İstanbul'un kaçırdığı büyük fırsat

İstanbul'un kaçırdığı büyük fırsat
İstanbul'un kaçırdığı büyük fırsat
Suna ve İnan Kıraç Vakfı'nın ünlü mimar Frank Gehry'ye ısmarladığı müze projesi neden hayata geçmedi? Hürriyet'ten Gila Benmayor'un yazısına göre işadamı İnan Kıraç, yılan hikayesine dönen projenin kitabını yazmış. 'Suna Kıraç Kültür Merkezi Niye Olmadı' kitabı yakında yayımlanacak.

Gila Benmayor’un Hürriyet’te yayımlanan yazısı şöyle:
İnan Kıraç ‘Suna Kıraç Kültür Merkezi Niye Olmadı’ kitabını yazdı. SUNA ve İnan Kıraç Vakfı’nın ünlü mimar Frank Gehry’ye ısmarladığı müze projesinin hayata geçmemesiyle İstanbul nasıl büyük bir fırsat kaçırmış. Bu acı gerçeği dün gece Pera Müzesi’nin 10. yıldönümünde müzedeki yemekte buluştuğumuz İnan Kıraç bir kez daha dile getiriyor. Kıraç, bir yılan hikâyesine dönen, İstanbul’a tam anlamıyla bir eşik atlatacak olan projenin neden hayata geçmediğinin de kitabını yazdığını anlatıyor. “Suna Kıraç Kültür Merkezi Niye Olmadı” kitabının yakından yayınlanacağını belirten Kıraç “Gehry, müzenin İstanbul’a ek 1 milyon turist getirmediği takdirde para almayacağını söylemişti” diyor.

Gehry, Tepebaşı’nda TRT binasının yerine müze projesini tasarladığı dönemde Paris’teki Louis Vuitton Vakfı Müzesi’nin üzerinde de çalışıyormuş. Louis Vuitton Vakfı Müzesi tam bir yıl önce kapılarını açtı. Kıraç’ın hatırlattığı gibi, Paris Belediyesi’nin Louis Vuitton Vakfı’na 55 yıllığına bedelsiz verdiği Boulogne Ormanı’ndaki kocaman araziye kuruldu müze. Gehry imzalı müzeyi günde 7 binin üzerinde kişi ziyaret ediyor. Gelin de İstanbul’un kaçırdığı tarihi fırsata hayıflanmayın!

150 MİLYON DOLAR
Projenin TRT ile İBB arasındaki anlaşmazlıktan dolayı İstanbul için bir hayalden öteye geçemediği iddiası vardı. Gerçeği İnan Kıraç’ın kitabından öğreneceğiz. Bundan 8 yıl kadar önce Kıraç ile bu meseleyi konuştuğumuzda “Umarım müze projesi İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olacağı 2010 yılına yetişir” demişti.

İnan Kıraç önceki gece vakıf olarak projeye 150 milyon doların üzerinde bir bütçe ayrılmış olduğunu hatırlatıyor. “Bir ülkenin kültür ve sanatta bir yere gelmesi için kişi başı milli gelirin 25 bin dolar olması gerekiyor. Böyle bir gelir olmadığına göre boşluğu özel sektör ya da kamu dolduracak” diyor.

Kamunun boşluğu doldurması bir yana 150 milyon dolarlık bir bütçeyi dahi elinin tersiyle ittiği bir ülkedeyiz yazık ki. Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın kültür ve sanat hayatımıza nasıl destek oldukları şu hesapta ortada: Pera Müzesi’nin 10 yılda yaklaşık 1.5 milyon kişi gezmiş. Vakıf satın aldığı eserler hariç müzeye 30 milyon lira harcamış. Dolayısıyla İnan Kıraç diyor ki “Müze ziyaretçilerinin her birinin cebine biz ekstra 20 lira koymuşuz!”

SERVETİN ÜÇTE BİRİ
Telefonun kapağına oryantalist ressam Fausto Zonaro’nun bir resmini koyan İnan Kıraç “300 tabloluk oryantalist resim”koleksiyonumuzu vakfa verdik. Çok sevdiğim Zonaro’nun bu resmi artık bizde değil. Görmek istediğimde müzeye geliyorum” diyor.
Sanat ve kültür faaliyetlerinin devamı için Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın güçlü olması gerektiğini belirten Kıraç, ailenin servetinin üçte birini de vakfa bırakacağının altını çiziyor.
“Bu sektörü yaşatmak gerek” diye konuşuyor.

Vakfın Kültür Sanat İşletmeleri Genel Müdürü Özalp Birol’un da söylediği gibi Pera Müzesi güçlü koleksiyonlarıyla uluslararası sanat haritasında yerini almış durumda. Dünyada sektörün güçlü kurumlarıyla sıkı bir işbirliği halinde.


Müze, Suna ve İnan Kıraç Vakfı’na ait ‘Oryantalist Ressamlar’ koleksiyonunun yanı sıra dünyanın en önemli ‘Anadolu Ağırlık Ölçüleri’ koleksiyonuyla ‘Kütahya Çini ve Seramikleri’ koleksiyonunu da sergiliyor.
Pera Müzesi’nin 10. yıldönümünde, İpek Kıraç babasını bir saniye yalnız bırakmıyor. Yanında değilse bile gözleriyle hep onu izliyor.

Kıraç Grubu şirketlerinden Sirena Marine’in CEO’su olan İpek Kıraç, annesinin rahatsızlığı nedeniyle biyolojiyi okuduğu ve tıbba ilgi duyduğu halde beklenmedik bir şekilde girdiği sanayi dünyasını benimsemiş. Heyecanla Sirena Marine’in projelerini, tasarım ve kalitesiyle uluslararası bir tekne markası yaratmak için neler yaptığını anlatıyor.

Gecenin sürprizi ise Sevgili Doğan Hızlan’ın doğum günü. Hızlan, bir müzede, sanat ve kültürün konuşulduğu bir ortamda doğum günü pastasının mumlarını üflerken keyifli...