Kameranın dediği olur

Şöhret ve kanunun yakın ilişkisini irdeleyen '15 Dakika' (15 Minutes), medyanın kahraman yaratmadaki hızını ve üstün başarısını kanıtlıyor.

İSTANBUL - Şöhret ve kanunun yakın ilişkisini irdeleyen '15 Dakika' (15 Minutes), medyanın kahraman yaratmadaki hızını ve üstün başarısını kanıtlıyor. Andy Warhol'un "Gelecekte herkes 15 dakikada ünlü olacaktır!" lafından esinlenilen filmde, toplumdaki en ümitsiz kişilerin şöhreti yakalamak uğruna ne kadar ileri gidebileceği sorusuna da cevap aranıyor. John Herzfeld'in yönettiği '15 Dakika'da Robert De Niro ve Edward Burns gibi ünlü iki isim başrolleri paylaşıyor. Asıl konusunu birbirinden çok farklı iki polis müfettişinin New York sokaklarında bir dizi cinayeti çözme mücadelesinden alan film, hızlı temposuyla dikkat çekiyor. Polisler katilleri kovalıyor, medya ise polisleri... Katiller masum, kurbanlar zararlı, polisler ise suçlu oluyor!
Çek soyguncular Emil ve Oleg, kabarık sabıka dosyalarına yeni suçlar eklemek için New York'a gelirler. Ufak tefek soygunlarla geçen günlerinin ardından Amerikan sistemine alışır ve medyanın bir katili bile kurban gibi gösterebilecek güce sahip olduğunun farkına varırlar. Böylelikle ünlü olmayı kafalarına koyarlar. Bir soygun sırasında Oleg bir video kamera çalar ve ikili bu kamerayla suçlarını kaydetmeye başlar. Hazırladıkları suçlarını birebir görüntüleyen yarı belgesel filmi televizyon kanallarına satarlar ve bir anda ünlü olarak, Amerika'nın gündemine otururlar. Ancak peşlerinde ilginç bir ikili vardır; New York'un en saygı gören ve ciddi dedektifi Jordy Warsaw ve kameralar karşısında en rahat, medyanın sevgili polis müfettişi Eddie Flemming...
Bütün fikir ayrılıklarına rağmen bu ikili, New York'taki cinayetleri çözmek için birlikte çalışmak zorundadır. Ancak polisleri çok zorlu bir görev beklemektedir, çünkü medyanın her şeyin kontrolünü elinde tuttuğu günümüz dünyasında önemli olan gerçek değil, gerçeği kimin kontrol ettiğidir. (Kültür Sanat)