Karnı burnunda zıplamalara doymadı!

Karnı burnunda zıplamalara doymadı!
Karnı burnunda zıplamalara doymadı!
Babylon Kilyos'taki Soundgarden festivaliyle karşıladığımız yaza Babylon Aya Yorgi'deki Soundgarden'la veda ettik. Festivale protest ruhuyla Ceza, hamile olmasına karşın göbek atmaktan ve zıplamaktan geri durmayan Riff Cohen ve sahnede 'deliye dönen' Larry Gus damga vurdu.
Haber: Naz Vardar - nazvardar93@gmail.com / Arşivi

RADİKAL – Çeşme’deki Aya Yorgi’nin en yeşil köşesi Babylon’a girer girmez ilk dikkati ‘Rendezvous’ sahnesine yakın kurulmuş tasarım ürünlerin satıldığı pazar alanı çekiyor. Deniz - güneş kremi ikilisinin kokusunu ve Radyo Babylon’un müziğini takip ederek Babylon’un içlerine doğru ilerlerken yol boyunca yapılan etkinlikler ‘bir serinleyeyim de burayı keşfetmek için geri geleceğim’ dedirtiyor.

Dalgaların bile eşlik ettiği Sattas

Çeşme’nin, ağustos sonuna gelince artık ısınmaya başlamış denizine atlayınca Doritos Sahnesi’nde Sattas’ı fark ediyorum. Denizin içinden daha geniş açılı bir manzarayla izlediğim sahneden yükselen reggea müziğin ritmine, yumuşakça vuran dalgalarla sallanarak eşlik ediyorum. Sattas sahneden hiç inmese ben de denizden hiç çıkmasan diyorum fakat artık güneşin de batışa geçmesiyle Babylon akşam çılgınlığına hazırlanmaya başlıyor.

Palmiyeler: Hafif esintili, sıcak grup

Minderler kalkıyor çimlerde çıplak ayak dolaşılmaya devam ediliyor; gökyüzündeki yıldızlara Babylon’un ağaçlarındaki ışıklar katılıyor; saçlar kuruyor ama denizin tuzu üstümüzde kalıyor. Rendezvous sahnesinde İzmirli ‘surf rock’ grubu Palmiyeler var. Sanki Çeşme’nin arka planında ezelden beri onlar çalıyormuş gibi hissettiriyorlar, hafif esintili ve sıcak.

Gecenin ritmini artıran Red Bull Music Academy Sahnesi

Red Bull Music Academy sahnesi ışıklarını yaktığında artık gecenin ritmi artmaya başlıyor. RBMA mezunu genç DJ Tufan Demir’le ısınan sahne, Kaan Düzarat’ın 80’ler remiksleriyle canlanıyor. Gecenin devamında Türkiye’de ikinci kez çalan Tokyolu DJ Hiroaki Oba ve RBMA sahnesinin yıldızı Larry Gus’ı dinleyeceğiz. Ama önce Doritos Sahnesi’ndeki Riff Cohen’e koşuyoruz.

Zıplamaya doyamayan karnı burnunda Riff Cohen!

Riff Cohen’in kaçıncı kez Türkiye’de sahne aldığını artık takip edemesek de Çeşme’de de izleyicisini yine eğlendirmeyi başarıyor. Bu sefer karnı burnunda sahne alsa da ‘Dans Mon Quartier’de kıvırtmaktan, ‘A Paris’de zıplamakatan ve ‘Hine Ha Or’de kafa sallamaktan geri kalmıyor. Kıvrak şarkıları ve doğulu ezgileriyle bizden biri gibi benimsediğimiz bu kadına, şarkı sözleriyle olmasa da coşkumuzla eşlik ediyoruz. Radikal sözleriyle Ceza’nın sahneye çıkmasıyla biraz önce mest olan herkes birden içindeki protest ruhu dışarı çıkarıyor. Elektro gitarın da eşlik ederek Ceza’nın toplumsal ve politik yorumlarına farklı bir ritim kattığı konserde, dinleyenler de hep bir ağızdan Ceza’ya katılıyor.

Larry Gus: Tam bir deli!

Rendezvous sahnesinde Murat Abbas ve Murat Beşer önderliğindeki bir Babylon klasiği Oldies But Goldies her zamanki gibi büyük ilgi görüyor. Her yaştan insanın geçmişinden bir şarkı duyabildiği sahneden RBMA sahnesine, Larry Gus’la yeni nesil müzik dinlemeye gidiyoruz. Henüz prova mı yapıyor yoksa çalmaya başladı mı anlayamadığımız Larry Gus’ın aslında kendini çoktan çılgın gösterisine kaptırmış olduğunu anlıyoruz. Sahnede tam bir deli. Önce anlayamasak da mixer’ı, davulu ve mikrofonuyla yaptığı müziğin yanı sıra mimikleri ve hareketleriyle işine gerçekten konsantre olmuş bu adamı izlemesi çok keyifli bir hale geliyor.

Babylon’un çimlerine uzanmış Çeşme’nin gece ayazında dolunayı izleyerek müziğin keyfini çıkarırken günün yorgunluğunu hissediyoruz. Hala bir sahneden diğerine mekik dokuyan insanlar arasından müziği de kaçırmadan ilerleyerek Babylon’dan çıkıyoruz. Kapıda sallanan rengarenk Soundgarden yazısının altında durup düşünüyorum, gecenin sonunda sanki günlerdir Soundgarden’daymışız gibi hissettiren dolu dolu ve yaza keyifle veda ettiğimiz rahat bir festival olmuş.