İzmir'in zamana ihtiyacı var

İzmir'in zamana ihtiyacı var
İzmir'in zamana ihtiyacı var

Festival kapsamında Nuri Bilge Ceylan da sinema dersi verdi.

İzmir Film Festivali 11 yıl aradan sonra yeniden yapılıyor. Festival programı ve organizasyon gayet iyi ama kentin yeniden festival havasına girmesi biraz zaman alacak gibi görünüyor.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

İzmir, 11 yıl aradan sonra nihayet film festivaline kavuştu. Geçen cumartesi günü başlayan, pazar akşamı düzenlenen ödül töreniyle ‘ resmi ’ olarak yola koyulan festival İzmirli sinemaseverlere birbirinden farklı seçenekler sunuyor.
Festivalin açılışında Costas Ferris ve Çolpan İlhan’a verilen onur ödüllerinin yanı sıra Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğraf sergisi de ilgi gördü. Ferris ve Ceylan ayrıca birer sinema dersi de verdiler.
Festivalde ulusal yarışmada yer alan on filmin yanı sıra son dönem öne çıkan yerli yapımlar; Theo Angelopoulos ve Lütfi Ö. Akad anısına özel gösterimler; Sokurov’un Faust’u ve Scorsese’nin ‘George Harrison: Fani Dünyaya Karşı’sı başta olmak üzere dünya sinemasında dikkat çeken yapımlar da gösteriliyor.
Daha önce festival yapılmamış ya da İzmir gibi uzun yıllar ara verilmiş bir kentte bu tür çabalara girişmenin sıkıntıları da var hiç kuşku yok ki. Çünkü bir festivali, o kentin insanları için ‘beklenilir’ hale getirmek, alışkanlığa dönüştürmek zorlu bir süreci ve ısrarı gerektiriyor. İzmir Film Festivali, 11 yıllık aranın ardından bu durumun fırsatlarını ve sıkıntılarını bir arada yaşıyor gibi görünüyor. Öncelikle festivalin benzerlerinden farklı bir biçimde ‘artistler şenliği’nden çok sinema odaklı bir işleyişe sahip olması dikkat çekici. Ama bu festivalde yer alan filmlerin ekipleri görmezden geliniyor anlamına gelmesin. Ekipler filmlerinin gösterileceği gün ya da bir gün önce geliyor, gösterime katılıyor, seyircilerle sohbet etme fırsatı buluyor. Sonra büyük bir kısmı dönüyor. Bu da festivalin gündeminin ‘katılımcılar’dan çok, filmler üzerinden oluşmasını sağlıyor ki, bence doğru bir yaklaşım.
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü çalışanları ve üniversite rektörü Mehmet Füzün’ün festivalin oluşturulmasındaki büyük emeklerini de görmezden gelmemek gerek. Ayrıca festival ekibinin programların (her festivalde olabilecek teknik bazı sorunlar dışında) tıkır tıkır işlemesi için ellerinden geleni yaptığını da ekleyelim.
Bitirirken, yukarıda bahsedilen ‘sıkıntılı’ taraflara dikkat çekmek, gelecek yıllarda festivalin daha sağlıklı işleyebilmesi açısından elzem görünüyor. İzmir’de kaldığım 3.5 gün boyunca salonlarda filmlere ilgi olmasına rağmen, festivalin duyurusunun yeterince yapılmadığı izlenimine kapıldım. Bütün filmlerin ücretsiz olduğu, festival sinemalarının kent merkezinde yer aldığı düşünüldüğünde ilginin daha fazla olması gerekirdi diye düşünmeden edemiyor insan. Rektör Mehmet Füzün, festivalin açılış töreninde “Umarım fazla akademik bulmazsınız” diye bir temennide bulunmuştu. Festival programının ‘akademik’ olduğunu söylemek haksızlık olur. Hatta “Akademi üzerine düşeni fazlasıyla yapmış” denilebilir. Bunca yıl sonra düzenlenen festivalin ilk yıldan büyük gündem olmasını beklememek gerek belki. Yine de gelecek yıllarda festivalin kentle daha sağlıklı ve gelişmiş bir ilişki kurabilmesi için ‘akademik’ işlerin yanı sıra ‘halkçı’ görevlerin de yerine getirilmesi, festivalin İzmirlilerin gündemine girmesi için çaba göstermek gerekiyor. Bunun için en büyük görevin üniversitenin yanı sıra valilik ve belediyeye düştüğünü belirtmeye gerek yok...