İstanbul'u dinliyorum, bir barda...

İstanbul'u dinliyorum, bir barda...
İstanbul'u dinliyorum, bir barda...

Bosna Hersek li Aida Begiç in (üstte) yönettiği İstanbul filminde Gitmek le tanınan Ayça Damgacı (en solda) ve Kar ın oyuncusu Alma Terziç rol alıyor. fotoğraflar: Mehmet Ömür

İlk filmi 'Kar'la Cannes'da ödül alan Aida Begiç, 'Unutma Beni İstanbul' projesinin ilk filminde bir otelin barında tanışan iki kadının dostluğu üzerinden İstanbul'u anlatıyor. Begiç, 'Başta paniklemiştim. Zamanla anladım ki film için ne gerekiyorsa bunu en çabuk bulabileceğiniz yer İstanbul' diyor
Haber: ELİF TUNCA / Arşivi

İSTANBUL - Boşnak oyuncu Alma, Othello seçmeleri için geldiği İstanbul’da bir otelin barında oturuyor. Çalan telefon önce yüzünü güldürse de çok geçmeden suratı asılıyor. Barmaid Ayça, durumu fark edip bir içki hazırlıyor Alma’ya. Göz göze gelip birbirlerine nezaketen gülümsüyorlar. Çok değil birkaç saat sonra hayatlarının, hikâyelerinin nasıl da iç içe geçeceğini bilmeden...
Bu iki kadının hikâyesi, aslında İstanbul’un pek çok hikâyesinden biri sadece. Hüseyin Karabey’in fikriyle hayata geçen ve atlı yabancı yönetmenin gözünden İstanbul hikâyelerini içeren ‘Unutma Beni İstanbul’ projesinin ilk filmi. Cannes’da Eleştirmenler Haftası Büyük Ödülü’ne layık görülen ‘Kar’ filmiyle tanınan Boşnak yönetmen Aida Begiç, kamera arkasına ilk geçen isim oldu. Sıraselviler’de bir otelin lobisinde, ilk filmi ‘Kar’da da rol alan Alma Terziç ve ‘Gitmek’in başrol oyuncusu Ayça Damgacı’yla birlikte çalışıyor Begiç. İlk bilgileri de Damgacı veriyor aslında. Setin kurulmasını beklerken çekimlerden ama daha çok da yönetmenden bahsediyor: “Bu kadar iyi anlaşacağımızı hiç tahmin edemezdim. Çok güzel iletişim kurulabilen, işine çok saygılı, çok zeki biri. Hiçbir detayı kaçırmıyor çekimde ve esas güzeli bunu, geçekçiliğe zarar gelmemesi için yapıyor. Benim en çok önem verdiğim şey. Aynı hassasiyeti yönetmende de görmek harika.”

15 dakikada İstanbul
Damgacı, barmaidlik de yapan bir otel görevlisini canlandırıyor. Othello’daki Desdemona rolü için seçmelere gelen Boşnak oyuncu Alma ile tanışmalarına sebep, Alma’nın kıskanç sevgilisi. Sürekli telefon açıp duran da o. Kafası iyice karışan Alma, Ayça’dan provasına eşlik etmesini rica ediyor nihayet.
Yönetmen bundan fazlasını söylemiyor hikâye hakkında; “Sonrası şimdilik sır!” diyerek. Saraybosna Film Festivali’nde tanıştığı Hüseyin Karabey’in teklifinden itibaren İstanbul’a dair film yapmak hakkında düşünmüş. “15 dakikalık kurmacada İstanbul’u anlatmak kolay değil. Bence hiçbir zaman ama özellikle bu çağda, bu çağın İstanbul’unu anlatmak hiç kolay değil! Ben kişisel ilişkilerden İstanbul’un karakterine dair bir şeyler çıkarmaya ve onu yansıtmaya çalıştım. Ve mekânın özelliklerini yani hem Avrupa’yla Asya arasında oluşunu hem gerçeklikle metafizik dünya arasında oluşunu verebilecek bir hikâye olmasına çalıştım.”
Begiç, ilk filmi ‘Kar’da da yine kadınların önde olduğu, karakter yapıları üzerine kurulu ve gerçekle metafizik alan arasında bir dünya çizmişti.

‘İstanbul beni geriyordu’
Aida Begiç, daha önce Haziran ayında projedeki diğer yönetmenlerle birlikte atölye çalışması için İstanbul’a gelmişti aslında. Ve o zaman İstanbul’u, ‘çok kaotik’ diye niteleyip “Beni geriyor, benim için fazla büyük, çok ısınamadım” demişti. Çekimler, daha doğrusu çekimler için geçirilen zaman, bunu değiştirmiş. “Başta yabancılık hissettim. Daha doğrusu panikledim. Ama zamanla anladım ki film yapmanın temek gerekleri her yerde aynı ve işin güzel tarafı film için ne gerekiyorsa bunu en çabuk bulabileceğiniz yer İstanbul! Bu bir sinemacı için harika bir şey. Bir süre sonra paniği bırakıp keyif almaya başladım. İlişkilerle ilgili aslında hisler; insan olmaya dair o özü yakalayıp oradan ilişkiler kurulduğunda kaotik, gergin havası silinip gitti zaten. Gün be gün daha çok seviyorum.”
İstanbul’a alışan Begiç, Ramazan ’da çalışmaya da alışkın. İlk filmi ‘Kar’ı da Ramazan’da çeken yönetmen, İstanbul’un nemli sıcağında bile durumdan şikayetçi değil. “Ramazan’da çalışmak bence hep daha güzeldir. Bana çekimler daha kolay geçiyor gibi geliyor. Oruçluyum evet ama çok sıcak geldiğini söyleyemem. Şikayetçi değilim yani.” 

Sırada Sırp yönetmen var
Begiç’in ardından Eylül’de genç Sırp yönetmen Stefan Arsenijeviç İstanbul’da olacak. Sonra da sırasıyla Stergios Niziris ( Yunanistan ), Ömer Şargavi (Danimarka), Hani Ebu Essed ( Filistin ) ve Eric Nazarian (USA) Çekimlerinse Ekim’de bitmesi planlanıyor.