İstanbul resmen kültür başkenti

İstanbul resmen kültür başkenti
İstanbul resmen kültür başkenti
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin resmi açılış töreni, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla yapıldı

 

İSTANBUL -İstanbulbayram yeri gibiydi. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri,gece Haliç'te düzenlenen görkemli havai fişek gösterisi ve İstanbul'un yedi ayrı meydanındaki açıkhava konserleriyle başladı. Taksim ateş gösterisi ve Tarkan'la coştu. Kadıköy'de balon gösterisi ve Mor ve Ötesi, Sultanahmet'te Mehter Takımı ve Mercan Dede vardı. Kıraç Pendik'i, Zara da Bağcılar 'ı, Nil Karaibrahimgil Beylikdüzü'nü salladı.

 

 

HALİÇ (Cem Erciyes yazdı)

 

Haliç Kongre Merkezi'ndeki ana açılış töreni ve gösterisi yoğun güvenlik önlemleri ve büyük kalabalığa rağmen kültür endüstrisinin önde gelen tüm simalarının, pek çok sanatçının, tanınmış profesörün ve AKP İstanbul sisayi çevrelerinin katıldığı kalabalık bir törenle başladı. Davetliler Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan' Erdoğan'ın yarım saat kadar geç gelmesi nedeniyle epeyce içeride beklediler.
İlk konuşmayı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Yürütme Kurulu Başkanı Şekip Avdagiç yaptı. Ardından İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş , Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuştular.
Başbakan Erdoğan'ın İstanbul'un imparatorlarına, padişahlarına, Türkiye'nin kurucusu Atatürk'e teşekkür ederek başladığı, kentin yetiştirdiği ünlü mimarları, sanatçıları, yazarları saydığı konuşmasında sık sık şairlerden söz etmesi, Nazım Hikmet'in, Orhan Veli'nin, Cemal Süreya'nın, Berberyan'ın, Sezai Karakoç'un adlarını anması, Fuzuli'den ve Necip Fazıl'dan şiirler okuması dikkat çekti.
Hemen konuşmaların ardından önce orkestra yerini aldı, sonra koro ve yavaşça sahneye gelen Cüneyt Türel, Orhan Veli'nin 'İstanbul'u Dinliyorum' şiiriyle gösteriyi başlattı. Onun bitirdiği yerden İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Devlet Opera Korosu, Borodin'in bir eserini seslendirmeye başladılar. Onların tamamladığı anda zaten sahnede yerini almış olan MFÖ 'Bu Sabah Yağmur Var İstanbul'da'yı söylemeye başladı. Bunların her birinden bir diğerine geçişler o kadar iyiydi ki 'İstanbul Büyüsü' adlı adlı bu gösterinin arkasında ancak Yekta Kara gibi bir reji büyücüsü olabilirdi. 30'a yakın parça için 300'den fazla sanatçının yer aldığı gösteride hemen hiçbir şey aksamadı. Bu etkileyici gösteri, senfoni orkestrasını daracık bir alana sıkıştırmayı, sahnenin iki yayındaki kulelere koroyu yerleştirmeyi ve özellikle de arkadaki büyük ekranda İstanbul'un şiirsel manzaralarını, gündelik hallerini, kaosunu ve varoşunu, söylenen şarkılara uygun biçimde yansıtabildiği için başarılıydı.
Sertab Erener 'Beyoğlu'nda Gezerken'i söyledi, Zuhay Olcay İlhan Şeşen'den bir şarkı söyledi ama en çok alkışı 'Kalamış' şarkısını söyleyen Bekir Ünlü Ataer, bir de Kürtçe 'Ahmedo' uzun havasını okuyan müthiş Aynur aldılar.
Sahnede çıplak ayaklı modern dansçılar da vardı, tennureli semazenler de. Necip Fazıl şiirleri de okundu, tangolar da... Yani İstanbul'a dair ne varsa gösterinin içinde yerini bulmuştu. Mozart'ın 'Türk Marşı' ve Beethoven'in 'Neşeye Övgüsü'yle bu çok kimlikli gösteri sona erdi. Ve ardından herkes merakla beklenen o büyük havai fişek ve ışık şovuna kavuşmak için Haliç kıyısına indi.
Hafiften atıştıran yağmura karşı şeffaf 2010 şemsiyeleri dağıtılan davetlilerin iskeledeki bekleyişi ve karşı kıyıda gösteriyi uzunca süredir bekleyen İstanbulluların Sütlüce'ye kadar ulaşan protesto bağrışları, Cumhurbaşkanı Gül'ün "İstanbul'a ve dünyaya hayırlı olsun" sözüyle sona erdi. Ve dev 2010 yazısının renkten renge büründüğü, 15 dakika boyunca süren, Haliç'in durgun sularını ve gecenin karanlığını ışıklara boğan o havai fişek gösterisiyle İstanbul resmen 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmuş oldu.Kutlamaların merkezi olan Haliç, Sultahahmet, Taksim, Kadıköy, Pendik, Bağcılar ve Beylikdüzü'ndeki kutlamalara soğuk havaya rağmen binlerce İstanbullu katıldı.

 

 

TAKSİM (Elif Ekinci yazdı)

 

 

İstanbul 2010 Taksim açılış gecesi oldukça renkli geçti. Saat 19.30'da başlayan etkinlikler için saatler öncesinden başlanarak geniş güvenlik önlemleri alındı. Polis barikatlarıyla çevrelenen alan saatler ilerledikçe kalabalıklaştı. Şenlik saat 20.00'de sahneye çıkan Fransız Ateş Tiyatrosu topluluğunun gösterisiyle başladı. Özel giysi ve aletleriyle alev ve havaifişekler eşliğinde ilginç bir gösteri yapan topluluk izleyicilerden alkış topladı. Son derece sessiz ilgiyle izlendiler. En ilgi çekici kısmı iki göstericinin havai fişekler altında sahneden onlarca metre yükseklikte yaptıkları gösteri oldu.
Topluluğun gösterisi her ne kadar genç yaşlı birçok kişi tarafından izlense de kalabalıkta yoğun bir Tarkan sabırsızlığı vardı. Konserden saatler önce kendine direk tepelerinde yer bulan insanlar havanın soğukluğuna ve yağmura aldırmadan Tarkan'ın sahneye çıkmasını bekledi. Sanatçının çıkışı yaklaştıkça alanı dolduran çığlıklar ilk duyulduğunda daha da arttı. Sahneye 'Kuzu Kuzu' şarkısını söyleyerek çıkan Tarkan, program boyunca sevilen birçok şarkısını seslendirdi. Konser alanındaki Tarkan bandanalı gençler kadar civardaki kapalı mekanlarda oturan insanların Tarkan'a eşlik etmesi dikkat çekti. Sahneye daha yakın olmak için barikatları aşmaya çalışan gençler polis tarafından engellendi.
Kalabalık arkadaş grupları, çocuklarını omuzlarına alan anne ve babalar, birbirileriyle dans eden çiftler meydanı dolduran herkes Tarkan'ın eğlenceli şarkılarına coşkuyla eşlik etti. Soğuğa aldırış etmeyen kalabalık program boyunca çılgınlar gibi eğlendiler.

 

 

KADIKÖY (Ceren Akardaş yazdı)

 

 

2010 kutlamaları İstanbul'un Avrupa yakasında, Kadıköy'de de insanları sokağa çıkardı. Kutlamalar kapsamındaki gösteriler kısmında Kadıköy'e balonlar düşmüştü. Rıhtımdaki en büyük otoparkta, balonlar saat tam 19.00'da uçuşmaya başladı, ama bunlar bizim bildiğimiz balonlardan değildi. Fransız bir grubun hazırladığı dev fantastik kafalar, kalabalığın üzerinde süzülmeye başladı. Kayık şeklinde olanı da vardı ejderhaya benzettiğimiz de. Saat 20.00 gibi kalabalık arttı.
Saat '20.10'u gösterdiğinde Mor ve Ötesi sahneye çıktı ve soğuğa inat meydanı dolduran kalabalık coştu. Mor ve Ötesi'nin hayran kitlesinin soğukla olan mücadelesinde onlara en büyük desteği sahneden meydana yayılan şarkıların sıcaklığı verdi. Sahnenin ısısı meydana da yayılıyordu.

 

 

 

SULTANAHMET (Ömür Şahin yazdı)

 

 


Soğuktu ve yağmur çiseliyordu. Şiirsel olsun diye değil gerçekten... Çok soğuktu ve sanki az sonra kar başlayacakmış gibi yağmur çiseliyordu. Donuyorduk. Yine de Sultanahmet'te Ayasofya Müzesi önündeki İstanbul 2010 kutlamaları oldukça kalabalıktı.
Gökyüzüne uzanan lazer ışıklarını takip ederek kolayca ulaşılabilen alanın bariyerlerle çevrildiğini gören turistlerin bazıları geri dönüyor, bazıları ne olduğunu merak edip önünde uzun kuyruklar oluşan güvenlik kapılarından içeri giriyordu. Alanda Madonna'dan Hande Yener'e uzanan müzik yelpazesiyle karşılanan konuklar Mehter Takımı'nın sahneye çıkmasıyla 'coştu'. Gerçekten çoştu. İzleyiciler, kimi turistlerin şaşkın bakışları arasında Mehter Takımı'nın marşlarına eşlik ediyor, bir yandan dans edip bir yandan da mehteranın 'Allah Allah' nidalarına katılıyordu. İşte tam da bu anda İstanbul kültür başkenti şöyle dursun, 72 milletten insanın buluştuğu kültürlerarası çeşitliliğin başkenti oluyordu.
Sahnedeki 'tüyler ürperten' görüntü alanın büyük ekranlarına yansıyordu. Bu büyük ekranlarda kimi zaman Sultanahmet Camii, kimi zaman Türk bayrağı kimi zaman da Mehter Takımı'nın taşıdığı üç hilalli yeşil bayrak dalgalanıyordu. Haliç Kongre Merkezi'ndeki resmi açılış törenine katılan Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ı da uzun uzun izleme fırsatı bulduğumuz ekranda az sonra, 8 milyon liraya malolduğu söylenen havai fişek gösterilerini izleyecektik. Coşkulu alkışlar eşliğinde sahneden inen mehteranla birlikte alandaki izleyicilerin bir bölümü de soğuğa daha fazla dayanamayarak kutlamaları terk etti.
İzleyici coşkusunu yitirince sahneye çıkan sunucu Hande Kazanova, kah "Bu gece bizim gecemiz, eller yukarı" diye bağırarak, kah dans ederek izleyiciyi 'ısıtmaya' çalıştı. Sonra sahneye "İstanbul gibi büyülü" dediği Mercan Dede'yi çağınrdı.
"İyi akşamlar güzel istanbul" diye performansına başlayan Mercan Dede, ney ve kanunun yoğunlukta olduğu parçalar seslendirdi. "İki mabedin ortasındayız, dua kadar güçlü bir şey var mı?" diyerek, herhalde o kutsallığın büyüsüne kapıldığı için dili sürçmüş olacak ki, sıradaki şarkıyı Haiti yerine Taiti'deki depremzedelere gönderdi. Bu şarkı esnasında sahneye semazenler çıktı. Bu sırada gözümüze konser alanının dışında durarak içki içen izleyiceler çarptı. Güvenlik görevlilerinden aldığımız bilgiye göre içeri içki sokmak yasak değildi. Herhalde gençler de bu kutsallıktan etkilenmişlerdi. mercan dedenin konseri özellikle turistlerin ilgisini çekti.

 

 

 

BAĞCILAR (Gönül Koca yazdı)

 


Bir çocuk "Ekranı göremiyorum" diyor, annesi kızıyor kucağına alıp "Şuraya bak" diyor, bir adam "kızım burada ne oluyor" diye sorup, "Zara konseri var amca" cevabını alıyor, babalar omuzlarına aldıkları çocuklarına "Ekranı görebiliyor musun?" diye soruyor, anneler "Hasta olacaksınız artık dönelim, konser geç başlayacakmış" diyor ama dinleyen mi var! Babalar çocuklarıyla sözleşmişçesine çocuklarını dinliyor ve olduğu yerde kalıyor. Ne soğuk ne yağmur ne de anne dinledi Bağcılar'daki alanı dolduran çocuklar. Ama alandaki sadece çocuklar değildi elbette, 7'den 70'e her yaştan insan vardı. Doğrusu bu soğukta ve yağmurda beklenmedik bir performans sergiledi Bağcılar ve Zara konserini izledi.
Meraklı bakışlarla yaklaşıp soruyoruz 'Bu konser niye oluyor, biliyor musunuz?' diye ama bilen yok. Evet bilen yok, bazıları bölük pörçük İstanbul Avrupa Başkenti, Kültür Başkenti, İstanbul Başkenti şeklinde cevaplar veriyorlar. Tekrarlıyoruz ne demek o diye, sonuç yine aynı. Ancak bu alanda dikkat çeken bir şey vardı, insanların böyle etkinliklere ne kadar meraklı ve istekli olduğuydu. Tabii bunda Zara konserinin Bağcılar'ın kültürel dokusuna uygun bir isim olmasının da payı büyüktü elbet. Ama sadece Zara da değil, Kadıköy'de yapılan balon gösterisinden, ara ara ekrana yansıyan Haliç'teki protokole kadar her şeyi soluksuz, pür dikkat izledi insanlar. Hatta o kadar kendilerini kaptırdılar ki, balon gösterisinden sonra sahneye çıkan Volkan Severcan, Kadıköy'deki kalabalığa 'Hani alkış" diye seslendiğinde Bağcılar Meydanı'nda büyük bir alkış tufanı koptu, ardından gözlerini sahneye çevirip boş olduğunu görünce kendi kendilerine gülmeye başladılar ve aynı anda 'Aaaa buradaki değilmiş, sahne boşmuş' sözcüklerini tekrarladılar.
Zara'nın 'Kaldım Duman İçi Dağlarda' şarkısıyla sahneye çıkışıyla da daha bi şenlendi Bağcılar Meydanı. Zara da hem şarkıları hem de ara ara 'ısınmak' için yaptırdığı alkış provalarıyla insanları coşturmayı başardı.

 

 

 


    ETİKETLER:

    Kadir Topbaş

    ,

    Bağcılar