@ErkanAktug

İsmail Abi'yi özlüyorum

İsmail Abi'yi özlüyorum
İsmail Abi'yi özlüyorum
'Leyla ile Mecnun'un İsmail Abi'si Serkan Keskin'le "Özlüyorum" dediği İsmail Abi'den girdik, 'Silsile', 'İtirazım Var', 'L&M'den rol arkadaşı Ali Atay'ın çektiği 'Limonata' ve yeni Onur Ünlü dizisi 'Beş Kardeş' diyarlarında dolaştık, "Hayatımın tam ortasında" dediği Semaver Kumpanya'dan çıktık. Her şeyi İsmail Abi harbiliğinde anlattı...
Haber: ERKAN AKTUĞ - erkan.aktug@radikal.com.tr / Arşivi

Birçok kişi sizi ‘Leyla ile Mecnun’daki İsmail Abi olarak tanıyor. Bu rolü oyunculuk kariyerinizde başınıza gelen en iyi şey mi?
Evet. Şimdiye kadar oynadığım her rolü severek oynadım. Ama İsmail Abi hayatımda çok önemli. Bir de karakter olarak da sevdiğim biri. Hani imkansız denecek kadar iyi ve dürüst bir karakter olması ve bana getirdiği başarının büyüklüğü anlamında da İsmail Abi çok sevdiğim bir karakter.

Dizi birden bire bitince ne hissetiniz?
İlk başta algılayamadık ne olduğunu o şokla. İnanamadık böyle olduğuna. Çünkü her şey çok yolunda gidiyordu. Gerçekten çok mutlu ve huzurlu bir ekiptik. Bunun çok uzun süreceğini düşünüyorduk. Birdenbire bittiğinde şaşkındık. Ne yapacağımızı bilemedik. Başka bir şey yapmak için de acele ettik. Ama aslında şimdi şimdi daha çok üzüyor insanı. O şok geçti ve ben aklıma geldikçe hem ekibi hem işi hem arkadaşları, hem de İsmail Abi’yi özlüyorum.

Bu sene Altın Koza’da ‘Silsile’ filmiyle en iyi yardımcı erkek oyuncu seçildiniz. Mahallenin geçmişi biraz karanlık abisi Cihan… Kağıt üstünde bakıldığında klişe bir rol gibi gelebilir. Sizi çeken ne oldu bu karakterde? 

Cihan karakteri önceden sert bir hayat yaşamış, eski kulağı kesiklerden. Bir yerden sonra hayatını değiştirmeye çalışan, yaptıklarına tövbe eden,eskiye dönmek istemeyen bir karakter. Kötü bir adam değil ama iyi bir adam da değil. Durumu eski tecrübesiyle kimseye zarar gelmeden kurtarmaya çalışan biri. Filmde çok fazla anlamıyoruz ama bir hastalığı var Cihan’ın. Göze batırılmadı ama bir yerlerde geçiyor, beyninde ur var.

51. Altın Portakal’da yarışacak filmlerden ‘İtirazım var’ filminde de müthiş bir iş çıkardınız, İltanbul Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu seçildiniz. Oradaki sıra dışı imam karakterinizle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Selman Bulut karakterinin imam olmasıyla hiç ilgilenmedim. Onu hem insan ve akıl olarak düşündüm. Evet karakter imam ama imam nasıldır, imam ne yapar, imam ne eder gibi bir yerden bakmadım. Bankacı a olabilirdi, avukat da olabilirdi, başka bir dine mensup biri, mesela bir rahip de olabilirdi. Akıl, insan ve vicdanla ilgili baktım. Çok özelliği olan, boks yapan, bağlama çalan, şarkı söyleyen, felsefe bilen, satranç şampiyonu biri. Çalışırken heyecanlanıyorsunuz, her özelliğini iyi yansıtmak istiyorsunuz. Bir oyuncu için inanılmaz zevkli, doyurucu bir karakterdi.

Bir karakterde bu kadar fazla özellik… Rolün altından kalkabilir miyim diye tedirginlik yaşadınız mı?Onur Ünlü'yle çok eskiden beri tanışıp çalıştığımız için daha senaryoyu okuduğumda tamamdık. Ne yapıp ne yapamayacağımızı çok iyi biliyorduk ve birbirimizi rahat bıraktık. Hiç öyle bir korkum olmadı.


FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN

Karakteri içselleştirirken bir yerden ilham aldınız mı, yoksa Onur Ünlü’nün anlatması yetti mi size?
Bence senaryo çok güzel bir senaryoydu, her şey çok açık ve netti. Bu Onur Ünlü’nün çok iyi becerdiği bir şey. Evet, birazcık da Onur’a baktım, yakınımda bir Selman Bulut vardı aslında!

Peki ‘İtirazım Var’ın önce 18, sonra 15 yaş sınırı almasına bir anlam verebildin mi? Birçok şeye anlam veremediğim gibi ona da anlam veremedim. Ama şaşırdığım da söylenemez. 18 yaş sınırı geldiğinde itiraz ettik ve 3-4 gün gibi bir süre sonra 15 yaş sınırı geldi. Bu 3-4 gün bize çok şey kaybettirdi. İnsanlara filmler çok basit yapılıyormuş gibi geliyor ama buna birçok paralar yatırılıyor, emekler harcanıyor. O kaybettiğimiz 3-4 gün bizim için de filmin imajı için de çok önemliydi.

Bıçak sırtı bir konu olmasına rağmen içerik olarak bir itiraz gelmedi filme…
Sonuçta biz ahlaksız bir film çekmedik. Herhangi bir şeyle dalga geçmedik, küçümsemedik.

‘Leyla ile Mecnun’daki rol arkadaşınız Ali Atay’ın yönettiği ‘Limonata’ filminde de oynadınız. Neler söylersiniz ‘Limonata’yla ilgili?
‘Limonata’ Ali ile Ertan Saban’ın yazdığı bir senaryo. Yıllar önce, biz daha ‘Leyla ile Mecnun’a başlamadan bildiğim bir hikaye. İlk başta Ali ile Ertan oynayacaktı. Daha sonra Ali filmi çekmek istediğini söyledi ve bana da kendi rolünü oynamamı teklif etti.


‘Limonata’da oynadığınız nasıl bir karakter?
Makedonya ve Türkiye’de yaşayan ve birbirini hiç tanımayan, 35 yıl sonra bir nedenden dolayı bir araya gelen ve beraber yola çıkan iki kardeşin hikayesi… Aslında bir yol filmi bu. Ben kardeşlerden Karadenizli olanını canlandırıyorum. Bir görevden dolayı Makedonya’ya gidiyorlar. Balkanlar’da giderken çok komik durumlara düşüyorlar. Kendisi biraz delifişek. Annesiyle yaşıyor ve babasını hiç tanımamış. Babasıyla ilgili bir travması var. Belli bir dönem futbol oynamış. Çaresizliklerden, imkansızlıklardan dolayı adam olamamış. Hala 35 yaşında Şehreminispor’da futbol oynayan, yedek, arada bir girip oynayan fakat takımın sevdiği bir abisi… Biraz asabi, dağınık ama özünde çok iyi bir adam.

Peki rol arkadaşınız Ali Atay ile yönetmen olarak çalışmak nasıldı?Ali ile çalışmak çok güzeldi çünkü onunla beraber 130 bölüm kadar dizi çektik, film yaptık. Onca yıl karşılıklı oynadık. Grup kurduk müzik yaptık. Birbirimizi o kadar iyi tanıyoruz ki. Birbirimize çok iyi anlattık her şeyimizi. Bu yüzden filmi çekerken hiç zorlanmadık. Çok güzel vakit geçirdik.

Onur Ünlü’nün yeni dizisi ‘Beş Kardeş’te oynayacaksınız. Nasıl bir dizi bekliyor bizi? Adından da anlaşılacağı gibi beş tane kardeşi konu alıyor. (Gülüyor) Aynı evde yaşıyorlar. Anne ve babalarını kaybetmişler. Benim oynadığım karakter onların en büyüğü. Anne ve babalarının eksikliğini gidermeye çalışan, onları toparlayan bir abi. Biraz o eski zamanlarda izlediğimiz diziler gibi. Bir mahallede geçen sıcak bir dizi. Tabi ki o beş manyak kardeşin hepsinin ayrı bir hikayesi ve özelliği var. Hepsinin tabi ki bir aşk durumu var. Çok samimi. Dizi için birçok kişi ‘Leyla ile Mecnun’dan dolayı “Absürt mü fantastik mi” şeklinde sorular soruyor. Dizi absürt veya fantastik değil. Leyla ile Mecnun gibi olmayacak ama tabi ki Onur Ünlü yazıp yönettiği için birtakım dokunuşlar olacak. Güzel bir kadromuz var. Okuyan herkes çok sevdi senaryoyu. Hepimiz çok mutlu ve heyecanlıyız bakalım. 


Onur Ünlü ile çok uzun zamandır çalışıyorsunuz. Nasıl bir dil tutturdunuz?
Artık konuşmadan da anlaşabilir hale geldik kendisiyle. Çünkü ikimizin neye nasıl bir tepki vereceği, izlediğimiz filmle ilgili tepkimizin ne olacağını biliyoruz. Ortak birçok yönümüz olduğu için beraber çalışabiliyoruz.

Semaver Kumpanya’ya gelecek olursak, hayatınızın neresinde diye sorsam ne cevap verirdiniz? Semaver Kumpanya hayatımın tam ortasında aslında. Ben orda çalışmaya 2002’de başladım. 12 senedir hiç ara vermeden Kocamustafapaşa’daki binada devam ediyoruz. Bütün planlarımın en ortasında.

Başlangıçta etrafınızda birçok insan vardı. Ama zamanla hepsi kendi isteğiyle ayrıldı. Sizin hala devam ettiriyorsunuz. Bir inat hikayesine mi dönüştü yoksa keyif mi?Yok inat hikayesi değil. Çok büyük keyif alıyorum, çünkü yaptığımız işin karşılığını alabiliyoruz. İnsanlar bizi izliyor, destekliyor, seviyor. Ayrılan arkadaşlarımız oldu, 2 sene ara verip daha sonra geri dönenlerde oldu. Hala dönecek olanlar var. Hiçbir zaman bağımızı koparmıyoruz gidenlerle de. Orası benim için de var olabildiğim, derdimi anlatabildiğim, bu hayatla bir şey yapabileceksem onun tiyatro olduğunu hissettiğim bir yer.

Seyirci konusundan çok fazla probleminiz oluyor mu?
Seyirci problemi yaşadığımız zamanlar olmuştu ama şimdi iyi gidiyoruz. Birçok önemli sanatçı orada sahneye çıktı ve o yüzden halk Çevre Tiyatrosu’nu çok iyi biliyor. 


Peki yeni sezonda neler var?
Benim yönettiğim ve oynadığım ‘Metot’ bu sezon da devam edecek. ‘Bir İnfazın Portresi’ isimli İngiliz oyunu da öyle. Gene benim ve bir arkadaşımın hazırlamış olduğu ‘Veriler’ isimli İsrail-Filistin meselesini konu alan enteresan bir oyunla izleyici karşısına çıkacağız. İsrail ve Filistinli polisler birlikte bir cinayeti çözmeye çalışıyor. Şu an ise Aristofanes’in yazdığı ‘Kuşlar’ oyununun Yavuz Pekman tarafından günümüze uyarlanmış versiyonunu prova ediyoruz. Şehirlerinin düzeninden, kalabalığından, vergisinden, baskısından çok sıkılan ve kendilerine başka bir dünya kurmak için yola çıkan çok güzel bir yer arayan iki adamın hikayesi. Daha önce tanrılar tarafından cezalandırılmış ve kuş olmuş Hüthüt’ü bulurlar, kuşlarla işbirliği yaparlar ve iktidar uğruna kuşların hayatının da içine…