İyi kalpli ve kültürlü adam...

Artık başkalarının oyununa gelmiş dürüst, saf ve komik adamları oynayamayacak.
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

İSTANBUL - Artık başkalarının oyununa gelmiş dürüst, saf ve komik adamları oynayamayacak. Endişeli babaları, gerçeklere sırt çeviren yöneticileri, sarhoşları da.
Komedi ile dram arasında gidip gelerek ve her ikisini de aynı ustalıkla oynayarak bizi duygulandırmayacak... 'İki Hınzır
Adam'ın daha az hınzırı aramızdan ayrıldı. 1926 yılında Boston'da, annesi briçi bırakamadığı için, asansörde dünyaya gözlerini açan Jack Lemmon, o dünyadan diğer insanlar gibi bir yatakta ayrıldı.
Sözcüsü Warren Cowan, onun çarşamba gecesi kanser nedeniyle öldüğünü söyledi. İkinci karısı Felicia ile kızı Courtney, 'Havaalanı 1977'de birlikte oynadığı oğlu Christopher ve üvey kızı Denise de yatağının başucundalarmış. Öbür yanda ise, mükemmel bir çift oluşturduğu Walter Matthau tarafından karşılanmış olsa gerek.
Jack Lemmon, Hollywood'da ender rastlanan türde bir oyuncuydu. 40 yıllık starlık dönemine rağmen, senaryo seçimlerinde titizlenir, ancak beğendiği bir şey olursa oynardı. İnandığı bir film için her türlü maddi fedakârlığı yapabilirdi. 1973 yapımı 'Save the Tiger' için de böyle yapmıştı. Karanlık işler çeviren giysi imalatçısının dramı, Paramount tarafından sürekli reddediliyordu. Sonunda bütçenin
1 milyon doların altında kalması koşuluyla razı oldular. Lemmon, kendi meslek örgütünün asgari ücretiyle haftada 165 dolara çalıştı.
İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik (yaratıcı) bilir demişler. Bu film ona, ikinci Oscar'ını getirdi.
Hollywood ahalisi arasında pek rastlanmayan bir özelliği de mutlu bir ailede büyümesiydi. Babası, unlu mamuller işindeydi, maddi durumları iyiydi. Jack savaş dönüşü oyuncu olmak istediğini söyleyince, "Sahiden seviyor musun bu işi?" diye sordu. 'Evet' cevabı üzerine de, "İyi" demişti, "Çünkü bir somun ekmek bana romantik gelmediği anda bu işi bırakırım".
John U(hler) Lemmon III, hayatı boyunca 'limon' benzetmesinden kurtulamadı. Amerikalılar John adını Jack olarak samimileştirdiği, 'U' harfi de 'yu' diye okunduğu için yıllarca 'Jack, you lemon' - 'Jack, seni limon' çığlıklarından kurtulamadı.
'Küçük sarı limon'
Aslında her şey, doğduktan hemen sonra sarılık geçirdiğinde hemşirenin "Şu küçük sarı limona bakın" demesiyle başlamıştı. Hastalıklı bir çocuktu, 13'üne varmadan 13 ameliyat geçirdi. Kimileri onun komedi üslubunun bir parçası olan hafif eğik
duruşunu ameliyatlara bağlar.
Ama Lemmon'ın iyi oyuncu olmak için cerrahi müdahaleye ihtiyacı yoktu. Sah-neye amatör bir oyunla 4 yaşında çıktı. İlk aşkı ise, müzikti. Kendi kendine piyano çalmayı öğrendi, albüm bile yaptı, New York'ta sessiz filmler oynatan bir sinemada piyano çaldı. Komedyenliği, bu sinemada Chaplin ve Keaton'ı izleyerek öğrendiğini söylerdi.
Başarılı bir lise mezunu olarak hem Yale,
hem Harvard'ı kazanmıştı. Harvard'ı seçti ama, Yale'in tiyatro bölümünü akıl etmediği için hep hayıflandı. İlk profesyonel deneyimini de sahnede edindi. Sonra bir oyuncu avcısınca keşfedildi ve sinemaya girdi. Bu arada televizyon yapımları, dönemin birçok büyük oyuncusunda olduğu gibi onun için de bir üniversite oluşturdu. Çok hızlı tempoyla çalışıyorlardı. Provasız, tekrarsız, doğrudan çekim yapıyorlardı. Zamanlamasını orada kusursuz hale getirdi.
1985 yılında O'Neill'in 'Uzun Günün Geceye Yolculuğu' ile tiyatro sahnesine parlak bir dönüş yaptı. Son yıllarda da televizyon yapımlarına kuvvet verdi.
Önceki yıl bir Altın Küre alan Ving Rhames, rol arkadaşı Jack Lemmon'ı sahneye çağırmış, 'onsuz bir hiçim' yaklaşımıyla ödülü adeta zorla ona vermeye kalkmıştı. Sözcüsü Cowan, 'Oyunculuk âleminin en büyük aktörlerinden biriydi" diyor. "Onu iki kelimeyle tanımlamak gerekse
'iyi insan' derdiniz. Jack'i tanıyan herkes aynı fikirdedir." Eh, Mr. Lemmon, bir insan da ancak böyle şerefle uğurlanabilir.
'Asıl mutluluk Lemmon'la çalışmak'
Harvard mezunu Jack Lemmon, yarım asırlık sinema kariyeri boyunca sekiz kez Oscar'a aday gösterildi, iki seferinde salondan ödülle ayrıldı. Sinemanın yanı sıra müzik, tiyatro ve televizyonla da ilgilenen Jack Lemmon, pek çok Emmy, Altın Küre ödülünün yanı sıra Amerikan Film Enstitüsü'nün Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nün de sahibi olmuştu.
Lemmon, 1954 yılında başrolünü Judy Holliday ile paylaştığı 'It Should Happen to You' (Şöhret Delisi) filmiyle sinema
oyunculuğuna başladı, ertesi yıl En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandığı Mister Roberts (Belalı Kaptan) filmiyle ününü artırmaya başladı.
Ünlü yönetmen Billy Wilder'in iki başyapıtı 'Some like it hot' (Bazıları Sıcak Sever) ve 'Apart-man'daki (Gar- soniyer) rolleriyleününü pekiştiren aktör, 1966 yılında da 'The Fortune Cookie'de WalterMatthau ile iyi bir ikilioluştur-du, 1971 yılında 'Kotch' ile sine ma yönetmenliğini de denedi. 'Bazıları Sıcak Sever'in yönetmeni Billy Wilder, film hakkında konuşurken "Benim için asıl büyük mutluluk Jack Lemmon ile birlikte çalışmak" demişti. 1973 yılında 'Save the Tiger' (Kaplan Zor Durumda) ile 'En İyi Erkek Oyuncu' dalında ikinci Oscar'ın kazanan aktörün diğer filmleri ise şöyle:
'Irma La Douce' (Sokak Kızı İrma), 'The Great Race: (Büyük Yarış), 'The
Out of Towners' (İki Taşralı), 'The Front Page' (Baş Sayfa), 'China Syndrome' (Dünyanın Kaderi), 'Missing' (Kayıp), 'Macaroni', 'That's Life' (İşte Hayat).