Kalorisi yüksek çelişkiler

Radikal, 11 Eylül 2001 damgalı kıyamet gününde Beral Madra'nın tartışmaya açık bir yazısına yer verdi.
Haber: BEDRİ BAYKAM / Arşivi

İSTANBUL - Radikal, 11 Eylül 2001 damgalı kıyamet gününde Beral Madra'nın tartışmaya açık bir yazısına yer verdi. 'Tüketmek İçin Sanat' başlıklı makale, özetle Türkiye'de şu anda 'kalorisi yüksek, sindirimi zor kültür üretimlerini bulan ve geniş kitlelere sunmayı beceren çok satan bir dergi'nin bulunmadığını iddia ediyordu. Madra, 'alçak kültür'ün yaşantı ve deneyimlerden oluştuğunu
yazıyor, esas ayrımın 'yüksek kültür-tüketim kültürü' olarak yapılması gerektiğini vurguluyor.
Önce yaşamanız lazım
Gerçekte ise 'derin bilgi ve birikim' dediğimiz her şey kökenini önce gerçek hayattan alır. Kavramlar 850 sayfalık felsefe kitaplarına terfi etmeden önce, sokakta, kahvelerde, stüdyolarda, tohum olarak ortaya çıkar. Ne yaşam ne de derin bilgi, kozasını salt kütüphanelerde oluşturamaz. Mapplethorpe veya Helmut Newton fotoğraflarından söz edip, homoseksüellik veya kapital iktidar seks öğelerini masaya yatırmak için, önce o resimlerin çekilmesi, o hayatların yaşanması, mankenlerin bulunması, o fotoğrafların defalarca yayımlanması lazımdır. Benzer hatırlatmaları,
dadaizm, sürrealizm, varoluşçuluk feminizm ve pop sanat için de yapabiliriz. 'Yüksek kültür' kavramlararası kıyaslama ve derinleşmelerini gerçekleştirebilmek için, gerçek hayata yaslanmaya mecburdur.
Madra, günümüz Türk sanat dergiciliğine büyük eleştiriler getiren yazısında "Salt alçak kültürü temsil eden (sanat dergileri) var.. ve hemen hemen hepsi içinde yüksek kültür olsa bile, tüketim kültürüne boyun eğiyor" diyor. Bu dergilerden ancak tüketim kültürüne mağlup olanların ayakta kaldığını söylüyor. Madra'nın eleştirilerinden sanat, moda ve dekorasyon dergileri de nasiplerini alıyorlar. Madra akabinde, onun gözünde geçer puan alan Batı sanat dergilerini sıralıyor.
En basit mantık silsilelerini izleyerek Madra'ın makalesinin sonuçlarını ortaya koyarsak, ortaya şöyle dramatik bir tablo çıkıyor: Sanat dergileri yalnız 'yüksek kültür' taşısın. (Herhalde özel bir denetleme
komitesi kurulacak!) Yani Madra'nın dünyasında yalnız bu doğrultuda bir dergi çıkmalı! Bu arada sanat ve 'yüksek kültür' haberlerine uzaktan yakından değer hiçbir yazı, fotoğraf, dekorasyon vs. dergilerinde de yer almamalı, çünkü bu kullanımlar ancak 'aksesuvar görünümü(!) taşıyor.
Ülke gerçekleri ortada
Madra bütün bu 'şartlarını' öne çıkarırken bir de önerdiği katıksız ve steril yüksek kültür dergisinin, 'çok satmasını' ve kalıcı olmasını temenni ediyor!
Madra'nın önerileri, gerçeküstüden de öte, ütopik ve en iyi ihtimalle bir iyi niyetli dilekten ibaret.
Ülke gerçekleri ortada. 'Büyük medya'nın bayağılığı ortada. Siyasetin gündemi 'medya-siyaset-ticaret' ilişkilerinin yoz seviyesizliğine medyada kültürün gündemi
'manken-türkücü aşklarına' indirgenmiş durumda.
Bu kadar dayanaksız (ama kesinlikle iyi niyetli) bir projeyi, en son DYP'nin
'Herkese iki anahtar veriyoruz, bir ev, bir araba' vaatleriyle Türkiye'de seçimi kazandığı 1991 yılında görmüştüm!
Kaldı ki, satış oranlarına bakıldığında, bu dergiler Batı'da bile çok az satan dergilerin
arasındadır. Bir yandan derginizi yalnız filozofların ortaya attığı kavramların, en üst düzeyde tartışıldığı bir odak haline getireceksiniz, sonra bu 'teorik' dergiyi
okumaya sabrı yetecek yalnız 478 kişinin yaşadığı Türkiye'de bu derginin çok satması ve ülkenin sanatına yön vermesini isteyeceksiniz!
Aslında Madra'nın bu teorik önerisinin neden mümkün olmadığını gerçek hayat somut olarak gösteriyor. Ortada böyle bir dergi, tabii ki yok ve kendisi de bu işe girişmemiş.
Sonuçta, Madra'nın dediği gibi Türkiye'de bağımsız sanat dergilerini yine sanatçılar çıkarıyor. Nedeni, iletişim eksikliğinden en çok sanatçılar çekiyor.
Madra 'en iyisini' ararken, farkında olmadan sanata zarar veriyor. O eleştirdiği dergilere, biraz daha zarar verilirse, özellikle arkalarında büyük medya grupları olmayanlar için ilan bulamazlar ve yakında yok olur giderler. Yine onun beğenmediği moda ve dekorasyon dergileri vs. de sanat haberlerini 'serpiştirmese' sergilere daha az kişi gelir, daha az kitap satılır. Gazetelerin içerikli sanattan bu kadar uzak durdğu bir ortamda, diğer dergilerin de hevesini kaçırmak kime yarar? Kaldı ki bugüne kadar Madra da bu dergilere sergi tanıtımlarını sunmamış mıdır?
Esasında, Madra'nın onun tarif ettiği gibi bir dergi de olmalı, diğer saydığı bütün dergiler de. İnşallah öyle bir dergiyi Madra büyük birikimleriyle gerçekleştirir. Yoksa, 'Yalnız elli süper insana seslenecek bir tek dergi çıksın, başka dergi olmasın' mantığı eski Sovyetler'de bile olmayan bir tutuculuk.
Madra'nın göremedikleri
Madra'nın göremediği nokta şu:
Sanat fotoğrafları ve 'yazı altları' magazin basınında da yer alır, gündelik basında da yer alır. Ardından kadın/moda/dekorasyon ve aktüalite dergilerinde de sanat ve sanatçılar
hakkında tanıtıcı yazılara yer verilir. Sonra sanat dergilerinde daha derin
olarak bu konular ele alınır ya da eleştiriler yazılır. Onun da üstüne, piramidin en tepesinde 'düşünce dergilerinde'
de en ağır, en mesleki, felsefi bağlantılı analizler yapılır. Siz bütün alt katmanları yok sayarak, 'yalnız piramidin üstü olsun' derseniz, o tepe kat, baş üstü yere çakılır gider. Merdiven sistemiyle bu çıkışı ancak adım adım gerçekleştirebilirsiniz. Sorun dergilerde değil, esas tabanı oluşturmada yardımcı olması gereken gazetelerdedir.
Bir de olayın diğer yönü var. Çağdaş sanat ve başından beri modern sanat, sırça köşklerde, toplumdan ve hayattan kopuk götürülemeyecek kadar çağın nabzını yansıtan gerçek verilerdir. Zaten gerek pop sanat ve dada akımları, gerek sanat ve moda, medya veya siyaset, ilişkilerini irdeleyen büyük müze sergileri sürekli olarak yapılır.
Ayrıca günümüz sanatı da, artık 'hazır-yapım'ların ötesinde, hayattan fotoğraflardan, medyadan, sokaktan, sosyal verilerden, internetten ve her potansiyel odaktan beslenmektedir. Böyle bir ortamda, sanatın mültidisipliner ilişkilerini ön plana çıkaran, toplumun her sanat dalında dönem zevklerini yansıtan, gündeme getiren sanat dergilerini 'popülerleşmekle' suçlamak, güncel sanatın ajandasını yok saymak olur.
Skala'da, biz değişik sanatın dallarının birbirinden beslenen ve birbirini izleyen bakış açılarını ön plana çıkarıyoruz. Yayımladığımız hiçbir şey ne 'alçak kültür' ne de 'tüketim kültürü' diye aşağılanabilir. Skala'nın Türk ortamını şaşırtan noktası, Batı'dan şablonla yapılan yayıncılık tarzından farklı, özgün bir örnek olmasıdır.
Sanatçıların açılışlardaki fotoğraflarının bile sanat tarihindeki ve arşiv değeri ortadayken, sırf sunumu ve grafiği 'şık' diye bir dergi hakkında iğneli göndermeler yapmak da yersizdir. Skala ciddi içerik doğrultusundan ödün vermeden, çağdaş sanat ortamını en çarpıcı şekilde yansıtmaktadır. Önyargılarından sıyrılan herkes karıştırdığı her sayıda bu seviyeyi bulur.
Var olanlara destek verse
Kaldı ki Skala, birinci gününden beri, sütunlarını başta Madra olmak üzere tarih sanat ortamının en saygın isimlerine açmış ve hiçbir hafif kültür enjeksiyonuna yetlenmemiştir. Sanatçıların hinterlandını küçümsemek ise hiçbir gerçek filozofun harcı olamaz.
Sn. Madra bence, var olan dergilere destek verse ve onların binbir güçlükle sürdürdükleri yaşamlarının uzun ömürlü
olmasına katkıda bulunsa, daha hayırlı bir iş yapar. Diğer tek alternatifi de, kendi inandığı dergiyi, her ne yöntemle olursa olsun uğraşıp çıkarmaktır. Bunu da yapabilecek güçtedir.