Karaköy'ün yeni yıldızı SALT Galata

Karaköy'ün yeni yıldızı SALT Galata
Karaköy'ün yeni yıldızı SALT Galata

Müge Akgün, Salt Galata yı Sima Benaroya ve Vasıf Kortun la birlikte gezdi.

Karaköy'deki tarihi Osmanlı Bankası binası artık dört başı mamur bir kültür sanat kompleksi olarak SALT Galata adıyla açıldı. Binanın, mimar Han Tümertekin liderliğinde tasarlanan yeni hali 'muhteşem'.
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Renovasyon sonrası söylenecek ilk söz ‘tek kelimeyle muhteşem’. İstanbul ’un en kişilikli, özgün mimariye sahip yapılarından olan Karaköy Bankalar Caddesi’ndeki tarihi Osmanlı Bankası’nın binası bundan böyle hem geçmiş hem de geleceğe bakan, dört dörtlük bir kültür sanat kompleksi olarak yoluna devam edecek. 19. yüzyılda inşa edilen Fransız mimar Alexander Vallaury’nin imzasını taşıyan, ön cephesi neorönesans, arka cephesi oryantalist esintili bina İstanbul’un ruhunu da yansıtıyor.
Pazar akşamı geç saatlerde açılışa saatler kala, son hazırlıklar sürerken SALT’ın İletişim ve Yönetim Direktörü Sima Benaroya ve Araştırma ve Programlar Direktörü Vasıf Kortun’la beraber SALT Galata’yı dolaştık. Mimari tasarım ve dekorasyon inanılmaz zarif ve fonksiyonel. Kortun, “Her şey Made in Turkey” diyor. Raf sistemleri bile sıfırdan tasarlanmış. Sanıyorum bugüne dek Türkiye ’de yapılan en büyük kültür sanat yatırımlarından biri Garanti Bankası sayesinde gerçekleşti. Turun ardından Sima Benaroya’ya merak ettiklerimi sordum. 

İnanılmaz heyecan verici, hayranlık uyandıran bir kompleksle karşı karşıyayız. Ne kadar sürdü yenileme çalışmaları?
Süreç 2006 yılında başladı. Ertesi yıl mimari çizimleri yapılan projenin 2009 yazında Anıtlar Kurulu’ndan alınan izinle beraber restorasyon ve yeniden işlevlendirme çalışmalarına başlandı. Dolayısıyla 2011 yılında tamamlanacak süreç 5 yıllık bir emeğin sonucu diyebiliriz. 

Osmanlı Bankası Müzesi’nin uzun yıllar yöneticiliğini yaptın, değişimden sonra neler hissettin?
Bu binanın tümünün kültür sanata ayrılmış olması ve böyle müthiş bir yatırımla topluma kazandırılması projesinin içinde olmak çok gurur verici. Çok özlediğim bu binaya yeniden kavuşmak eski bir dosta kavuşmak gibi. 

Garanti’nin kültür kurumu SALT’ın ana mekânı bundan böyle SALT Galata mı olacak? Yönetim buraya mı geçecek?
Hayır, Ana mekan diye bir anlayışımız yok. Tersine, SALT, toplam 15 bin m2’lik bir alana sahip iki bina tek program anlayışında faaliyetlerini sürdürmeye devam edecek. Her iki binamızda da güncel sanat, mimarlık, şehircilik, tasarım, sosyal ve ekonomik tarih alanlarında programlar üretmeye ve etkinlikler düzenlemeye devam ediyor olacağız. SALT Galata, mimari özellikleri, SALT Araştırma’yı içinde barındırması 220 kişilik dev bir oditoryuma sahip olması gibi sebepler nedeniyle, kullanıcıların daha uzun vakit geçireceği, kurumun özündeki araştırma olgusuna daha fazla vurgu yapan bir bina. İdari ofisler SALT Galata’da olacak, ancak SALT Beyoğlu’ndaki ofislerimiz de kullanılmaya devam edilecek. 

Binanın tasarımında da bu denge mi gözetildi? Bölümler, katlar birbirinden farklı dizayn edilmiş, eski ve yeni uyum içinde yan yana…
SALT’ın misyonu deneysel düşünceye ve araştırmaya açık, yenilikçi programlar geliştirmek. Bu anlamda, her iki binamızda da farklı bir uygulamaya gittik. Binaların renovasyon çalışmaları Han Tümertekin önderliğinde Mimarlar Tasarım tarafından yapılırken, binalardaki mekân tasarımlarında, farklı tasarımcılarla çalıştık. Hepsi birbirinden değerli bu tasarımcıların ortaya çıkarttığı uyumdan da son derece mutluyuz. 

‘Geçmişe Hücum: Osmanlı İmparatorluğu’nda Arkeolojinin Öyküsü, 1753-1914’ sergisi, hakkında fazla bilmediğimiz bir döneme ışık tutuyor, nasıl bir çalışma yapıldı?
Sergi, Zainab Bahrani, Zeynep Çelik ve Edhem Eldem tarafından kavramsallaştırılıp hazırlandı. Arkeolojinin Yakın Doğu’daki zengin ve karmaşık hikâyesini seçilmiş arkeolojik bölgeler üzerinden, kronolojik bir anlatımla sahneliyor. Sergi, arkeoloji faaliyetlerini sosyal, politik ve kültürel bağlamlarıyla incelerken, aynı zamanda 200 yıl boyunca Osmanlı topraklarında gerçekleştirilmiş yerli ve yabancı arkeolojik girişimleri inceliyor. 

Gülsün Karamustafa’nın ‘Peçesi Açılan Modernizm’ enstelasyonu nasıl ortaya çıktı?
İlk olarak Viyana’da 2010 yılında sergilenen enstalasyon, Avusturyalı ilk kadın mimar Margarete Schütte-Lihotzky ile İstanbul arasındaki ilişkiyi öğrendikten sonra şekillenmiş. Enstalasyon Schütte-Lihotzky’nin Anadolu için tasarladığı ilkokul prototipleri ve büyük ekonomik buhranın etkisiyle gelişmenin kırsaldan başlayacağı yeni bir düzen oluşturmak üzere birçok ülkede yapılan çalışmalara koşut olan Köy Enstitüleri üzerine. Bu anlamda, ilişki kurmaya çalıştığı dönemlerin Modern Denemeler serisi için ilgi çekici ve düşündürücü bir proje olduğunu düşündük. 

Tayfun Serttaş’ın hazırladığı ‘Foto Galatasaray ’ sergisi son derece etkileyici görsel bir roman gibi, gelenler başından ayrılamayacak...
Evet, bence de. Açık Arşiv’in ilk projesi Foto Galatasaray. 1935’ten 1985’e kadar Galatasaray’daki stüdyosunda aralıksız fotoğrafçılık yapmış olan Maryam Şahinyan’ın tüm mesleki arşivinin yeniden görselleştirilmesi üzerine kurulu. Benzersiz bir envanter. 

İstanbul Doors grubun işlettiği kafe ve asma kattaki restoran ‘sade ve şık’. Manzara muhteşem. Ne tarz yemekler sunulacak?
Mekânın adı ‘Ca’D’oro’. Ortak çalışmalar doğrultusunda mönü, dünya mutfağı olarak belirlendi ve günün tüm saatleri için uygun tat ve fiyatlarda alternatifler olmasına özen gösterildi. Tabii bizzat gelip deneyip, kararını sen vermelisin. 

Girişlerin ücretsiz olduğu SALT Galata, salıdan cumartesiye 12.00-20.00, pazarları ise 10.30-18.00 arası açık.