Kasa'da izleyiciyi ters köşeye yatıran bir sergi

Kasa'da izleyiciyi ters köşeye yatıran bir sergi
Kasa'da izleyiciyi ters köşeye yatıran bir sergi

Caner Aslan, gündelik hayata kendine özgü yalınlıkla yaklaşıyor.

Caner Aslan ve Dineo Bopape'nin Kasa Galeri'deki 'Sesim Silahımdır' sergisi, aynı mekândaki iki farklı sanatçının gündelik hayata verdikleri tepkiyi gösteriyor
Haber: DİDEM YAZICI / Arşivi

İSTANBUL - Caner Aslan ve Dineo Bopape, Amsterdam’da bağımsız bir sanat enstitüsü olan ‘Ateliers’de iki sene boyunca yanyana atölyelerde çalışmalarını sürdürdü. Ayrı geçen iki senenin ardından ‘Sesim Silahımdır’ sergisiyle yine yanyana geldiler. Sergi, doğrudan yaptığı sloganvari, sert ve muhalif çağrışımların tersi bir sergi sunarak, kaçınılmaz bir şeklide izleyiciyi ters köşe ediyor. Güncel sanatın tektipleşme eğilimli, küresel sorunları ve toplumsal meseleleri kendini tekrar ederek ele alan tavrından bağımsız bir seyir sunuyor. Siyasi anlamda değil, kişisel politikalar üreterek,  gündelik hayatın duygusal ve sosyal durumlarını işaretleyen bir sergi çıkarıyor. Buna bağlı olarak, başlıkta yer alan ‘silah’ ifadesinin girdiği kullanım ve önerdiği anlamlar önemli. Bir savunma aracı olarak silah, sergideki anlamıyla, sanatçıların tercih ve duruşlarına karışılık geliyor. 

Küratör Övül Durmuşoğlu
Serginin küratörlüğünü yürüten Övül Durmuşoğlu’nun bu terimi seçmesinin nedeni, kendi deyimiyle, gündelik nesnelerin nasıl yüksek sesli yüzleşme nesnelerine dönüşebileceğine vurgu yapmak. Bu, hem Caner Aslan’ın hem de Dineo Bopape’nin işlerindeki yaklaşımı okuyabilmeyi kolaylaştırıyor. Övül Durmuşoğlu ayrıca, ‘güncel sanatın kalabalık köpük dünyasında tekil sesleri belirginleştirmenin sanatçıların temel silahlarından biri’ olduğunu vurguluyor.
Öte yandan sergi, tekil sesleri fetişleştiren ağır bir bireysellikle değil, her iki sanatçının da kendi yöntemlerini serbestçe ve organik biçimde uyguladıkları bir alan yaratıyor.  Bopape, sergilediği çalışmalarına son halini,  galeri alanını ve Aslan’ın çalışmalarını gördükten sonra veriyor. Parlak gümüşten jelatin malzemeyle yaptığı fırfırlı bir bayrak dikerek, kendi cumhuriyetini kurarcasına, sergi alanına yerleşiyor. Beyaz kumaşla örtülü tabure, yuvarlak kokteyl masası üstüne tek başına plastik bir çiçek, televizyon ekranına yöneltilmiş projeksiyonla kendine has ve kendine ait bu imgelemi paylaşıyor. 

Eleştirel bakış açısı
Aslan, gündelik hayata ve kamusal alana kendine özgü bir yalınlıkla eleştirel biçimde yaklaşıyor. Sergi mekanındaki güvenlik kamerasının önüne ızgara şeklinde, parçalı  tel bir nesne yerleştirerek, bir arayüz oluşturuyor. Girişteki odanın duvarına sergi metniymişçesine iliştirdiği yazı ise, sanatçının kurguladığı bir kayıp aranıyor ilanı. ‘Adaptasyon’ isimli bu çalışmasıyla ilgili ‘İmaj ya da nesne, ortadan kaybolduğunda daha güçlü bir imge yaratıyor.’ dediğinde yeniden inşa ve dökümanter mantığıyla oynama pratiğine gönderme yapıyor. Sergi 8 Mayıs’ta bitiyor.