scorecardresearch.com

Kemerlerinizi bağlayın!

Kemerlerinizi bağlayın!
Film festivalinin cesur bölümleri yıllar içinde kendisine has seyircisini oluşturmayı başardı. Sinema yazarı Erman Ata Uncu, 'Neredesin Aşkım', 'Mayınlı Bölge', 'Geceyarısı Çılgınlığı' ve 'Antidepresan' bölümlerinden Radikal okurları için seçti.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Nerdesin Aşkım?
Yaratıcı siyasi sloganlar açısından büyük olasılıkla Türkiye eylem tarihine geçecek 2013’ün yıldızlarından biriydi ‘Nerdesin aşkım?’ Rekor düzeydeki katılımcısıyla onur yürüyüşünde tüm İstiklal’in bu soruyla çınladığı gün kolay kolay unutulamayacak. Festivalin ‘aşkın cinsiyeti yoktur’ düsturundan hareket eden LGBTİ sineması bölümü ‘Nerdesin aşkım?’ da başarılı seçkisiyle unutulmayacak gibi. Bölümün yıldızı kuşkusuz ‘Göldeki Yabancı’... ‘Çark’ dünyasına Hitchcock’tan miras bir tekinsizlikle yaklaşan Alain Giraudeiu filmi, 2013 Cannes’da iki ödül aldığından beri en merakla beklediğimiz yapımlardan. ‘ Bugün Eve Yalnız Dönmek İstiyorum’ bir başka büyük festivalin, Berlin’in LGBTİ filmleri ödülü Teddy sahibi olarak programda. Ben Whishaw’un efsane Çinli oyuncu Pei-Pei Cheng’le beraber rol aldığı ‘Lilting / Sevginin Ardından’ın tek kozu yıldızları değil. Kamboçya doğumlu İngiliz yönetmen Hong Khau’nun, ölmüş bir oğul üzerinden birbiriyle iletişim kuran anne ve eski sevgilinin hikayesini anlattığı yapım, şimdiden İngiltere’den çıkan en iyi LGBTİ hikayeleri arasında anılmaya başlandı. Tabii provokatif ama hisli Bruce LaBruce’un film çektiği bir sene, bu filmi programına koymayan LGBTİ bölümü olmaz. ‘Nerdesin Aşkım?’ da bu görevini yerine getiriyor. Bakımevinde kalan yaşlı bir adamla genç bir erkeğin aşkını konu alan ‘Aşkın Yaşı Olmaz’ı Türkiyeli seyirciyle buluşturuyor.

Mayınlı Bölge
Festival coşkusundan bahsedip duruyoruz. Ancak film festivali demek sürekli bir coşku hali de demek değil. Kendi sınırlarını zorlayan, seyircisini diken üstünde tutmayı hedef edinmiş filmleri büyük perdede görme fırsatı sunması, festivallerin hiç eskimeyen avantajlarından. Sonunda bu çabaya değer değmez, söz konusu riski almanın keyfi bile yeter. Festivalin geleneksel bölümü ‘Mayınlı Bölge’de adı üstünde hazmı pek kolay olmayan filmler yer alıyor. Ve tabii son yılların adeti, sinemaya dair yeni bir umut beslememize vesile olan yeni Yunan sineması da bir filmle temsil ediliyor: Alexandros Avranas imzalı ‘Şiddet Güzeli’... Dini bir arınmanın peşinden taşındığı ailenin yanında olmadık bir şiddet ve seks sarmalının içinde kaybolan gencin hikayesinin anlatıldığı Alman filmi ‘Her Şey Düzelecek’, gerçek bir olaydan esinlenmesiyle tüyleri daha da diken diken etme kapasitesine sahip. Doğası gereği ‘Mayınlı Bölge’ sakini yönetmenlerden Tsai Ming Liang iki filmiyle, ‘Sokak Köpekleri’ ve hiç diyalog içermeyen ‘Batı’ya Yolculuk’uyla katılıyor, ne hikayelerin ne de üslubun çiğnene çiğnene bitirilemediğini gösteriyor. Güncel James Dean klonu James Franco da hanidir yönetmenliğini ıspata, bu gibi bölümlerde yer almaya can atar bir hava içindeydi. Bu sene Cormac McCarthy uyarlaması ‘Tanrının Oğlu’yla amacına ulaşıyor, yurtdışından gelen eleştirilere bakılırsa bunu hakkıyla yapıyor.

Geceyarısı Çılgınlığı
DVD’cide korku üst türünde hangi film varsa toplayıp eve getiren arkadaşlarımızdan biliyoruz, bir zamanlar yaratıcı buluşların, olanaksızlıktan doğan yaratıcılığın ve kuralları tarumar eden hikayelerin cirit attığı bağımsız korku sinemasında yaratıcılığın esamisi pek okunmuyor bu ara... Neyse ki festivallerin geceyarısı bölümleri var da çok fazla umutsuzluğa kapılmıyoruz. Sayısız kere tekrarlanmış olsa da bir kere daha söylemenin zararı yok: Tarantino’nun “yılın en iyi filmlerinden” nitelemesini yaptığı İsrail filmleri ‘Büyük Kötü Kurtlar’a ilgiyi esirgememeli. ‘Karabasan/The Badabook’ ise çokça işlenmiş anne-çocuk ve karşısında gizemli canavar hikayesine yeni bir çalım atma kapasitesine sahip. Tabii ki Japonya’ya yer vermeyen bir ‘Geceyarısı Çılgınlığı’ bölümü olmaz. Endonezya, Japonya ortak yapımı ‘Ölüm Oyunu’, teknoloji ve şiddet eşleşmesinin halen meyva verecek bir ağaç olduğunu gösterme iddiasıyla programda.

Antidepresan
Ne yalan söyleyelim, festivalin en ilgimizi çekmeyen bölümlerinden biri ‘Antidepresan’. Belki isminin vaat ettiği mutluluk haline odaklanmak, son dönem sinemada pek de olumlu sonuçlar vermemesidir sebep. Ancak bu sene söz konusu önyargıları kırmamıza vesile olacak bir program var sanki. Misal ‘Fucking Amal’dan ‘feel-good’un hasını yaptığına kani olduğumuz Lukas Moodyson, yıllar sonra yakın frekansta seyreden bir hikayeyle ‘Bizden İyisi Yok’la karşımızda... Üstelik yıl 82, mevzu punk grubu kurmaya çalışan genç kadınlar... Bölüm, isminin hakkını bu sefer verecek belli ki... Terry Gilliam’ı, Gaspar Noe’yi, Jean Dujardin’i konukları arasında göreceğimiz kara komedi ‘9 Ay’ uçuş kapasitesine sahip bir hikayeye sahip. Katı ve ahlakçı hakim, bir davanın güvenilmez sanığından hamile kaldığını öğreniyor ama o geceye dair hiçbir şey hatırlamıyor! Atilla Marcel ise ‘Belleville’de Randevu’yla el işi animasyonun güzelliğini tekrar hatırlatan Sylvain Chomet’nin canlı oyuncularla çalıştığı film olması sebebiyle bile ilgiye değer.

http://www.radikal.com.tr/118509411850940

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.