Kayahan Nilüfer'le çalışmaya başladıktan sonra...

Kayahan Nilüfer'le çalışmaya başladıktan sonra...
Kayahan Nilüfer'le çalışmaya başladıktan sonra...
66 yaşında hayata veda eden Kayahan, 1960'lı yıllardan beri Türk popunun içindeydi. O zamanlar basının "Genizden gelen kaliteli sese sahip olan Ankaralı şarkıcı" diye bahsettiği Kayahan, 1980'lerin başında Nilüfer'le çalışmaya başladıktan sonra, o bir türlü göremediği başarıyı elde etti, adını bir şarkı yazarı olarak başa yazdırdı. Naim Dilmener'in 2005'te Radikal İki'de yayımlanan Kayahan yazısını sunuyoruz...
Haber: NAİM DİLMENER / Arşivi

Türk popunda 60’lı yıllardan beri varlığını sürdürüyor Kayahan. Basının o zamanlar “Genizden gelen kaliteli sese sahip olan Ankaralı şarkıcı” olarak tanımlamayı sevdiği Kayahan, uzun bir zaman hep Ankara ’da kaldı ve oradan, müziğin merkezi olan İstanbul ’a sıçrama hayalleri kurdu, planları yaptı. Ankara yıllarında, başta Alpay olmak üzere kayda değer epeyce isimle, müzisyenle çalışma, kendini geliştirme fırsatı bulan Kayahan’ın ciddi anlamda ilk İstanbul’a transfer olma çabası 1972 yılında görüldü. Başında Ergin Bener gibi mükemmel bir prodüktörün ve Hümeyra gibi kendisini herkese kabul ettirmiş bir star’ın bulunduğu Yonca Plak, o tarihte, bu Ankara’dan elinde gitarıyla çıkıp gelmiş, üstelik kendi şarkılarını kendisi yazan genç müzisyene şans tanımakta gecikmedi ve “İstanbul Hatırası / Neden Olmasın” adlı 45’liği yayınladı. Anadolu popun inişe geçtiği bir döneme denk gelmesine ve TRT desteğine rağmen, her nasıl olduysa oldu, bu ‘büyük şehirli’ şarkılar beklenen başarıyı getiremedi. Son derece kendine özgü bir dünya ve sound ile ortaya çıkmış bu genç müzisyenin İstanbul rüyaları, ne yazık ki bu plak sonrası süremedi ve Kayahan yeniden Ankara’ya dönmek zorunda kaldı.

Evet, Anadolu pop inişte, daha ‘Batılı’ şarkılar çıkıştaydı ama büyük çoğunluğun bu yeni dönemden anladığı bu kadar da ‘özgün’ ve ‘farklı’ şarkılar değildi; büyük çoğunluk, (sonradan Selami Şahin ve etrafındaki Gülistan Okan, Meral Zeren ve benzeri kızlar ile formülleşecek) “Evet Batılı, yine de bizden ama bu sefer biraz oryantal” şeklinde özetlenebilecek bir müziğin peşindeydi... Kayahan’ın yeniden şansını denemesi ancak yıllar sonra mümkün oldu. 70’ler bitmek üzereyken, çok farklı bir katalog oluşturmaya çalışan, başka bir firma olan Öncü tarafından yayınlanan “Bekle Gülüm”, Kayahan’ın şanssızlığını kıracak gibi görünürken, herkesin gelecek ile ilgili planlarından vazgeçeceği (en azından erteleyeceği) 12 Eylül’e denk geldi ve Kayahan için her şey aynen olduğu gibi kaldı...

Nilüfer geliyor
1982 yılında yayınlanan “Canım Sıkılıyor Canım” adlı albüm de umulanı gerçekleştirmeyince, Kayahan, planlarını gözden geçirdi ve farklı yollar denemesi gerektiğine karar verdi. Evet, şarkılarının gücünden hiç şüphe duymaz, ama, her nedense bu şarkılar kendi sesinden bağırlara basılmamıştır. Demek ki, bu şarkılar için çok iyi ve çok popüler bir ‘başka ses’ gerekir. Aramalar, taramalar sonrası Nilüfer’de karar kılınır. O sıralar, hâlâ meydan muharebesi şeklinde geçmekte olan Eurovision Türkiye elemeleri, bu işbirliğini başlatmak, dosta, düşmana ilan etmek için en iyi formül gibi görünür. Nilüfer’in kabul etmesi ile birlikte, bu ikili, 1982 yılı bitmek üzereyken, bir sonraki yıl yapılacak olan Eurovision elemelerine birlikte katılmaya karar verdiklerini açıklar. Ancak 1983 yılının hemen başında açıklanan (finalde yarışacak) isimlerin arasında Kayahan ve Nilüfer yoktur. Jüri bu ikiliyi finalde yarışmaya değer bulmamış ve elemiştir.


Ancak başlayan işbirliğinin sürmesi konusunda her iki taraf da ısrarlıdır. Kayahan çok çok iyi bir ‘vitrin’ bulmuştur, Nilüfer de epeydir aradığı çok iyi şarkılar. Nitekim, hazırlıkları başlamış olan yeni albümü ile ilgili olarak basının karşısına geçen Nilüfer, Kayahan konusunun üzerinde özellikle durur: “Nilüfer olarak, bugüne kadar bu tarzda bir plak yapmadım. Plakta, Onno Tunç’un iki, Kemal Sünnetçioğlu ile Kayahan’ın birer bestesi bulunuyor...” Sonrasını herkes biliyor: Kayahan, Nilüfer ile çalışmaya başladıktan sonra, o bir türlü göremediği başarıyı elde etti, adını bir şarkı yazarı olarak başa yazdırdı, sonra Nilüfer’in çabaları ile çatısı altına girdiği Yaşar Plak’tan yayınlanan kendi albümleri ile de bu başarıyı taçlandırdı. İşbirliğinin öteki yanı olan Nilüfer de durumdan memnundu. 12 Eylül nedeniyle eski dengesi bozulmuş olan müzik piyasasında kendisine sağlam bir yer buldu, 70’lerin görkemli havasını, çok zor görünmesine rağmen 80’lere de taşımayı başardı. Bu işbirliği, Türk popunun gördüğü en uzun süreli takım çalışması oldu. Kayahan besteledi, Nilüfer söyledi ve bu ikili milyonlarca nüsha albüm satarak 90’lı yılların sonuna birlikte geldiler.

Binbir kumpasa, hileye, desiseye, kuyu kazmalara rağmen sona erdirelemeyen bu işbirliği, 2000’lerle birlikte bitiverdi. Herkes çok şaşırdı ama üzerinden biraz zaman geçtiğinde bu durum son derece de makul bulundu. Artık ‘şarkı’ kalmamıştı ortada. Kayahan besteliyor, Nilüfer söylüyor ve her şey yolunda gidiyordu ama artık Kayahan besteleyemiyor, dolayısıyla Nilüfer de söyleyemiyordu. “Büyük Aşkım” albümü sırasında içine düşülen ağır ‘yaratamama-çıkaramama’ durumu sonrasında yollar kendiliğinden ayrıldı. Kayahan’ın henüz yayınlanan “Kelebeğin Şansı” adlı albümü, bu ağır krizin sürdüğünü gösteriyor. Kayahan’ın zengin geçmişinin vasat bir tekrarı gibi... (Naim Dilmener’in 30/01/2005 tarihli Radikal İki’de yayımlanan yazısından kısaltılmıştır.)

Bulursanız kaçırmayın
Kayahan’ın 45’likleri
Kayahan’ın Yaşar Plak tarafından yayınlanan “Benim Şarkılarım...” kutusu
Nilüfer tarafından seslendirilmiş bütün Kayahan şarkıları...

Keşke olsa
Nilüfer’in seslendirdiği bütün Kayahan şarkılarından oluşan (remix disk ilaveli) bir kutu
“Ve Melankoli”ye, İskender Paydaş tarafından yapılacak (Orhan Gencebay’ın “Batsın Bu Dünya”sı gibi sıkı) bir remix
Nazan Öncel şarkılarından oluşan bir Kayahan albümü...