Joan Miro'yu anlama kılavuzu

Joan Miro'yu anlama kılavuzu
Joan Miro'yu anlama kılavuzu
Sezonun en önemli sergilerinden biri Çarşamba günü Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılıyor. 22 Eylül Pazartesi günü saat 10.00'da Miro için bir basın toplantısı yapılacak. Toplantı aynı anda radikal.com.tr'den yayınlanacak. Bu önemli sergi için Miro'nun beş yapıtını inceledik.
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

20. yüzyıl resminin en tanınmış isimlerinden biri Joan Miro, 125 eseriyle İstanbul ’a geliyor. İsmini herkesin bildiği resimlerini tanıdığı Joan Miro için canlı renkleri, neşeli desenleri ile Akdenizli İspanya’nın simgelerinden biri diyebiliriz. Hem İspanyol hem Katalan, hem soyut hem figürcü, hem sürrealist hem değil, biraz dışavurumcu… ama hepsinin ötesinde kendisi gibi bir ressam. Hayatı boyunca resmi değiştirmek, ona ‘süikast düzenlemekle’ uğraşmış bir sanatçı. Sonuçta resmi öldüremese de her faninin bir bakışta tanıyacağı, kendine ait bir dünya kurmayı başarmış bir imza.
Miro’nun eserleri ilk bakışta birer soyut resim gibi görünür. Lekeler, çizgiler, renkler ve desenler bir hikaye anlatmaz. Aslında sadece bir güzellik duygusu ve neşe vermeyi de hedeflemez. Çünkü o soyut görüntüye dikkatle baktığınızda Miro'nun hiç durmadan tekrar ettiği temel figürlerini görebilirsiniz: kuşlar, kadınlar, yıldızlar, ay ve güneş... 1920'lerde oluşturduğu ve ömrü boyunca sadık kaldığı bu semboller, insanın bilinçaltına, doğayla, hayatla, gökyüzüyle kurduğu ilişkiye dair simgelerdir. Miro'nun sanatı, bu sembolleri ve ana renklerini değiştirmeden farklı teknikleri denediği bir arayış olarak bilinir. Tuvalden dev duvar resimlerine, seramikten taş baskıya ve halılara geniş bir teknik yelpazede hep yeniyi arayan bir büyük alem.
Her ne kadar Miro bu şekillerin biraz da kendiliğinden oluştuğunu söylese de bugün onun son derece planlı, akılcı bir sanatçı olduğunu biliyoruz. Ne Dali gibi deli ne Picasso gibi kadınlara düşkün biriydi. Diğer çılgın İspanyollardan farklı olarak sakin ve planlı bir hayat sürdü, iyi bir aile babası oldu. Barcelona'daki Miro Vakfı'nda korunan arşivi sayesinde tüm resimlerini ayrıntılı biçimde önceden tasarladığını, resimlerin kime kaça satıldıklarını listeleyip hesabını tuttuğunu biliyoruz.
Miro, 50'lerin sonunda karısı Pillar'ın memleketi Mallorca'ya yerleşti. Buradaki harika manzaralı, ağaçlar arasındaki evinde uzun yıllar huzur içinde çalıştı. Denemeyi hiç bırakmadı tabii. Bazen eski bir tahta parçasının üzerine resim yaptı, bazen tuvallerinin ortasını yaktı... Belki de en çok seramik, halı, litografi çalıştığı dönem de bu oldu. En ünlü komşusu ise 1975'te tahta çıkan İspanya Kralı Joan Carlos'tu. Kralın kaskını takıp motorsikletiyle ünlü ressamı ziyarete geldiği ve İspanya'nın birliği, demokrasi üzerine uzun uzun sohbetler ettikleri Miro ailesinin anlatmayı sevdiği anılardan biri.
İstanbul'daki sergide de en çok Miro'nun bu en mutlu, en deneysel son döneminden eserler göreceğiz. Eserler Miro'nun kendi elleriyle kurduğu Barcelona'daki Miro Vakfı ile ölümünden sonra ailesinin Mallorca'da oluşturduğu iki kurum: Successió Miró ile Pilar ve Joan Miró Vakfı’ndan geliyor. Sergi, sanatçının çalışma biçimini, desenleri, özel eşyaları ve çeşitli belgelerle birlikte sunacak.
Sanat sezonumuz için görkemli bir açılış, resim severler için kaçırılmayacak bir fırsat.

MİRO'YA NASIL BAKMALI
FİGÜRLER KUŞLAR VE YILDIZ

Çok tipik bir Miro resmi. Geniş boş alanın yarattığı derinlik duygusu var. Hakim renk mavi, onu yine bir başka temel renk, kırmızı yırtıyor. Sol köşedeki yıldız, Miro'nun olmazsa olmazı. Altındaki nokta ve devam eden çizgide ellerini yere uzatmış insan figürleri var. Kuşlar ise ortadaki büyük çizgi ve onun üzerinden geçen kırmızı. İki kanadından tanıyabilirsiniz...


CONSTELLATIONS

Miro için eserlerini çoğaltan özgün baskılar ve özel kitaplar çok önemliydi. Çoğaltmalar hem popülerleşmek daha çok insana ulaşıp resmin burjuva yaşantısına özgü sınırlarını zorlamak imkanı, hem de farklı işbirlikleri olanağı veriyordu ona. İkinci Dünya Savaşı başladığında yaşadığı sıkışmışlık duygusuyla yarattığı bir seri olan Consellations, Miro'nun en tipik resimleridir. Çok sayıda çizgilerden oluşan kadınlar, kuşlar ve diğer canlılar, cansızlar. Miro o resimleri yaptığı dönemi “İçimde derin bir kaçma arzusu vardı. Umutsuzca kendime kapandım, gece, müzik ve yıldızlar resmimde rollerini üstlendiler” diye anlatıyor. İstanbul'da bu seriden yapılmış çok özel bir kitap da sergilenecek. Bu özel baskıdan dünyada sayılı miktarda bulunuyor.

KİŞİ


Miro müzesinin önündeki yerinden 10 yıldır hiç kımıldatılmayan heykel, ilk kez İstanbul sergisi için söküldü. Baş ve gövdesi tek bir hareketle tasarlanmış gibi duran bu figür, sanatçının en ünlü heykellerinden biri. Kolları, cinsel organı sonradan eklenmiş gibi. Ona daha gerçeküstü bir atmosfer katıyor. Spielberg'in ünlü filmi ET'ye de bu bronz heykelin ilham verdiği rivayet edilir. Sakıp Sabancı Müzesi'nin girişinde sergilenecek, tıpkı Barcelona'da olduğu gibi ziyaretçiler onunla hatıra fotoğrafları, selfiler filan çektirebilsin diye...

MAĞARA KUŞLARI


Miro'nun resminde en önemli simgelerden biri kuş. Bu resimde de kuşun yüzü açıkça görülüyor. Büyük bir eğimle uzanan çizgi de kuşun gövdesini simgeliyor. Miro için kuş, düşlerin, özgürlüğün, farklı dünyaların simgesi. “Kuşlar göğe doğru uçarken bizi yerden alıp daha yükseklere, hiç dünyevi olmayan rüyalara ve hayaller dünyasına doğru kaldırıp götürürler” diye anlatıyor resimlerindeki kuşları.


JOAN MİRO'YA GÜZELLEME


Adını Joan Brossa tarafından yazılmış ve sanatçıya ithaf edilmiş bir dizi şiirden alıyor. Miro, şiirle çok ilgili bir ressamdı ve çok sayıda taşbaskı seriyi şiirlere eşlik etsinler diye yaptı. Hatta onu baskıya bu kadar yönelten şeyin de şiir olduğu söylenir. Hareketli enerjik bu resmi bize Miro'nun kadınlarından birini de gösteriyor. “Benim kadın dediğim, bir canlı olarak kadın değildir, evrenin kendisidir” diye anlatıyor Miro. Bu resimde yukarıya bakan, sanki çığlık atan bir kadın var. Miró’nun çok sevdiği simgelerinden üç tel saç bu figürün de başında. Miro'nun resimlerinde sık sık kullandığı kırmızı renkli kadın cinsel organı da yerini almış... Ve tabii bir yıldızla birlikte... Bir başka tipik simgesi kaçış merdiveni de resmin alt köşesine yerleşmiş. Temel renkler ise sanatçının tipik kırmızısı ve sarısı ve mavisi…