İşin buralara geleceğini düşünmedim

İşin buralara geleceğini düşünmedim
İşin buralara geleceğini düşünmedim
Underground rap'in en aktif ve üretken isimlerinden Sansar Salvo da albüm kervanına katıldı. Üçüncü yasal albümü '24. Şarjör'ü, Dokuz Sekiz Müzik etiketiyle yayımlayan Sansar'la buluşup albümünü, Türkçe rap'i ve bugüne kadar neler yaptığını konuştuk.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

Yıllarca underground üretim, üzerine üç tane de yasal albüm. Geriye baktığınızda ne görüyorsunuz?Aslında 2008 yılından önce yaptığım işlerle barışık olduğum pek söylenemez. Fakat bugün yasal albüm yapmamı sağlayan en önemli etken de o dönem yaptığım işler oldu. 2008’e kadar yaptığım albümler ve şarkılar evde kaydedilmiş belli bir kitleye hitap edeceğini düşündüğüm işlerdi. İşin buralara kadar geleceğini düşünmemiştim. Geçmişe baktığımda basamak basamak ilerlediğimi düşünüyorum. Bunun da diğer yöntemlerden çok daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.
Bugüne dek tırmanılan basamaklardan biraz bahsedebilir miyiz?Ben kaset döneminde hiphop ile tanıştım. Toplama kasetlerin içinde hiphop ritimli şarkılar oluyordu. İlkokula giderken bu toplama albümlerde beğendiğim şarkıların rap tarzında olduğunu öğrendim. Ortaokul yıllarımda albümlerdeki enstrümantallerin üzerine kendi sözlerimi yazmaya başlamıştım. Muazzez Ersoy’un kasetinin üzerine kendi kayıtlarımı yapıyordum. Evde demo kayıtlar, yeni insanlarla tanışmalar, underground albümler arka arkaya geldi. İşler büyüdükçe daha fazla insanın ilgisini çekmeye başladı.
Basamakları tek tek çıkmak ile bir gecede patlamak arasındaki fark nedir?Çeşitli artıları ve eksileri var. En büyük eksisi; çok fazla hata yapıyorsunuz ve böyle ilerleyebiliyorsunuz. Etrafınızda sizi yönlendirebilecek bir profesyonel olmuyor. Ama çıkışınız yavaş olduğu için düşüşünüz de sert olmuyor. Düştüğünüzde insanlar sizi yok oldu sanırken aslında kaldığınız yerden devam ediyorsunuz.
‘24. Şarjör’ nasıl ortaya çıktı?Son albümümü 2009 yılında çıkarmıştım. Single ve underground çalışmalar dışında herhangi bir şey yapmamıştım. Yaz aylarında biraz kendime dönmek istemiştim. Tekrar ‘straight hiphop’a dönmek istiyordum. Albümün prodüktörü Rapozof’a gittiğimde arka arkaya altyapılara yazmaya başladım. İki hafta içerisinde şarkıları yazıp kaydettim. Biraz demlenmesini bekledik. Aslında internet üzerinden serbest olarak paylaşmayı planlıyordum ama iki üç şirketten teklif gelince değerlendirdik ve Dokuz Sekiz Müzik ile anlaştık.
Underground serüveninize bakınca oldukça çok düet yapan bir isim olduğunuz aşikâr. Bu albüm ise tek bir şarkı dışında solo şarkılardan oluşuyor.Düetler ve kalabalık çalışmalar enerji ile ilgili bir durum. Ben Rapozof ile daha önce uzun zaman çalıştım ve birbirimizin ne istediğini iyi biliyorduk. Bu sebepten sadece onunla çalıştık. Albümün bana ait bir olmasını istiyordum. Kapağında bile küçüklük fotoğrafım var.
Albümden ne bekliyorsunuz?Benim hiçbir zaman çok dinlenmek, Top10’da yer edinmek gibi dertlerim olmadı. İstediğim şey kendime ait bir kitle yaratabilmekti. Albümde düet dahi olmamasına rağmen beklediğimden fazla ilgi gördü. En çok satan albümlerden birisini yapmış vaziyetteyim şu an. Dolayısıyla beklentimi şimdiden karşıladı albüm.
Türkiye ’de belli bir yaştan sonra rap müziğin dinlenme oranı aşağılara iniyor. Bu durumun üstesinden gelmek için yapılması gereken nedir?Aslında insanlar rap dinliyorlar. Bununla ilgili bir sıkıntı duymuyorum. Tanınmış insanların rapçilerle yaptıkları düetler mutlaka rap dinlemeyen insanlar tarafından da talep görüyor. Ceza ile Candan Erçetin ya da Pit10 ile Emre Altuğ başarılı düetlere imza attılar. Bu şarkıların sadece rap dinleyicileri tarafından dinlendiğini söyleyemeyiz.
Var olan kitle ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?
Türkiye’de rap müzik dinleyicisinin biraz daha bilinçlenmesi, bilinçlendikten sonra da hiphoptan kopmaması gerekiyor. (Gülüyor)