çağırdığı adıyla ‘melek’, sisler arasından siyahlar içinde çıktı Kuruçeşme Arena sahnesine; siyah gözlük, siyah pantolon/tişört ve tabii ki siyah peleriniyle. ‘Işık ve sevgiyle bir olmaya hoş geldiniz’ dedi. Döndü, Grup Sevecen’e birkaç el kol yaptı, uyum tam, sinerji büyük olacak kabilinden... Oldu da. Grup Sevecen, basta Hami Barutçu, klavyede Firuz İsmailov, davulda Aydın Karabulut ve gitarda Tahsin Endersoy’dan müteşekkil, döktürdü. İlhan İrem’in sesi 70’lerde kaydettiği plaklarda nasıl çıkıyorsa, öyleydi. Çatlamadı, patlamadı, kısılmadı, su gibi aktı, şaştım.
Açılışı ‘Dua’yla yaptı. ‘Yazık Oldu Yarınlara’, ‘Ben Değilim’, ‘Don Kişot’, ‘Olanlar Olmuş’, Konuşamıyorum’, ‘Sen Bilirsin’, ‘İşte Hayat’, ‘Sürgün Gibi Masallarda’yla devam etti. Her şarkıdan sonra, benim pek anlayamadığım ama ön sıralardakilerin çığlık atarak tepki verdiği birtakım mesajlar iletti. Arkasında yıldızlar, gezegenler, uzay boşluğu fotoğrafları akarken, “Bizler hiçliğin ve varlığın değerini bildiğimiz için yarınlarımıza yazık olmayacak” dedi mesela. 70’ler havası, İrem’i o şarkılarıyla sevenleri coşturdu, ortamı civciclendirdi, en çok bira o ara satıldı, insanlar en çok o ara dans etti, sevgilisine sarıldı, eski sevgilisine, ‘bence artık soluksuz bir nefessin, bence artık herkes gibisin’ diye mesaj attı. Baktım, konseri önümdeki kadının kaydettiği video ekranından izlemeye, ‘Valla, aslında evrende bir kum tanesiyiz’ minvalli küçük varoluş krizlerine doğru sürüklenmeye başlıyorum, hemen indim tribünden, sahildeki masalara attım kendimi.

Ruh gibi sevgiliyiz...
İlhan İrem o ara ‘Ruh Gibi’yi okuyor, yani senfonik rock’tan mistik döneme geçiş aşamasını yumuşatıyordu. “Ölüm gibi bir aşk bu/ ama kimse ölmedi/ ruh gibi sevgiliyiz/ ruh gibi içimdesin” diyordu ki, ‘Alaca Tüylü Kuş’a geçti. Oradan ‘Yeraltından Fısıltılar’a, ‘Şalamar’a kaydı. 80’lere pek yüz vermedi. ‘Anlasana’ dedi, Kuruçeşme ağladı. En çok alkışı ‘Anlasana’ aldı herhalde. ‘Her şeyin bir sonu varsa/ Ayrılıkların da sonu var/ Bir gün çıkıp geleceksin/ İçimde bir ümit var, yeniden seveceksin’ derken gözyaşlarına hâkim olamayanlar, hemen ardından gelen ‘Boşver arkadaş’ta, ‘Kapılma hayallere/ Bir gün dönecek diye/ Haydi sil gözlerini/ Bakma maziye’ diyerek göbek attı, ellerini havada sallaya sallaya ‘boşveeeer’ diye bağırdı.
İlhan İrem’in türbanlı genç kadınlar, lezbiyen çiftler, çocuklu aileler, 70’ler ve kamyon şoförlerinin gittiği esnaf lokantalarını seven gençlerden oluşan kitlesiyle başım dönmüşken, bu kez yanda ‘Türkiye ve İslam’ konulu bir ‘tartışma ve rakı masası’ oluşturuldu. Boyunlarında altından Arapça harflerle ‘Allah’ yazan kolyeler taşıyan kadınlarla, büyük coşku içinde “Bizim ülkemizde bağnazlık...” diye başlayan cümleler kuran adamların gürültüyle kendilerinden geçtiği masaların yanından uzadım, “Büyüksün İlhan abi” dedim, “böyle bir kitleyi bir araya getirmek her babayiğidin harcı değil”. Bise fazla nazlanmadan geldi İrem, zira bu bölüm için ayrıca hazırlanmıştı. Sahneye iki semazen çıktı ve ‘Hu’ ve ‘Yılan Isırığı’ boyunca döndü. İşte bu bölüm, İrem’in son zamanlarını sevmeyen kitlenin tuvalete gitme zamanıydı. Ama bence konserin en başarılı bölümüydü. Kemik kitlesi ve İrem transa girdi, onları öyle izlemek iyiydi.
“Mutlak yalnızlıkla sonsuz çoğunluğu aynı anda bünyesinde barındıran tek oluşum. Işık ve sevgiyle...” dedi, döndü, gitti. Dinleyicilerine ‘melekler korosu’ diye seslendi, onlara şefkatle gülümsedi. Çıkışta izleyicilerden biri, ‘insana yetmiyor ki’, bir diğeri ‘kendimi sarhoş gibi hissediyorum’ dedi ama en son duyduğum fantastikti. “Biz bu gece meleği gördük, değil mi!”


    ETİKETLER:

    İstanbul