Kaas'la romantizm

Patricia Kaas önceki gece Açıkhava'yı hıncahınç doldururken, yerinde duramadı. Konser sonrası bir izleyicinin dediği gibi 'Hoş, biraz rocker ve kibar bir geceydi'.
Haber: TÜMAY YAZICI / Arşivi

İSTANBUL - 'Matrix Reloaded'da Merovingian, Fransızca için şöyle diyordu: "Her dili denedim. Fransızca en sevdiğim. Mükemmel bir dil. Özellikle küfür etmek için. İnsanın kıçını ipekle silmesi gibi." Bizde de benzer bir tespit vardır ya: 'Fransızca çok kibar bir dil.' Nedense kulağa öyle geliyor: Kibar ve romantik.
Ne yapalım, biz zamanında Almanca okuduk. Etrafta bunu söylediğimizde aldığımız 'Almanca mı? 'Hah', 'huh', 'nah' falan. 'Ne o öyle? Çok kaba' vb. tepkiler yüzünden midir nedir bilinmez ama Fransızca bizim kulağımıza hiç de kibar ve romantik gelmiyor. İşin bir de 'Fransız kadını' yanı var. Boru paçalı kot pantolon, giydiniz mi üzerinize tam oturan kadife ceket, babet ve fular kombinasyonu ile küt kesilmiş kâküllü saçlar, beyaz ten ve tabii düzgün bir fiziğe sahip genç bir Türk kadını için bile 'Şey.. tıpkı.. bir Fransız güzeli' denilir ya.
Önceki akşam İstanbul'da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda konser veren Patricia Kaas ile kaldığı otelde 10 dakika konuşma fırsatı yakaladık. Evet, güzel kadın. Üzerinde kadife ceket, boru paçalı kot pantolon, fular yok. Ama saçları kısa, teni beyaz ve gözleri masmavi. Kabul, teslim oluyoruz: Tıpkı bir 'Fransız güzeli'! Zaten Kaas'ın alametifarikası da Fransız olması, Fransızca şarkı seslendiriyor olması.
İlk albümü 'Mademoiselle Chante Le Blues' 1987 yılında yayımlandı. O günden beri 11 albüm çıkardı. Albümleri dünya çapında 15 milyondan fazla sattı. Asya ve Avrupa'da yüzlerce konser verdi. Fransa'nın son 20 yılda çıkardığı en meşhur şarkıcılardan biri kendisi.
Güzel, ama artık yaşlanmış. 37 yaşında! Gözlerinin altında çizgiler belirmiş. Kendisine, 'İlk albümünüz 'Mademoiselle Chante Le Blues'un üzerinden neredeyse 20 yıl geçti' deyince "17 yıl" deyiveriyor hemen, gülerek: "20 demeyin. Beni yaşlı gösteriyor." Niyetimiz kötü değildi tabii. 10, 20 vb. 'yuvarlak' sayılar daha 'şık' duruyor diye öyle demiştik.
"Geriye dönüp baktığımda artık kendime daha çok güvendiğimi görüyorum. Kendimi buldum" diyor 'Edith Piaf' ve 'Fransız Marlene Dietrich' yakıştırmaları içinse "Onlara benzetilmek beni hep büyülemiştir. Her ikisi de nev'i şahsına münhasır kadınlardı," diyor ama artık sadece 'Patricia Kaas' olarak anılmaktan da haliyle çok memnun: "Herkesin kendine has özellikleri var. Ben de kendimim."
Patricia Kaas, İstanbul'a bu kez 'Sexe Fort' adını taşıyan yeni albümünün dünya turnesi kapsamında geldi. Turnenin Avrupa ve Asya'dan sonraki ayağı ABD'de. Kendisinin de daha önce altını çizdiği üzere dil, bazen müziğinin önündeki en büyük engellerden biri: "Sözlerimi anlamalarını tabii ki çok isterim" diyor, ancak Kaas da bu engelin aynı zamanda en büyük kozu olduğunun farkında: "Ama yine de şarkılarım beğeniliyor. Çünkü insanlar beni Fransızca söylediğim için seviyorlar."
Seyirciyi coşturmak için elinden geleni yaptı
Patricia Kaas güzel güzel olmasına da, ancak sahnede bunu, fotoğraflarındaki kadar burnumuza sokmadı. Hatta onu daha da çekici
kılan biraz erkeksi bir duruşu vardı.
Şimdi Patricia Kaas deyince 'Romantik Fransızca şarkılar söyler' diyeceksiniz. Ancak durum bundan ibaret değil. Önceki akşam Açıkhava'daki konserinde 1980'lerden fırlamış bir pop-rock grubunun solisti gibi duruyordu. Sarışın Pat Benatar gibi sanki. Zaten 'Sexe Fort'ta da rock'la flört ediyordu.
Tabii Fransızca, sadece Amerika'da değil, burada da 'engel'. O da farkında. Parça aralarında hem Fransızca hem de İngilizce konuşuyor.
İstanbul trafiğinden tatlı dille şikâyet ediyor. Konser biraz durgun başlıyor. Zaten hava da buz gibi. Titretiyor. Parçalar söyleniyor, alkış geliyor... Seyirci de konsere 'Fransız' kalanlarla 'Fransız' olanlardan mürekkep. Baktı bu böyle gitmeyecek, Patricia Kaas, bizzat kendisi davet ediyor seyirciyi ayağa kalkmaya. Hoop, herkes ayağa kalkıyor. 'Herkes ellerini kaldırsın!' Hoop, eller havaya kaldırılıyor ve bir sağa bir sola sallanıyor.
Konser çıkışında bir hanımefendinin de dile getirdiği üzere 'Biraz da tanımadığım parçalar'ın seslendirildiği hoş, biraz 'rocker' ve tabii ki kibar ve romantik bir gece yaşattı Patricia Kaas.