İyi oyuncu elbet keşfedilir

Pek göze çarpıcı özelliği olmayan bir yüzü var. İddiasız, sıradan, orta yaşlı bir insan yüzü.
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

İSTANBUL - Pek göze çarpıcı özelliği olmayan bir yüzü var. İddiasız, sıradan, orta yaşlı bir insan yüzü. Ama bu yüz aynı zamanda
akılda kalıcı özelliklere sahip. Yaşına göre hayli gür saçlı, dargın bebek dudaklı, ekşi suratlı bir adam. Küçük adamların sinemadaki en yetkin temsilcilerinden biri. William H. Macy, biraz da bu nedenlerle olsa gerek, sinema izleyicilerinin ilgisini hayli ileri bir yaşta çekti.
Geç fark edilmiş yetenek
Ne yazık ki kendimi de bu geç
uyanan çoğunluğa dahil etmek zorundayım. Macy'yi ilk kez 'Fargo'da fark ettim, herkes gibi. Oysa o sinemaya çok daha önceden, 'Oyun Evi'yle başlamıştı. Uzun bir tiyatro, dört sezonluk bir 'Acil Servis' deneyiminin de dahil olduğu başarılı TV kariyeriyle belki ülkesinde daha önce göze çarpmıştır, kim bilir. Esas çıkışını 'Fargo'yla yaptı. Karısından kurtulmak isteyen, beceriksiz araba satıcısı Jerry Lundegard olarak: "Hey, işbirliği yapıyoruz burada." Araba satıcıları en çok onun "Mülakattan kaçıyor" diye bağırmasını sevmiş. Onun için yazılmış bir roldü sanki.
Oysa bu sadece bir yakıştırmadan ibaret, çünkü Macy belli bir rolün değil, her rolün oyuncusu. Gerçi Jerry rolünü kendisi de çok sevmiş, hatta Coen Biraderlerin onu denedikten sonra hâlâ oyuncu aradıklarını duyunca uçağa atlayıp New York'a giderek, rolü kendisine vermezlerse köpeklerini vurmakla tehdit etmişti ama, olsun. Macy, senaryo okumasını iyi bilen bir aktör. Genelde saçma bulduğu talimatları atlayarak büyük bir hızla diyalogları okuyor. Filmi gerçek zamanlamayla, bire bir gözünde canlandırabiliyor.
Veterinerlik eğitimi görürken (en tırstığı hayvan, minkler) Goddard Üniversitesi'ne gidip David Mamet'in öğrencisi olarak oyunculuk macerasına atılan Macy'nin altından kalkamayacağı rol yok. O göze batmaz, yokmuş gibi görünen, yaratıcılık çabasını bir perde altında gizleyen üslubuyla her şeye kadir.
Uzun meslek hayatında ilk kez olayı yerinde inceleme gereği duyduğu 'Ateşli Geceler'deki porno yönetmen yardımcısında da aynı derecede
iyiydi, 'Pleasantville'in sitcom babasında da. 'Jurassic Park 3'te, Sam Neil'in gerçekten karizmatik performansına rağmen, nankör rolüyle
öne fırlayan da o. Silik bir karaktere, bir 'ödlek aslan'a et-kemik katıyor.
Stanislavsky'ye
aşina, Sanford Meisner'le çalışmış ama, 'metod'a düşkün değil. Duyguların üzerinde durmanın gereksiz olduğunu düşünüyor. Her sahne iki kişi arasında geçtiğine göre, bu çelişki zaten gereken duyguyu doğuracaktır diyor. Önemli
olan rolünü takır takır ezberleyip teknik detaylarla kafayı karıştırmamaktır.
Gökte Tanrı varsa
Macy, sinemaya başladığı Mamet ve Paul Thomas Anderson'la çalışmaktan hoşnut. Setlerindeki ekip ruhunu seviyor. Gökte bir Tanrı varsa eğer, 'Sapık'ta onu yönetmiş olan Gus Van Sant'la yeniden çalışmasına izin vereceğine de inanıyor. Bağımsız filmlerle tanındı, bu âlemdeki tutkulu azimden hoşnut. Ama büyük bütçeli yapımlara da bir itirazı yok, insana treyler falan veriyorlarmış, daha çok bekliyor ama daha az çalışıyormuşsun. Kendisi de biraz rahatına düşkünmüş. Özel hayatı da yolunda. Yıllarca kur yapıp evlenmeye zorla razı ettiği aktris eşi Felicity Huffman için bir TV pilotu yazıyor, aynı tiyatroda çalışıyorlar.