Kahkaha garantilidir

Reşat Nuri Güntekin'in 'Değirmen' adlı romanından Turgut Özakman'ın tiyatro diline ustaca aktardığı 'Sarıpınar 1914' İstanbul Şehir Tiyatroları'nda...
Haber: HASAN ANAMUR / Arşivi

İSTANBUL - Reşat Nuri Güntekin'in 'Değirmen' adlı romanından Turgut Özakman'ın tiyatro diline ustaca aktardığı 'Sarıpınar 1914' İstanbul Şehir Tiyatroları'nda
'müzikli oyun'a dönüştürülmüş biçimde oynanıyor. Hakan Altıner'in yönettiği oyun kalabalık bir kadroya sahip. Metne sözlerini İpek Altıner'in yazdığı, müziğini Cenk Taşkan'ın yaptığı şarkılar ile bir de kanto eklenmiş. Şarkı sözlerinin amacının eleştirirken güldürmek olduğu anlaşılıyor.
Bu 'müzikli oyun'un geneline bakıldığında, seyirciyi ne pahasına olursa olsun güldürme isteği öne çıkıyor. Sahneye koyucu bunu sağlamak için neredeyse her yola başvurmuş. Ya da, onun istemi dışında sahneleme o yöne kaymış, başlangıçta gerçekleştirmek istediği yapımın denetimi bir yerden sonra parmaklarının arasından akıp gitmiş. Yönetmen, oyun disiplinini sağlayamamış ve sahnede farklı tiyatro anlayışlarının bir karması oluşmuş. Grotesk anlatım üzerine kurulmaya çalışıldığını düşündüğüm sahneleme, giderek kaba bir farsa yönelmiş ve dönüşmüş.
Bu eğilim hareketlerde olduğu kadar tuluata kaçmalarda da kendini gösteriyor. Sıradan televizyon izleyicisinin o yolda koşullanmış olduğu sanısından yola çıkılarak bol bol kullanılan güncel göndermelerin hepsinin magazin basınının dağarından olması; yine aynı sanıyla en kolay güldürme yollarına, belden aşağı anlatım hareketlerine başvurmalar (örneğin telsiz telgrafın tarifi) oyunun kalitesini yükseltmiyor. Oysa Reşat Nuri Güntekin'in 'Değirmen'i de, bu yapıttan Turgut Özakman'ın yazdığı
'Sarıpınar 1914' de çok zarif bir mizah anlayışı üzerine kurulu bir taşlama, toplumsal ve bürokratik olumsuzlukların ince bir eleştirisi, bir durum komedyasıdır. Bu yapıtlarda bir toplumun tüm katmanlarının kendi içlerine kapalı kaldıkları sürece doğal görülen, öteki katmanlarla ilişkiye geçildiğindeyse gıcırdamaya başlayan konumları ve ilişkileri en tepedeki güce varıncaya kadar taşlanır. Olayın 1. Dünya Savaşı yıllarına yerleştirilmesinin nedeni de romanın yazıldığı dönemin sansürünü aşma düşüncesi, bir tür temkinli harekettir.
Seyrettiğimiz oyundaysa bu eleştirel boyut güldürme çabaları arasında yitip gitmiş. Oyunun kaymasında sanırız bu tür oyunlarda üstün güldürü yeteneğini bir türlü dizginleyemeyen Zihni Göktay'ın payı hiç de az değil.
Yapıtın evrensel boyutuysa korunmuş. Sahneye koyucunun yapıtın evrensel bildirisini değerlendirdiği giysilerin zaman ve
uzam dışı düşünülmüş başarılı uygulamalarından anlaşılıyor (Giysi tasarım: Nihal Kaplangı Kaya). Sonuçta, özel adlar dışında, herhangi bir toplumda yaşanabilecek olaylar zinciri karşısında buluyor seyirci kendini. Başarılı çevre tasarımı da (Barış Dinçel) bu espriyi ve yapılanmayı somutlaştırıyor ve vurgulanmak istenen hiyerarşik düzeni görselleştiriyor. Koreografi de (Selçuk Borak) bu ortak yaklaşıma uygun düşüyor. Bu arada hemen her sahnede ortaya çıkıveren soytarı kılığındaki anlatıcının (Hikmet Körmükçü) üstlendiği rolü ve oyunun akışına sağladığı katkıyı da göz ardı etmemek gerek.
Sonuç olarak, Hakan Altıner'in 'Sarıpınar 1914'ü yukarıda belirttiğim olumlu ve olumsuz nitelikleri birlikte taşıyan, sahneye koyucunun ilk tasarımından farklı çıkmış izlenimi veren bir yapım. Yine de, seyirciyi kavrayan güldürü havası, Zihni Göktay'ın üstün performansı, kendini özleten Feridun Karakaya'nın seyircilerle tekrar buluşmasıyla uzun süre afişte kalacağa benziyor. İst.Şeh. Tiyatroları Tel: 0216 461 85 22