İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda yeni oyunlar

İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda yeni oyunlar
İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda yeni oyunlar

Geçen yıl Afife'de en iyi oyun ödülü kazanan 'Sessizlik' yeni sezonda da devam edecek. Oyunu Mehmet Birkiye yönetiyor.

İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun (İDT) 2013-2014 sezonunda sahnelenecek oyunları açıklandı. 1 Ekim'de sahneleri açacak İDT'nin repertuvarının büyük bir bölümünü bu yıl yerli eserler oluşturuyor.

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun (İDT) 2013-2014 sezonunda sahnelenecek oyunları açıklandı. 1 Ekim’de sahneleri açacak İDT’nin repertuvarının büyük bir bölümünü bu yıl yerli eserler oluşturuyor:

‘Sinan Süleymaniye’de’ (Prömiyer: 14 Kasım 2013, Küçükçekmece Cennet Kültür Merkezi)
Yazan: Cem Günen
Yöneten: Mahmut Gökgöz
Olmaz denen her işi oldurmuş bir Mimar, Mimar Sinan. Ustalık dönemini taçlandıracak olan“Süleymaniye” üzerinde çalışmalar devam ederken, teftişe gelen Sultan Süleyman’a iki ay içinde her şeyin biteceği sözünü verir. Artık önünde hayatının en zor sınavlarından biri durmaktadır. Ve aşmak zorunda olduğu engeller yalnızca bir yapının tuğlalarıyla harcı değil aynı zamanda her fırsatta karşısına dikilen bazı yöneticiler ve başarısını kabullenmek istemeyen güç odaklarıdır.


‘Son Tango’ (Prömiyer: 22 Ekim 2013, Cevahir 2 Sahnesi)
Yazan: Özcan Özer
Yöneten: Murat Sarı
Maria, fakir ama idealist Pedro’yu sevmektedir. Bu sevgisine karşılık da bulan Maria’nın trajik hatası, aşk’a özgü bir kızgınlıkla Pedro’ya ders vermek ve Jose’yle evlenmek olur. Tutku ve aşk dansı tango’nun ruhunun vücut bulduğu Maria ve Pedro’nun hayatlarında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Tüm yaşananlardan sonra sağlam kalan tek şey, birbirlerine duydukları sevgi, yalpalamalarına rağmen kulaklarına “yapacakları bir işin daha var olduğunu” fısıldar.


‘Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ (Prömiyer: 17 Aralık 2013, Cevahir 2 Sahnesi)
Yazan: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yöneten: Kazım Akşar
Kültürlü ve zengin biri olan İrfan Galip, Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çarpacağı söylentileri üzerine mahallesinin kadınlarına bununla ilgili bir konferans verir. Kendisine uygun Türk kızı olmadığını düşünen İrfan Galip’in amacı, seviyesini çok düşük bulduğu kadınlarla eğlenmektir. Ancak Konferansı takip eden kadınlardan birinden aldığı bir mektup, bu uçarı gencin fikirlerini tamamen değiştirir. İrfan Galip, mektubun sahibi, yüzünü hiç görmediği Feriha Davud’a aşık olur. Evlilik teklifine aldığı yanıt ise alışılmışın dışındadır. Feriha Davud, İrfan Galip’in teklifini kabul etmek için enteresan bir şart öne sürecektir.


‘Üç Kızkardeş’ (Prömiyer: 25 Ekim 2013, Cevahir 1 Sahnesi)
Yazan: Anton Çehov
Yöneten: Mehmet Birkiye
Olga, Maşa ve Irina ile erkek kardeşleri, general babalarının tayini nedeniyle geldikleri Rusya’nın kuzeyindeki bir taşra kasabasında yaşamaktadırlar. Moskova özlemi içindeki kardeşler, evlerinde verdikleri partilerle kentin elit kesimini oluşturan subayların gözdesidirler. Ancak görünürde cazip olan bu yaşam aslında onları mutsuz etmektedir. Alıştıkları hayat ve değerlerin farklılaşmasıyla, bir yerlere sıkışmışlık duygusunun insanlara sirayet ettiği, geçmişin gelecekle yer değişti rdiği ve tüm umutların bu küçük kasabanın binalarına çarparak parçalandığı noktada, Moskova, olduğundan daha uzak bir şehir haline gelmiştir.


‘Kızılırmak’ (Prömiyer: 15 Ekim 2013, Cevahir 1 Sahnesi)
Yazan: Tuncer Cücenoğlu
Yöneten: Galip Erdal
Hüseyin Ağa’nın genç ve güzel karısı Zehra, aklını sürünün çobanı olan Selim’e takmıştır. Ağanın kızı Hatice ise Selim’in tek aşkı ve gözünün tek gördüğüdür. Aynı şekilde Hatice de Selim’e aşıktır. Hüseyin Ağa’nın borçlarını erteleyen Ali Ağa, oğlu Mehmet’le birlikte yemeğe gelir. Amacı Hatice’yi oğlu Mehmet’e istemektir. Ağalık adına Selim’e hayır diyemeyen Hüseyin, tüm sürüye bir gün boyunca tuz yedirdikten sonra Kızılırmak üzerinden su içirmeden geçirme hünerini, kızıyla evlenmesi için Selim’ şart koşar. Bu gerçekleşmesi imkânsız görünen istek, Selim’in ve Hatice’nin, aynı zamanda aşkın kaderine koyulmuş bir şerhtir. Gerçekleşmesi ise Selim’in hünerine kalmıştır. Ancak , bu isteğin gerçekleşmesiyle elbette ki bitmeyecektir.


‘Lütfen Kızımla Evlenir misiniz?’ (Prömiyer: 01 Ekim 2013, Küçük Sahne)
Yazan: Muzaffer İzgü
Yöneten: Mutlu Güney
Eşini kaybetmiş ve tüm gayesi gözlerini kapatmadan önce kızını evlendirmek olan bir anne ve hayatın sıradanlığına kendini bırakmış mutsuz, umutsuz bir kadın. Ismarlama evliliklerin dayatılmasıyla kendisine karşı daha da hırçın davranan kızıyla annesinin komik öyküsünün anlatıldığı oyun, aynı zamanda “evlilik” meselesinin toplumsal hayattaki yerini de komik bir dille sorgulayıp bu noktadaki çarpıklıkları gözler önüne seriyor.


‘Vladimir Komarov’Yazan: Memet Baydur
Yöneten: Yurdaer Okur
Yörüngeden gittikçe uzaklaşmakta olan bir uzay aracının içinde kısılıp kalsaydınız ne hissederdiniz? Kısa süre sonra iletişiminizin kesileceğini, saatler sonra da oksijensiz kalarak sonsuza dek bu uçan tabutla birlikte yolculuk edeceğinizi bilseniz? Vladimir Komarov bunu birebir yaşadı. Altında uzaklaşmakta olan mavi dünya, vatanı, iş arkadaşları, sevdikleri, bürokrasi ve devlet. Mehmet Baydur’dan duyarlı bir varoluş sorgulaması.


‘İkinci Derece İşsizlik Yanığı’ (Prömiyer: 1 Ekim 2013, Tekel Stüdyo Sahne)Yazan: Ali Cüneyt Kılcıoğlu
Yöneten: Levent Niş
Bir Cumhurbaşkanı, Başbakan’ın kafasına anayasa fırlatırsa, tesadüf bu ya, siz de o gün askerden dönmüş bir üniversite mezunu olarak iş aramaya başlasanız nasıl bir sürecin içinde bulurdunuz kendinizi? Güzide memleketimizin insan kaynakları uzmanlarının “modern metotlarla” hazırladığı başvuru-eleme-cevap bekleme badirelerini aşmaya çalışmak bir yandan, eşe dosta, aileye karşı işsiz konumunda olmak öte yandan, kendi başvuru kriterlerinizi tabana vurdurmak ters kroşeden gelirken nasıl olur da sağlıklı, ilkeli, tuttuğunu koparan bir vatan evladı olarak kalırsınız? Ya da kalabilir misiniz? Durum bu kadar tuhafken doğal olarak yaşananlar da absürd olacaktır. Hem keyifli, hem de canınızı yakacak bir kara komedi.


‘Hamlet’Yazan: William Shakespeare
Yöneten: Işıl Kasapoğlu
Danimarka kralı olan babasının ölümü üzerine genç Prens Hamlet saraya çağrılır, Hamlet’in annesi, babasının kardeşi yeni kral Claudius’la evlenmiştir. Ölen kral’ın hayaletinin sarayda dolaştığı söylentisi yayılınca Hamlet, babasının hayaletini görmek için bekler. Hayalet, Hamlet’e, kendisini öldüren kişinin kardeşi Claudius olduğunu ve intikamının alınmasını istediğini söyler. Kurulan tezgâhı ortaya çıkarmak için deli rolü yapmaya başlayan Hamlet’in önünde iki seçenek vardır: ya tüm kokuşmuşluğuna rağmen çarpık düzene sessiz kalacak ya da ölümü göze alarak baş kaldırıp bu düzene çomak sokacaktır.


‘Hamlet Makinesi’
Yazan: Heiner Müller
Yönetmen: Ayşe Emel Mesci
Klasik Hamlet’i farklı bir nefesle yorumlayan Hamlet Makinesi, Hamlet’in tüm iç çatışmalarını dramatik kurgusunu parçalı bir yapı şekline büründürerek daha belirgin hale getirip izleyiciyle buluşturuyor. Var olmak, cismen tanımlanmış bir kalıp mıdır, yoksa ses çıkararak ve bu uğurda fiziksel ölümü göze alarak savaşmak mıdır gerçek erdem? Şüphesiz ki Genç Prens Hamlet’in seçimi bu tanımı belirleyecektir.


‘İkinci Derece İşsizlik Yanığı’ (Prömiyer: 24 Ekim 2013, Tekel Stüdyo Sahne)
Yazan: Ali Cüneyt Kılcıoğlu
Yöneten: Levent Niş
Bir Cumhurbaşkanı, Başbakan’ın kafasına anayasa fırlatırsa, tesadüf bu ya, siz de o gün askerden dönmüş bir üniversite mezunu olarak iş aramaya başlasanız nasıl bir sürecin içinde bulurdunuz kendinizi? Güzide memleketimizin insan kaynakları uzmanlarının “modern metotlarla” hazırladığı başvuru-eleme-cevap bekleme badirelerini aşmaya çalışmak bir yandan, eşe dosta, aileye karşı işsiz konumunda olmak öte yandan, kendi başvuru kriterlerinizi tabana vurdurmak ters kroşeden gelirken nasıl olur da sağlıklı, ilkeli, tuttuğunu koparan bir vatan evladı olarak kalırsınız? Ya da kalabilir misiniz? Durum bu kadar tuhafken doğal olarak yaşananlar da absürd olacaktır. Hem keyifli, hem de canınızı yakacak bir kara komedi.


‘Mutlu Son’
Yazan: Bertolt Brecht- Elizabeth Hauptmann
Yöneten: Yücel Erten
Gangsterlerin fink attığı Chicago’da, planlanan bir banka soygunu. Ve hiç hesapta yokken ortaya çıkan Kutsal Ordu Neferleri adlı yardım kuruluşu.. ..Kendini Tanrı’ya adamış bir kadın, kentin en belalı Gangsterini gerçekten yol a getirebilir mi? Peki onu yola getirse bile bunu çetenin kalanı nasıl karşılar? Ya başka bir çözüm bulunursa? Başka bir dünya mümkün (mü)? Brecht ve Hauptmann’ın usta kalemlerinden çıkma, son derece ilginç bir oyun.


‘Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş’
Yazan: Hanokh Levin
Yöneten: Kerem Ayan
Yona ve Leviya, birbirlerinden ve evliliklerinden sıkılmış bir çifttir. Kavgalarına sebep olan bu bıkkınlık, onların özelinden, belki de yüzyıllardır kanayan bir yara olan “evlilik” geneline yapılan bir sorgulamaya dönüşüverir. Kim için yapılır evlilik? Kadın ve erkek evlendikten sonra bir adanmışlıkla yaşanmak zorunda mıdır? Bağlılık, gerekli ve olumlu bir etki midir, yoksa muhatabını sardıkça boğan bir canavar mı? Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş, tüm bu sorgulamaların odağında duran çarpıcı bir kara mizah örneği.


‘Kalpak’
Yazan: Vera Kissel
Yöneten: Atilla Şendil
İkinci Dünya Savaşı’nın son günleri, Almanya’nın mağlubiyetinin belirginleşmeye başladığı zamanlarda, Elsbeth, evine sığınan bir Rus askeri olan Kalpak’ı saklamaktadır. Birlikte geçirilen vakitler, savaşın acı yüzüyle birleştiğinde, Elsbeth ve Kalpak’ın birbirleriyle ilişkileri enteresan bir evrim geçirecektir. Savaş yalnızca düşman iki taraf arasında verilmez şüphesiz. Asıl savaş insanın, özellikle de bir kadının kendisiyle verdiği savaştır.