İstanbul onu büyüledi, o da bizi

İstanbul onu büyüledi, o da bizi
İstanbul onu büyüledi, o da bizi

Bugün, yarın ve perşembe günü üç kez sahnelenecek ?Nefes, Pina Bausch?un İstanbul?u? için tüm biletler çok önceden tükendi. Fotoğraf: Muhsin Akgün

Pina Bausch'un ilk kez 2003 yılında sahnelenen, İstanbul'a dair gösterisi 'Nefes', tekrar doğduğu kentte. Suve tül perdeyle görselleşen, bize dair esprili gözlemleriyle gülümseten eseri, seyreden herkes mutlulukla hatırlıyor
Haber: ÜMİT ÖZDEMİR / Arşivi

İSTANBUL - Bazen hiç unutamadığımız güzel anılar basit bir tesadüfle başlar. Benim için bu güzel tesadüflerden biri 2000 yılında o yıl festivalin fotoğrafçılığını yapan bir aile dostumuzun beni kolumdan tutup AKM’ye getirmesiyle başladı. Sahne’de Masurca Fogo’nun genel provasını büyülenerek izlediğimi hatırlıyorum. Pina Bausch’u ilk kez o gün tanıdım. Sahnede rengarenk ve mutlu bir hayat vardı hatırladığım. Daha sonra öğrendim ki Masurca Fogo, Pina Bausch’un ‘Kentler ve İnsanlar’ serisinde Lizbon için yarattığı bir eserdi. Ardından 2003 yılında üniversitede okuyan heyecanlı bir ‘kültür yöneticisi’ adayıyken Pina Bausch’un  İstanbul için özel bir proje üzerinde çalıştığını duydum. Gösteriyi izlemek için İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali Direktörü Dikmen Gürün’e gidip ‘iş’ istemekten başka seçenek yoktu. İş için geç kalmıştık ama o sıkıntıyı anladı ve bizi kostümlü genel provaya davet etti. Böylece üç sene sonra tekrar bir Pina Bausch yapıtını, genel provada izlemiş oldum. Yine büyülenmiştim.
Bu ay Pina Bausch’un dans tiyatrosuyla yolum bir kez daha kesişiyor. Ama bu kez onları İstanbul’a getiren ekibin içinde yer alma ayrıcalığına sahibim. Hiçbir şey değişmeyecek ve biletlerin hızla tükenmiş olmasından anlaşılan o ki yine gösteriyi genel provada izleyecek, yine büyüleneceğim.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın Sahne ve Gösteri Sanatları projeleri kapsamında ‘Nefes’, ‘Pina Bausch’un İstanbul’u’ ismiyle yedi seneden sonra tekrar İstanbullularla buluşuyor. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ndeki gösterilerden ilki bugün, diğerleri ise yarın ve perşembe. Tanztheater Wuppertal’in dansçıları geçtiğimiz yedi yıl içinde Berlin, Paris, Tokyo, Helsinki, Madrid, New York, Ottawa, Seoul, Lisbon, Essen’i gezdi. Tüm gittiği ülkelerde ayakta alkışlandı ve bir su şehri olarak gözlemlediği  İstanbul’un kırılganlığını, gücünü, mistisizmini (gizemini) ve dayanılmaz çekiciliğini tanıttı.
Pina Bausch’un İstanbul için koreografi yapma fikri ve çalışmaları 2002 yılında başladı. Ağustos ayında 30 kişilik ekibiyle üç hafta kalmak üzere İstanbul’a geldi. İnsanların arasına karıştı, onlarla konuştu. Boğaz kıyısında, Haliç’te, Kasımpaşa’da, Moda’da, Fatih’te, Ada’da gezindi... Bir yandan da yoğun bir prova süreci yaşandı. Pina Bausch İstanbul için şöyle diyor : “Bir şeyler sizi yakalıyor, içine çekiyor. Bu güzel denizin içinde olmak bir şans, ama nereye yönelmek istediğiniz çok önemli...Küçücük insanlar gibiyiz bu kentte.” 
‘Nefes’te Pina Bausch, ince ve esprili gözlemlerini sürdürüyor. Bizlere dair yakaladığı anlarla izleyicisini tebessüm ettiriyor. Tabandan kaynayan su, yağmur ve tül bir perde Pina Bausch’un İstanbul’u hakkında çok şey anlatıyor. Kostüm tasarımcısı Marion Cito’un günlerce İstanbul’un altını üstüne getirerek bulduğu  ipek ve kadife kumaşlardan yaptığı tuvaletler sahne üstünde uçuşuyor. Ve müzikler... Matthias Burkert ile Andreas Eisenschneider’in oluşturduğu ve Mercan Dede’den Tom Waits’e uzanan zengin buluşmada yine düşgücü ve imgeler öne çıkıyor.
Tanztheater Wuppertal’ın İstanbul gösterisi bu sefer hepimiz için  biraz buruk olacak. Pina Bausch 30 Haziran 2009’da aramızdan ayrıldı. Yirminci yüzyılın en önemli koreograflarından biri olan Pina Bausch’a aramızdan ayrılışının birinci yılında İstanbul’dan sevgi, saygı dolu bir selam vereceğiz istanbul’dan... 

ÜMİT ÖZDEMİR:İstanbul 2010 AKB Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmen Yardımcısı