İstanbul Modern'de Zeki Demirkubuz'dan 'Kader' sürprizi

İstanbul Modern'de Zeki Demirkubuz'dan 'Kader' sürprizi
İstanbul Modern'de Zeki Demirkubuz'dan 'Kader' sürprizi
İstanbul Modern Sinema, 4-14 Şubat tarihleri arasında 'C Blok'tan' Masumiyet'e, 'İtiraf'tan 'Kader'e 'Yeraltı'ndan son filmi 'Bulantı'ya tüm filmleriyle Türkiye sinemasının en büyük 'auteur' yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz'u konuk edecek. 'Kader' filminin 135 dakikalık uzun versiyonu da Türkiye'de ilk defa 11 Şubat günü izleyiciyle buluşacak.

İstanbul Modern Sinema, Sinema Sponsoru Türk Tuborg A.Ş.’nin katkıları ve SİYAD işbirliğiyle Türkiye’nin güncel sinema kültüründe sanatsal kimliği ve özgün yaklaşımlarıyla öne çıkan yönetmenlerin konuk olduğu gösterim ve söyleşi dizisi Yönetmenlerle Buluşma’yı sürdürüyor. Dizinin üçüncü konuğu, Türkiye sinemasının en büyük ‘auteur’ yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz. 4-14 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek programda Demirkubuz’un filmografisinde yer alan 10 film, SİYAD üyesi sinema yazarlarının sunumları ve oyuncuların katılımıyla izleyiciyle buluşacak. Yönetmenin 2006 yılında çektiği ‘Kader’ filminin 135 dakikalık uzun versiyonu Türkiye’de ilk defa 11 Şubat Perşembe günü saat 19.00’da izleyiciyle buluşacak.

Yönetmenlik serüvenine 1994 yılında ‘C Blok’ ile başlayan ve ‘Karanlık Üzerine Öyküler’ adını verdiği üçlemesinin ilk iki filmi ‘Yazgı’ ve ‘İtiraf’ ile 2002 yılında Cannes Film Festivali’nin ‘Belirli Bir Bakış’ bölümünde aynı yıl iki filmi birden gösterilen Demirkubuz, son filmi ‘Bulantı’ya kadar yeni Türkiye sinemasında gelenek ile yeniliği hassas bir teraziye yatırarak sinemanın ‘karanlık yüzünü’ temsil etti. Gündelik hayatın içinden şırıngaladığı tutku, saplantı ve acı temaları, üçüncü sayfa haberleri, Camus ve Dostoyevski çağrışımlı öğeler, iç içe geçen anlatım motifleri ve geleneksel sinema dilinden ayrılan denemelerle her daim kişisel öyküler anlattı, kendine özel kadrajlar yarattı. Program kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra 4 Şubat Perşembe günü 19.00’da yazar Tarık Tufan ve Zeki Demirkubuz’un katılımıyla yönetmenin sineması üzerine bir söyleşi gerçekleşecek.

C BLOK
Oyuncular: Serap Aksoy, Zühal Gencer, Fikret Kuşkan, Selçuk Yöntem, Ülkü Duru, Feridun Koç
Yapım: 1994, Türkiye
Süre: 90 dk.

Mutsuz evliliği dağılmakta olan Tülay, modern bir sitede yaşamaktadır. Site çalışanı Halit, gizlice Tülay’ı gözetlemekte, her hareketini izlemektedir. Tülay bir akşam eve döndüğünde Halit’le hizmetçisi Aslı’nın kendi yatağında sevişmesine tanık olur. Bu an, Tülay için bilinçsiz bir arayışın başlangıcı olacak, günlük yaşamı algıları ve korkularıyla karışmaya başlayacaktır.
“Kieslowski’nin medeniyetin insan ruhunu çürüttüğünü resmettiği filmlerindekine benzer bir atmosfere sahip C Blok. Özellikle ustanın Aşk Üzerine Küçük Bir Film adlı başyapıtındaki görsel/içeriksel boyutun burada da kendini gösterdiğini söylemek mümkün. Sonraki yapıtlarında C Blok’taki performansını fersah fersah geçecek olan Zeki Demirkubuz, tohumlarını attığı sinemasının ipuçlarını kendini pek de sınırlamadan veriyor bu filmde.” –Murat Özer

MASUMİYET
Oyuncular: Derya Alabora, Haluk Bilginer, Güven Kıraç, Melis Tuna, Yalçın Çakmak, Ajlan Aktuğ
Yapım: 1997, Türkiye
Süre: 105 dk.

On yıllık mahkumiyetini tamamlayıp hapishaneden çıkan Yusuf, ablasını ziyaret etmek için İzmir’e gelir. Eski bir hesabın karşısına çıkması yüzünden oradan ayrılmak zorunda kalıp, harap ve ucuz bir otele yerleşir. Gidecek başka bir yeri olmadığından çaresizlik içinde burada beklerken yolu aynı otelde kalan tuhaf bir aileyle kesişir. Bekir, Uğur ve çocukları Çilem, Yusuf’un ayakta kalabilme savaşında önce bir umuda, sonrasında ise sarsıcı bir kadere dönüşeceklerdir.
“İlk uzun metrajının ardından, ağır bir rahatsızlık geçirdiği dönemde yazdığı hikayeden yola çıkan Demirkubuz, Masumiyet’te tüm kirlenmişliğinin içinde her biri kendince “masum” bir grup karakterin hikayesini anlatır… İzbe, rutubet kokulu otel odalarının, kahvaltıda çorba içenlerin, televizyon müptelalarının, yeni demlenmiş çayın, ucuz arabeskin, gariban rakı sofralarının, kabullenmişliğin, hayattan korkanların, “iç mekan” duygusunun, yenilmekten/yanmaktan korkusu olmayanların, ateşin ve pervanenin filmidir Masumiyet, üstelik (sadece karakterleriyle bile) alt sokakta geçiyormuşçasına gerçektir.” –Talip Ertürk

ÜÇÜNCÜ SAYFA
Oyuncular: Ruhi Sarı, Başak Köklükaya, Cengiz Sezici, Serdar Orçin, Emrah Elçiboğa, Naci Taşdöven
Yapım: 1999, Türkiye
Süre: 92 dk.

Filmlerde figüranlık yaparak hayatını kazanan İsa, mafyatik bir ortamda elli dolar çalmakla suçlanır ve fena halde dövülür. Parayı iade etmesi için kendisine yirmi dört saat süre tanınır. İsa, parayı bulamaz ama bir tabanca bulur. İntihar etmeye karar vermiş, tam tetiği çekmek üzereyken kapı çalınır...
“Üçüncü Sayfa tıpkı Demirkubuz’un bir önceki filmi Masumiyet gibi, bir yandan ‘tutunamayanlar’ öyküsü anlatırken, diğer yandan da sinema hakkında görüş beyan ediyor, sinema yoluyla öykü anlatmakla yetinmeyip, sinema üzerine bir öyküyü de karşımıza getiriyor. Üçüncü Sayfa her şeyden önce, adını aldığı fotoğraf ağırlıklı üçüncü sayfa haberlerinin, eski Yeşilçam filmlerinin ve televizyon dizilerinin ortak paydasını oluşturan, ham duyguları kolay yoldan harekete geçirme mantığını konu ediniyor.”-Tuna Erdem

İTİRAF
Oyuncular: Taner Birsel, Başak Köklükaya, İskender Altın, Miraç Eronat, Gülgün Kutlu
Yapım: 2001, Türkiye
Süre: 90 dk.
Zengin ve başarılı mühendis Harun, karısı Nilgün’ün kendisini aldattığını öğrenir. Önce bu durumla yüzleşmeyip, bildiklerini karısına söylemez. Zaman ağır, acılı geçmekte ve belirsizlik dayanılır gibi değildir. Sonunda karısına her şeyi itiraf ettirmeye karar verdiğinde uzun bir gece başlar. Yedi yıldır evil olan karı-koca, insan olmanın karanlığında ilerledikçe, kimin kim olduğu tanınmaz hale gelir.
“Demirkubuz’un başarısı, sinemayı ‘süslerinden’ arındırmakla kalmayıp minimalist sinemanın parlak bir örneğini vermesinde.... Işık, müzik ve kurgunun neredeyse tüm olanaklarını bir kenara koyup sadece kamerasını kullanarak, hayattaki bekleyişleri, sıkıntıları, patlamaları, gerilimleri birebir filmine yansıtıyor. Çatışmanın kurulduğu, geliştiği ve çözümlendiği bir yapı yerine birkaç başlangıcı ve sonu olan, birkaç keskin viraj alan bir yapıyı tercih ediyor. Adeta hayatın bir kesitini değil bütün bir hayatı anlatmaya soyunuyor.” - Uygar Şirin

YAZGI
Oyuncular: Serdar Orçin, Zeynep Tokuş, Engin Günaydın, Demir Karahan
Yapım: 2001, Türkiye
Süre: 120 dk.

“Bir yönetmen olarak beni en cezbeden şey insan doğasının karanlık yanı” diyen Zeki Demirkubuz, Albert Camus’nün Yabancı adlı ünlü romanından esinlenerek senaryolaştırdığı Yazgı’da, nedeni olmaksızın kendisini suçlu hisseden ve iradesini kullanmayı reddeden bir insanın tuhaf, akıl dışı öyküsünü anlatır.
“(...) Yazgı, bir yönüyle de Musa’nın son derece yeknesak ve sıkıcı gündelik hayatı üzerine bir film... Mütevazı bir apartman dairesinde yaşayan, gündüzleri sıkıcı bir ofiste çalışan, akşamları boş bakışlarla televizyon seyreden, sabahları inşaat sesleriyle uyanan, canı sıkıldıkça pencereden dışarı bakan, insanlar bir şey anlatırken mekandaki nesneleri inceleyen sıradışı bir karakterin filmi bu... Şüphesiz Demirkubuz’un Musa’yı defalarca dairesine girip çıkarken, gıcırtılı kapıları açarken, elektrik düğmesini çevirirken göstermesi tesadüf değil. Gündelik hayatının sıkıcılığını anlamadan Musa’yı anlamak zor.” – Mehmet Açar

BEKLEME ODASI
Oyuncular: Nurhayat Kavrak, Zeki Demirkubuz, Nilüfer Açıkalın, Serdar Orçin, Ufuk Bayraktar
Yapım: 2003, Türkiye
Süre: 92 dk.
Başkalarına göre idealist ve ilkeleri için yaşayan ama kendisine göre inançsız ve kibirli bir insan olan yönetmen Ahmet, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanını filme çekmek istemektedir. Hem çekeceği filme hem de sevgilisi Serap ve yaşadığı hayata karşı nedensiz bir kayıtsızlık içinde, kendini evine kapatmış, adeta bir münzevi gibi yaşamaktadır. Bütün bunlar olurken asistanı Elif, filmin hazırlık çalışmalarını sürdürmekte ve romanın kahramanı Raskolnikof’u oynayacak kişiyi aramaktadır.
“(...) hayata ve kendisine bakışındaki acımasızlığı, umursamazlığı başkalarından da esirgemeyen bir adamın varoluşu üzerine. İnsanlardan bir şey beklemeyen, kendisine sorulmaksızın sunulanlara karşılık, insafa gelerek bir şeyler vermeye de gerek duymayan bir adamın. Bugüne dek filmlerinde ‘şöyle bir’ görünen Demirkubuz, bu kez başrolü kendisine vermiş. Her ne kadar filminin otobiyografik olmadığını söylese de, onu iyi-kötü tanıyanların paralellik kurmaktan kendini alamayacağı bir hikâye var ortada.” – Yeşim Tabak

KADER
Oyuncular: Ufuk Bayraktar, Vildan Atasever, Engin Akyürek, Müge Ulusoy, Ozan Bilen
Yapım: 2006, Türkiye

Süre: Normal süresi 103 dakika olan filmin 135 dakikalık versiyonu ilk kez İstanbul Modern’de gösterilecek.
Kader, yönetmenin Masumiyet’inde tanımış olduğumuz iki karakterin gençlik öyküsünü anlatır. Bekir, Uğur’a aşık olur. Uğur da başı hep belada olan Zagor’a. Zagor, iki polisin öldürülmesi olayına karışıp tutuklanır. Bu olay, başlangıçta Bekir için bir umut gibi görünse de, bu acımasız aşkın peşinde yıllarca sürecek amansız bir hastalığın başlangıcı olacaktır.
“Zeki Demirkubuz, sinemasında ‘suçluluk’ duygusuna sıkça vurgu yapar. İnsanoğlu, yaptıkları ve yapamadıkları için tarih boyunca suçluluk duymuştur. Kaldı ki, mitolojiye göre dünyaya gönderilmesinin nedeni de bir suç işlemesidir. Dolayısıyla ilk insanla başlayan suçluluk duygusu tarih boyunca insan soyunun yakasını bırakmayacaktır. Bekir de, Uğur da, Yusuf da Zagor da boğazlarına kadar suça ve günaha batmıştır. Zeki Demirkubuz’un kahramanları kötüdür, suça eğilimlidir, doğuştan günahkârdır. Kader ve Masumiyet dışında, Yazgı’nın,İtiraf’ın, 3. Sayfa’nın kahramanlarının derinliklerinde kötülük yatar. Ve vicdan çoğu zaman bu kötülüğü ortadan kaldırmaya yetmez. Sevenlerine, Masumiyet ve Kader’de anlatılan hikâyenin bu kadar sert ve içli gelmesinin nedenlerinden birisi, belki de kahramanlarının bütün bu dinsel ve efsanevi olgularla kurduğu dolaylı ve dolaysız ilişkilerdir. Bu yüzden anlatılan hikâyenin ‘gerçeklik’le ilişkisini sorgulamak da anlamsızlaşır. (...) Masumiyet ve Kader’in iyi birer film olmalarının ardındaki sırlardan birisi zamanın ve mekânın ötesinde bir tür ‘ahir zaman aşkı’nı anlatmasıdır belki de...” – Şenay Aydemir

KISKANMAK
Oyuncular: Nergis Öztürk, Serhat Tutumluer, Berrak Tüzünataç, Hasibe Eren, Serdar Orçin
Yapım: 2009, Türkiye
Süre: 96 dk.

1930’lar, Zonguldak... 29 Ekim gecesi Cumhuriyet balosu yapılmaktadır. Bu küçük, sıkıcı kömür kentine iki ay önce taşınan maden mühendisi Halit, eşine az rastlanır güzellikteki karısı Mükerrrem, Halit’in kız kardeşi ve sığıntısı Seniha da davetlilerin arasındadır. Kentin en zengin ailesinin oğlu Nüshet, Mükerrem’i dansa kaldırdığında, oturduğu kuytu köşeden onları gözleyen Seniha, yengesinin bu kız gibi güzel çocuğa karşı koyamayacağını hemen farketmiş, Tanrı’nın onu çirkinliğin yazgısına boyun eğen olmaktan, güzelliğin kaderini çizen mertebesine yükseltmeye karar verdiğini o anda anlamıştır.
“Farkında mısınız, [Demirkubuz] ilk kez kadın ruhunun bu denli derinliklerine sokuyor bizi Kıskanmak’la. Önceleri onlara ana erkek kahramanımızın omzunun arkasından bakardık. Film bu açıdan da ayrılıyor öncüllerinden. Birisi kendini erkek tahakkümüne, diğeriyse tutkusuna teslim etmiş iki kadının hikayesi Kıskanmak. Halit tümüyle bu öykünün figüranı. Eğer Kıskanmak’ı iki kadının aklı ve yüreğini okumaya çalışan bir film olarak görürseniz, bazı parçalar daha fazla yerine oturabilir.” – Burçin Yalçın

YERALTI

Oyuncular: Engin Günaydın, Nergis Öztürk, Serhat Tutumluer, Nihal Yalçın, Murat Cemcir
Yapım: 2012, Türkiye
Süre: 107 dk.
Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ından esinlenen filmde Muharrem, nefret ettiği ve edildiğini halde eski arkadaşlarının yemeğine kendisini zorla davet ettirir. Masum didişmeler, ufak kişilik gösterileri ile başlayan yemek, giderek dumanlanan kafaların etkisiyle utanç dolu geçmişe doğru yol almaya başlar. Defterler açılır, hesaplar ortaya dökülür. Gece pişmanlık, gözyaşları ve öfkeyle dolarken, rezillik, karanlık sokaklara, fuhuş kokan otel odalarına taşar.
“Yeraltı, aşağılanmanın (ve ondan alınan sapkın zevkin), adeta ‘gurme’ bir sıçanlık duygusunun özenle günümüze yerleştirildiği bir film.(...)Başka bir film, kahramanını düştüğü çukurdan çıkarmak isteyebilirdi. Ama Yeraltı’nda konu insaniyet değil, çukur. Türk sinemasında ‘çukur’u bu kadar dürüstlükle, şevk, istek, alay ve artistik zevkle toplumsal perspektife yayan başka film bilmiyorum.” – Fatih Özgüven

BULANTI
Oyuncular: Zeki Demirkubuz, Şebnem Hassanisoughi, Öykü Karayel, Çağlar Çorumlu, Ercan Kesal
Yapım: 2015, Türkiye
Süre: 116 dk.

Sevgilisiyle birlikte olduğu gece karısı ve küçük kızını trafik kazasında kaybeden Ahmet, “akıl-fikir işleri” yapan mühim bir şahsiyettir. Kimseyi umursamayan, hiçbir şeyin önünde eğilmeyen biri olarak bu trajik olaydan pek etkilenmeden yaşamına devam eder ama bir süre sonra, görünürde bir sebep olmaksızın kendinde ve yaşamında bazı değişimler olmaya başlar. Küçük terslikler, tuhaf aksilikler art arda gelmekte, çok sevdiği kadınlarla arası bozulmakta, hayat karşısında zorlanmakta ve kendisinden beklenmeyecek zafiyetler göstermektedir.
“[Bulantı,] toplumsal bir acıyı ‘hiç hissetmemiş’ gibi davranan ve hatırlamak istemeyen bir toplumda, bireysel bir acıyı ‘hiç hissetmemiş’ gibi davranan ve ‘hatırlamayı tercih etmeyen’ bir bireyi, hali vakti yerinde bir aydın-akademisyen olan Ahmet’i anlatıyor.(...) Bekleme Odası’ndan sonra bir filminde daha başrol üstlenen Demirkubuz, senarist, oyuncu ve yönetmen olarak üst düzey bir iş çıkartmış durumda. Işık ve kamera kullanımından diyaloglara, müziklerden oyuncu yönetimine, genel planlardan yakın çekimlere dek incelikle ve sağlam biçimde örülmüş bir film Bulantı.”- Tunca Arslan