Kemalist tarihe 'Tahirî' ayar

Kemalist tarihe 'Tahirî' ayar
Kemalist tarihe 'Tahirî' ayar
'Kurt Kanunu' dizisi, romanın hakkını verecek özen ve titizliğe sahip mi? Şimdilik 'Eh' demek durumundayız. İlk bölüm metne baskın müzikal efektlerle son derece yorucuydu
Haber: TAYFUN ATAY / Arşivi

Kemal Tahir edebiyat ve düşünce tarihimizin belki en ayrıksı ve aykırı ismi. ‘Kurt Kanunu’ da Kemalizme ustalıklı ve usturuplu bir eleştirellikle yaklaştığı eseri onun. 1926’da Atatürk ’e yönelik tertiplenmiş İzmir Suikastı’ndan konusunu alan ve bir ‘İttihatçı-İnkılapçı’ hesaplaşmasının serimlendiği roman, TRT’de ‘dönem mucibince’ dizi film olarak ekrana gelmeye başladı.
‘Dönem mucibince’ ifadesini maksatlı kullandım. İslamcı-muhafazakâr ‘İkinci Cumhuriyet’ Türkiye ’sine yön veren siyasi iradenin, artık tamamen kendi denetimi altındaki TRT bünyesinde ilk etkili hamlesi denebilir bu diziye. ‘İzmir Suikasti’ üzerine haber kanallarında hararetli tartışma programlarını tetikleyeceğinden de kimsenin şüphesi olmasın!..
On yıllardır ‘Kemalist Birinci Cumhuriyet müritleri’nce Atatürk’ün milli mücadele içinde yüceltilip abartılan rolünün, şimdi tersine önemsizleştirilip küçümsendiği programlara bazı muhafazakâr kanallarda hanidir rastlıyoruz. Bu süreçte ‘sarkaç’ın öbür ucuna savrulma, özellikle Mustafa Kemal’in ‘out’, Kazım Karabekir’in ise ‘in’ olduğu bir manzara çıkarıyor karşımıza. ‘Kurt Kanunu’, Cumhuriyet’in kuruluşuna dair bu epistemolojik ‘tersine salınım’la genelde mutabık, ama herkes açısından da talihli bir örnek. Çünkü İslamcı-muhafazakâr yeni ‘merkez’in doktrinasyon adına çok daha vulger anti-Kemalist örneklere sardırması da mümkündü. O yüzden Kemal Tahir’in kendine özgü bir ‘sosyalist’ altyapı üzerine inşa ettiği, eleştirel ama duygusallıktan uzak bir muhakeme ve muhayyile mahsulü eserinin dizi film sürümü, şu kritik geçiş aşamasında ‘kıymet’ addedilmeli.

Entelektüel olduğu kadar eğlenceli bir kıymet bu. Edebiyatımızın üstadının polisiye konusunda da bilinen ustalığını tatlı bir erotizmle takviye ederek kurguladığı roman, dizi film olmaya gayet münasip ve bu bakımdan ilgiyi hak ediyor.
Hak ediyor da acaba dizi, romanın hakkını verecek özen ve titizliğe sahip mi? Şimdilik ‘Eh’ demek durumundayız. İlk bölüm rahatsız edici şekilde aralıksız süren ve metne baskın müzikal efektlerle son derece yorucuydu. Oyuncu kadrosuna ‘mütevazı’ diyelim. Bu, ‘Cumhuriyet’ dizilerinde kanıksanmış, yüzleri eprimiş isimler düşünüldüğünde belki de iyi. Ama üstlendikleri rollerin ağırlığı altında ezilmemesini de diliyoruz bu kadronun...
‘Ballı Naciye’ rolünde Pelin Akil’in sergilediği muhteşem performansa ise değinmeden geçmemek lazım. İlk bölümün en çekici, ‘sıcak’ ve dinamik karakteri oydu. Seyri daimi kılma yolunda büyük katkı yapacağına da kuşku yok.
Evet, alternatif tarihin ‘resmi tarih’in yerini aldığı bir dönemden geçiyoruz. Burada en büyük tehlike, yeni bir resmi tarihe doğuş vermek. Pro-Kemalist resmi tarih ne kadar kötüyse anti-Kemalist resmi tarih de o kadar kötü. Bunu unutmadan kendi tarihine, toplumuna, devletine eleştirel bakabilmiş ürünleri cesaretle popüler kültür evrenine taşımak takdiri de saygıyı da hak eder. O yüzden ‘Kurt Kanunu’nu izlemeli!