Kahramana ihtiyaç duyma!

Kahramana ihtiyaç duyma!
Kahramana ihtiyaç duyma!

Zincire Vurulmuş Prometheus ilk olarak 9 Temmuz da Atina da sahnelenmişti. (Fotoğraf: Evi Fylaktou)

Yunanlı yönetmen Terzopoulos'un Prometheus yorumu 'Zincire Vurulmuş Prometheus', pazartesi günü İstanbul'da sahnelenecek. 'İnsanlık kahramanlara neden ihtiyaç duyuyor?' sorusuna yanıt arayan Terzopoulos, bu oyunda Türkiye'den de Yetkin Dikinciler, Devrim Nas gibi isimlerle çalıştı

GÖNÜL KOCA 

 



Yetkin Dikinciler (solda) ve Devrim Nas, Terzopoulos’la (ortada) daha önce de birlikte çalıştı.


İSTANBUL - “Prometheus insanlığa armağan edilen bir hediye. Oyunda da koro halinde sürekli tekrarlanan bir replik var Almanca, Türkçe ve Yunanca; ‘Bir gün gelecek!’ Bir gün gelecek hepimiz birer Prometheus gibi başkaldırabileceğiz, o aykırı ve sorgulayıcı yanı bütün insanlık için geçerli olacak ve hâlâ umudun var olduğunu ortaya koyacağız. Bu oyunla biz insanlığa bunu göstermek istiyoruz; Bir gün gelecek!” diyor yeni oyunu ‘Zincire Vurulmuş Prometheus’un çıkış noktasını anlatırken, Yunan ve dünya tiyatrosunun duayen yönetmenlerinden Theodoros Terzopoulos.

Üçlemenin ikinci oyunu
Üç büyük tragedya yazarından biri olan Aiskhylos’un kaleminden çıkan ‘Zincire Vurulmuş Prometheus’, ‘Promethiade’nin ikinci oyunu. 9 Temmuz’da Atina’da dünya prömiyeri yapan oyun, 26-27 ve 28 Temmuz’da İstanbullularla buluşacak. Proje kapsamındaki diğer oyun, Şahika Tekand’ın yönettiği ‘10 Adımda Unutmak (Anti-Prometheus)’u geçen hafta izlemiştik. Sırada Almanya’dan Rimini Protokol’ün ‘Prometheus Atina’da’ adlı çalışması var; bu çalışma eylül ayında belgesel olarak gösterilecek.
Türk, Yunan ve Alman oyuncuların bulunduğu oyunda Türkiye’den Yetkin Dikinciler, Devrim Nas ve Kerem Karaboğa gibi Terzopoulos’un daha önce de birkaç projede birlikte çalıştığı isimler yer alıyor. Prometheus rolünde ise Yetkin Dikinciler çıkıyor izleyici karşısına.
İstanbul ve Ruhr 2010 Ajansları ile Atina Festival’in hayata geçirdiği ‘Promethiade’ projesinin fikir babası Terzopoulos ile kısa süreliğine geldiği İstanbul’da konuştuk. Ve öncelikle projenin çıkış noktasını sorduk; “Prometheus insanlığa her şeyini verdi ve insanlık bunu en kötü şekliyle kullandı. Buradaki soru neden insanlığın elindeki tüm şeyleri iyi kullanamadığı. Ve günümüzde bu sorunun sorulmasının çok önemli olduğunu düşündüğüm için bu projeyi oluşturdum.” diyen Terzopoulos, her biri Prometheus’u farklı bakış açılarıyla yorumlayan üç oyunun ortak özelliğiniyse ‘umut’ sözcüğüyle özetleyerek şöyle devam ediyor; “Dünyanın değişmesi gerektiği umudu. Bugünün toplumunda moral anlamında bir çöküntü var. Bu oyunda hepimiz halen bir umut olduğunu, pasif kalarak hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini ve daha fazla soru sormamız gerektiğini ortaya koymaya çalışıyoruz.” 

Sorgulayan bir kahraman
Terzopoulos insanlığa bilimi, sanatı ve uygarlığı armağan eden fakat, Zeus tarafından zincire vurularak cezalandırılan Prometheus’u en saf haliyle sergiliyor. Yani soran sorgulayan bir kahraman olarak. Terzopoulos’la buluşmuşken, Attis Tiyatrosu’nda oluşturduğu beden odaklı oyunculuk yöntemini ve farklı kültürlerden gelen oyuncularla çalışmanın nasıl sonuçlar verdiğini soruyoruz. “Çok fark etmiyor çünkü bütün insanlığın vücudunda belli bir enerji var ve o enerjiyi sadece hangi noktadan çıkarman gerektiğini bulduğun noktada beden dilini her yere adapte edebiliyorsun. Sadece mantalite farkı var. Türkler hassas, Almanlar mantıklı, Yunanlılar da Türklere benziyor, ama oyuncunun derinine indiğinde herkeste aynı enerji var.

‘Terzopoulos bize çok şey öğretti’
Theodoros Terzopoulos’la birkaç kez çalışan imza atmış olan Devrim Nas ve Yetkin Dikinciler’e de Terzopoulos’un diğer yönetmenlerden farkını sorduk:
Devrim Nas: Yetkin ve benim Terzopoulos ile birlikteliğimiz uzun yıllar öncesine dayanıyor. “Oyunculuk böyle bir şeymiş, ne güzel bir kapı açtı” diyerek uzaktan kumandalı bir araba alınmış bir çocuk gibi sevinmiştik o zaman. Çünkü onun yöntemi tiyatronun başlangıcına Dionisos’a gidiyor. Prometheus, “insanlığa ateşi armağan ettim, ilaçlar buldum, medeniyeti verdim, medeniyet insanlık bambaşka bir evreye geçti” diyor ve bir yandan da soruyor kendisine: “İyi mi yaptım, kötü mü; verdiklerimi çar çur mu etti insanoğlu?” diye. ‘Bir gün gelecek’ cümlesi bu açıdan soru vurgusuyla da söyleniyor. Ve kahramana ihtiyaç var mı yok mu konusunda da izleyiciye karar verin artık diyor. 
Yetkin Dikinciler: Terzopoulos’la ve onun yöntemiyle çalışmak bir keşif oldu benim için, “Bunlar zaten mümkünmüş bedenimizde.” İnsan bedeninin, sesinin, sesin söze dönüşmesinin yeni olanakları konusunda bir fark ediş oldu benim için.  Çünkü, öyle bir noktaya geliyor ki oyuncunun kendisi bile şaşıyor, ‘bu ses benden mi çıkıyor, bu beden bana mı ait?’ diye. Bu keşif çok değerli benim için. ‘Zincire Vurulmuş Prometheus’ta, Prometheus bir kahraman, yarı tanrı yarı insan. Ve burada en önemlisi seyirci kendi öyküsünü izlemeye geliyor tiyatroya ve kendini bulacakken şunun farkına varıyor. “Benim neden  kahramana ihtiyacım var?” Çünkü kahramanlara nerede ihtiyaç duyulur, birleşip bir şey yapamazsanız bunu yapacak birine ihtiyaç vardır.”