Katalanlar bağımsızlığa hazır, peki ya liderleri?

Katalanlar bağımsızlığa hazır, peki ya liderleri?
Katalanlar bağımsızlığa hazır, peki ya liderleri?
Barcelona'da düzenlenen devasa gösteri, Katalonya'nın muhafazakâr yönetiminin halkın haletiruhiyesine ayak uyduramadığını kanıtlıyor.
Haber: LUKE STOBART / Arşivi

Bazı siyasilerin tersini iddia etmesine rağmen, salı günü İspanya’nın Barcelona kentinde 1.5 milyon kişinin gövde gösterisi yapması, Katalonya’nın bağımsızlığı için kitlesel bir çağrıydı. Gösteriye yüksek katılımın en bariz izahı, İspanya’daki ekonomik kriz. Yıkıcı etki yaratan kriz, geçen yıl işsizler ordusuna 800 bin kişi daha kattı. Buna, her dört İspanyoldan birinin katıldığı ‘Indignados’ (Öfkeliler) protestolarının timsali olduğu siyasi kriz eşlik ediyor.
Modern Katalan milliyetçiliğinin tarihinde böylesi krizler hep önemli rol oynamıştır (…) İspanyol merkezi diktatörlüğü tecrübesinin ardından dünya savaşı yaklaşırken, Katalan siyasi liderliği daha radikal ve Cumhuriyetçi güçlere geçti. Solcu Katalan ERC’nin (Katalonya Cumhuriyetçi Sol Partisi) lideri Lluis Companys, 1931’de ‘Katalan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ilan etti, fakat sonunda özerk Katalan hükümetinin (Generalitat) kurulmasıyla yetindi. 1936’da toplumsal çalkantı yaşanırken iç savaş ilan eden diktatör lider General Francisco Franco, ‘kızıllar’ kadar ‘ayrılıkçılara’ karşı da sefere kalktı. 

Bugün referandum olsa 


General Franco’nun zafer ilanından sonra Katalan ulusal kimliği 40 yıl boyunca bastırıldı. Buna rağmen 1960’lı yıllarda Jordi Pujol’un liderliğinde yeni bir Katalan hareketi doğdu. Franco’nun ölümünden sonra özerk yönetimlerin yeniden tesisiyle Katalan bölgesi başkanı seçilecek olan Pujol, Katalan milliyetçiliğiyle işçi hareketi ve Komünist Parti arasında ittifak kurmayı başardı. Böylece ‘Katalancılık’ ilerici bir kimlik kazandı.
Katalonya’nın bu ilerlemeci versiyonunun kazandığı başarı, Pujol’un bölgesel kimliğe getirdiği kapsayıcı modelle pekişti: “Katalan, Katalonya’da yaşayan, çalışan ve kendini Katalan hisseden kişidir.” Pujol, merkezci İspanyol devletinin altında, Katalan nüfusunun yüzde 37’sini İspanyol göçmenler oluştururken, yeni nüfusun ‘Katalan’ diye tanımlanmasına yardımcı olmak gerektiğini anlamıştı. Generalitat’ın Katalan dili politikaları aracılığıyla enerjik biçimde hayata geçirilen bu yaklaşım, Katalan ulusal projesini hayatta tuttu ve daha çok desteklenir hale getirdi.
Gelgelelim salı günkü gösteri, Pujol’un seçkinci-muhafazakâr Yönelim ve Birlik Koalisyonu’nun (CiU), bölge halkının ruh haline artık ayak uyduramadığına işaret ediyor. Partinin bağımsızlık yönünde hiçbir ciddi adım atmamasına rağmen, Katalanların çoğunluğu bugün referandum düzenlense bağımsızlığı destekleyeceğini söylüyor. 

Katalanların geçerli sebebi 


Bu kaymanın sebepleri muhtelif. Öncelikle Madrid’deki merkez sol ve ardından sağcı hükümetler, ademi merkeziyetçiliğin çapının daha da genişletilmesine karşı çıktı. Hatta iktidardaki Halk Partisi’nden (PP) bazı kesimler, ademi merkeziyetçilikten tümden vazgeçilmesini önerdi. 2006’da Katalan özerk yönetiminde Sosyalistler varken kabul edilen Katalan Özerk Anayasası’nın Zapatero hükümeti ve Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmesi, kitlesel protestoları ve sembolik bağımsızlık referandumlarını tetikledi.
İkinci olarak, Katalonya’nın Madrid’le mali ilişkisi giderek daha çok geriliyor. Katalonya’nın merkezi devlete net transferi, (işsizlikte boğulan güney bölgelerine kıyasla) görece refaha sahip olmasından kaynaklanıyor. Demek ki, CiU ve bağımsızlık yanlısı ekonomistlerin Katalonya’ya ayrımcılık yapıldığı suçlaması biraz abartılı.
Gelgelelim Madrid’in Katalonya’ya yatırımları yetersiz. Barcelona’nın Madrid’e kıyasla ekonomik cazibe noktası olmasına rağmen, yeni bir hızlı tren ağı diğer tüm bölge başkentlerini İspanyol başkentine bağladıktan sonra Barcelona’ya ulaştı. İspanya’nın geri kalanının tersine, Katalan otoyol sistemine hemen hiç yatırım yapılmadı. Merkezi hükümete hangi parti gelirse gelsin, hepsinin başka bölgelerde kalkınmayı desteklemesinin kasti olup olmadığını, gel de sorma... Dolayısıyla Katalanların kinlenmek için geçerli sebepleri var. 

Milliyetçi gerilime doğru 


Gerilimi kızıştıracak son bir etken de ağır borç yükü altındaki Generalitat’ın, İspanyol ekonomik krizinin kaçınılmaz yan etkisi olarak, tahvil piyasalarından dışlanması. Katalonya, Madrid’den zaten 5 milyar euro borç aldı ve gelecek aylarda daha da fazlasına ihtiyaç duyabilir. CiU’nun kemer sıkma tedbirleri bazen Madrid’deki Mariano Rajoy hükümetini sollasa da, eğer Katalonya’nın büyüyen borcunu azaltmak için gidilecek daha fazla sosyal kesinti merkezi hükümetin dayatması gibi gözükürse, milliyetçi gerilimler körüklenir.
Sonuçta, neoliberal değil de ‘halkın’ Katalonya’sını savunan daha solcu ‘Independistes’ (Bağımsızlıkçılar) tarafından düzenlenen paralel gösteri de dahil olmak üzere tüm bu Katalan seferberliğini desteklemek için haklı nedenler var. Ama milliyetçi liderlerin nasıl bir Katalonya ortaya çıkaracakları, İspanya’nın içinde mi kalacakları yoksa dışına mı çıkacakları, hatta bağımsızlığı hiç isteyip istemedikleri hakkında sorulacak çok ciddi sorular da var. (Barcelona ve Londra’da yaşayan araştırmacı-yazar, 12 Eylül 2012)