İstanbul'u unutma/unutturma

İstanbul'u unutma/unutturma
İstanbul'u unutma/unutturma

Farklı ülkelerden yönetmenlerin İstanbul konulu kısa filmlerinden oluşacak ?Unutma Beni İstanbul?un çekimleri temmuzda başlayacak. fotoğraf: Elif Tunca

Yönetmen Hüseyin Karabey, festivallerde tanıştığı farklı ülkelerden yönetmenleri 'Unutma Beni İstanbul' projesi için bir araya getirdi. Yönetmenler ekmek parası ya da sevgilisiyle buluşabilmek için yolu İstanbul'a düşen insanları anlatacak. Proje İstanbul 2010 destekli
Haber: ELİF TUNCA / Arşivi

İSTANBUL - Galatasaray’daki Cezayir Restoran’da, karşımda duran isimlerle adeta akrabalar arasındayım. Baba tarafından Selanikli yanıma Stergios Niziris, anne tarafından Boşnak yanıma Aida Begic sesleniyor. En sevdiğim yönetmenlerden Lars von Trier’in memleketinden Ömer Şargavi gelmiş. Öldürülüşünün ardından yollara döküldüğümüz Hrant Dink’in hemşerisi Eric Nazarian, kalkmış Amerika’dan gelmiş. Nispeten uzak duran Sırbistan’sa Stefan Arsenijevic’in coşkulu samimiyetiyle adeta çocukluk arkadaşım hüviyetine bürünüyor. Tek eksik, şahane filmi ‘Vaat Edilen Cennet’e aşık olduğum yönetmen Hani Ebu Essed; Los Angeles’taki çekimleri sebebiyle aramızda yok.
Bütün bu isimler, ‘Unutma Beni İstanbul’ projesi için bir araya geldi. Projede ekmek parası için, hatıralar için ya da sevgilisiyle buluşabilmek için yolu İstanbul’a düşenlerin hikayeleri anlatılacak.
Sevil Demirci ve Emre Yeksan’ın yapımcılığını üstlendiği projeyi başlatan kişi yönetmen Hüseyin Karabey, ona bu kışkırtıcı fikri verense usta yönetmen Thoe Angelopoulos’un senaristi Petros Markaris. Bir sohbet esnasında Markaris, Karabey’e İstanbul’da nerede oturduğunu soruyor. Karabey, Kurtuluş’ta oturduğunu söyleyince “Ben de orada yaşamıştım” deyip ayrıntılı tarif almaya başlıyor. Ve evet, film gibi, Hüseyin Karabey’in, Petros Markaris’in 40 yıl önce terk etmek zorunda kaldığı Narin Apartmanı’ndaki dairesinde oturduğu ortaya çıkıyor.
İstanbul bizi bu kadar bir araya getirip kenetlemişken bunun unutulmaması gerek diye düşünen Karabey, iki yıl önce bu fikirle, tanıdığı yönetmenlerin kapısını çalmış. Bu davetle ilgili bütün yönetmenlerden duyduğumuz cümle “Hüseyin istediği için hemen kabul ettim.” Bu tavır, ‘Unutma Beni İstanbul’ projesinin de alt metni aslında. Yugoslavya’nın dağılmasının ardından yaşanan krizle bavul ticareti yapmak zorunda kalan bir karı kocanın İstanbul’da birbirlerini kaybetmelerini ve daha sonraki gerçek ötesi olayları anlatacak Sırp yönetmen Stefan Arsenijevic, “Siyasetten hiç hazzetmiyorum. Siyaset benim hayatımı bu hale getirdi, ben onu asla filmime sokmam” diye konuşuyor. 

Köklerini arayan yönetmen
“Sorunlar zaten her yerde, bir de sinemada tekrarlanmasına gerek yok” diyen Amerikalı Ermeni yönetmen Eric Nazarian, sanatın umut dolu sözler söylemesinden yana. İşte bu yüzden udi dedesinin dükkanını bulmak için İstanbul’a gelen ama bambaşka şeyler bulan bir karakteri anlatacak. “Ben de karakterim gibi İstanbul’a ilk defa geliyorum. Onunla birlikte ben de kendi köklerimi arayacağım.”
Filmin bütün hikâyeleri böyle sevimli veya duygusal değil. Bunu, üzerine basa basa söyleyen, Filistin asıllı Danimarkalı yönetmen Ömer Şargavi. Attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değsin diye düşünüyor. Bir cinayet öyküsü anlatacak Şargavi, “Turistik, romantik bir filme ihtiyacı yok İstanbul’un, kendisi zaten turistik ve romantik” diyor. Ve “Bir film kışkırtmayacaksa ne işe yarar?” diye soruyor.
Öte yandan Yunan yönetmen Stergios Niziris de hiç sevmediği İstanbul’a iş yüzünden mecburen gelen bir adamın cüzdanını çaldırmasıyla gelişen olayları gösterecek. Uçaktan korktuğu için 1994’ten beri İstanbul’a sık sık -karakteri gibi- trenle gelen Niziridis, “O zamanlar kötüydü, İstanbul’a gitmemi bizimkiler de istemezdi. Ben de bir kere gidin de görün, ne var? derdim. İşte karakterim, o insanların toplamı olarak İstanbul’un ortasında kalakalacak” diye konuşuyor.
Hüseyin Karabey’in artistik yönetmenliğini üstlendiği, İstanbul 2010 Ajanssı tarafından desteklenen proje, Temmuz’da ‘motor’ diyecek.