Kendi genç dinleyicimizi yarattık

Kendi genç dinleyicimizi yarattık
Kendi genç dinleyicimizi yarattık
Akbank Caz Festivali 23 Ekim'de başlıyor. Festivalin genç yöneticisi Banu Tunçağ ile caz müziği ve bu yılki programı konuştuk. Tunçağ, Avrupa'nın en büyük derdi olan genç dinleyici eksikliğinin Türkiye için geçerli olmadığını anlattı

Akbank Caz Festivali’nin bu yıl, önceki yıllardan ayırt edici özelliği nedir? Sadık izleyiciler nasıl bir festival izleyecekler?
Bu yıl caz müziğinin önemli temsilcilerinin yanı sıra daha yeni ve genç isimlerin de yer aldığı bir festival programımız var. Polonya Yılı dolayısıyla Jazztopad Festivali ile Akbank Caz Festivali arasındaki “sanatçı değişimi” projesine ev sahipliği yapıyoruz. Atölye sayısının arttığını görebilirsiniz ve aynı zamanda bu sene artık Anadolu yakasında Caddebostan Kültür Merkezi, Moda Sahnesi gibi mekanlarda da etkinliklerimizi gerçekleştireceğiz. Amacımız, her sene festivali daha fazla seyirci ile buluşturacak bir program oluşturmak. Bu sene, bu ölçeği genişlettiğimizi söyleyebilirim. Sadık festival seyircisini memnun edecek isimlerin yanı sıra, yeni takipçileri de festivale katmak adına geniş bir program hazırladık. Christian McBride, Kenny Barron, Dave Holland, Lezsek Mozdzer, Mario Biondi, Jamie Cullum gibi güçlü isimlerin yanında, genç ve keşfetmeye açık izleyici kitlesini de yakalayacak Ibrahim Maalouf, Yasmine Hamdan, Zapp4, Dillon, Bilal, Jose James, Chet Faker gibi isimler de 24. Akbank Caz Festivali’nde yer alıyor.

Mekanları nasıl seçiyorsunuz? Her mekanın farklı bir duygusu olduğuna katılır mısınız?
İstanbul ’da konser salonu olarak sıralayabileceğimiz çok fazla mekan yok maalesef, bu ciddi bir eksiklik. Elimizden geldiğince performansların ruhuna ve prodüksiyonuna uyduğuna inandığımız salonlara girmeye çalışıyoruz. Festivalin mottosu olan “Şehrin Caz Hali”ne uygun, 10 gün boyunca tüm şehre yayılmak önceliklerimizden biri. Dolayısıyla Avrupa yakasındaki mekanların yanı sıra, Anadolu yakasını da programa dahil ediyoruz. Her mekanın duygusu ve bir duruşu var. Konserlerin de bu duygu ile yan yana durması seyircinin memnuniyetini, aynı zamanda sanatçının performansını etkileyen bir nokta.

Eskiden açık havayı dolduran şarkıcıları, cazcıları artık kulüplerde dinleyebiliyoruz. Bu konser yoğunluğu içinde caz müziğin yeri çok değil. Belki de bu sayede mesela Christian McBrie Trio gibi bazı dev isimleri CRR’de ağırlıyabiliyorsunuz. Festivaller dışında Türkiye ’de ve dünyada caz ne vaziyette?
Avrupa’da yer alan pek çok önemli caz festivalini bir araya getiren ve bizim de üyesi olduğumuz “Europe Jazz Network” birliğinde de dile getirilen en büyük sorun, seyirci ilgisizliği ve genç takipçilerinin olmaması. Uzun zamandan beri Akbank Caz Festivali’nin önde gelen çalışmalarından biri de genç takipçilerini sosyal sorumluluk kapsamında eğitmek ve onlarla caz müziğini buluşturmak. Kampüste Caz, Liselerde Caz Atölyeleri, müzik eksenli atölye ve paneller bunlardan bazıları. Bunun sonucu olarak da festivalimizin her yaştan seyircisi var diyebiliriz. İstanbul artık pek çok sanatçının sahne almak istediği, her seferinde bir önceki konserinden daha fazla sayıda dinleyici ile buluşmayı dilediği bir nokta. Caz müziğinin genleri ise her zaman yenilenmeye açık. Dolayısıyla Avrupa bu konuda sıkıntılı olsa da Türkiye’de zamanla artan bir ilgi olduğunu söyleyebiliriz.
Bu sene açıkladığımız program ile gördük ki aslında Türkiye’de her yaştan caz kitlesi potansiyeli var. Önemli olan yaratılan program ile bu kitleleri tek bir çatı altında buluşturabilmek.

Bu sizin programınızı nasıl etkiliyor, bu durumu hesaba katıyor musunuz programı hazırlarken? Festivaller dışında bu buluşmaları sağlamak maalesef çok kolay olmuyor. Caz müziğinin ciddi sayıda sadık bir takipçi kitlesi var. Bizler de elimizden geldiğince bu kitlenin beklentilerine uygun hareket etmek için uğraşıyoruz. Elbette takip ettiğimiz isimlerin, turne takvimi tarihlerimize uyduğu sürece programda yer vermeye çalışıyoruz. Christian McBride’ın yanı sıra, Ibrahim Maalouf da zamanında kulüp konserleri vermiş ama şu anda çok daha büyük bir salonda biletleri tükenen bir isim. Dolayısıyla grupların özel projelerini de takip etmeye özen gösteriyoruz. Türk Cazı’nın festivale katkılarını da unutmamak lazım. Türk Cazı’nın ustalarına ve yeni dönem takip edilen müzisyenlere de konser sayısı izin verdiği sürece programda yer vermeye çalışıyoruz.

Kaydın (CD, plak vs.) girdiği bu kriz ortamında belki de festivallerin yıldızı yükseliyor. Öyle mi?Festivaller her anlamda önemli, koşullar ne olursa olsun insanların beğeni ile takip ettiği isimleri canlı dinleme fırsatı yaratmak gerekiyor. Kimsenin dikkatini çekmese de yapıldığı yerin ekonomisine ve dinamiğine inanılmaz katkısı olan etkinliklerden bahsediyoruz. Albüm satışlarının uzun süredir sanatçıya ve ajanslarına katkısı fazla yok, dolayısıyla konserler önem kazanıyor. Pek çok sanatçının tek konserlik performans yerine bir festivalde yer almayı tercih ettiğini söyleyebiliriz. Özellikle özgeçmişi zengin bir festival, her zaman iyi isimlerin dikkatini çekiyor.

Dünya cazında en yeni rüzgar ne? Bunu temsil eden bir konser var mı bu yıl ya da önümüzdeki yıllarda dinleyebilecek miyiz?Amerika ve Avrupa’daki tercihleri ikiye ayırmak lazım. Amerika’daki caz müziğinin eğilimi yeni akımlara daha açık, soul ve funk ön plana çıkıyor. Elektroniklerin cazla buluştuğu performansları görmek de söz konusu olabiliyor. Avrupa’da ise Amerikan akımlarını takip eden isimlerle karşılaşmak da mümkün, yeni dönem avangart ve özgün isimlerle de. Bu sene programda yer alan Chet Faker, Dillon, Ibrahim Maalouf, Bilal yeni dönemin sadece caz değil farklı müzik türlerinin takipçilerinin dinledikleri isimler.

Genç müzisyenler de var, mesela 1980 doğumlu Emin Recepoğulları gibi... Yeni bir kuşak yetişiyor mu Türkiye’de?Müthiş bir kuşak yetişiyor. Yeterince destek görüyorlar mı, bunu söylemek biraz zor. Müzisyen olarak Türkiye’de isim yapmak ve yer edinmek, türden bağımsız olarak oldukça güç. Genç caz müzisyenlerinin, yeni kuşaktan caza ilgi duyanlara destek olduğunu duyuyoruz, bu mutluluk verici. Yakın dönemde Bahçeşehir Üniversitesi Sanat Birimi’nce açılan Caz Okulu Sertifika Programı’na ilginin yoğun olduğunu da duyuyoruz. Bu programın gelişimine katkıda bulunan Baki Duyarlar’ın önderliğinde oluşturulmuş İstanbul Gençlik Caz Orkestrası da yeni dönem caz müzisyenlerinin seslerini duymamızda bize yardımcı oluyor.

Akbank Caz Festivali’nin pek çok yan etkinliği var, kampüs konserlerini, panelleri atölyeleri vs. hesaba katınca epey geniş bir coğrafi alana ve büyük bir kitleye yayılıyorsunuz. Bunun temel sebebi nedir? Nasıl sonuçlar alıyorsunuz kampüs konserleri ve diğerlerinden?Akbank Caz Festivali’nin uzun zamandır üstlendiği misyonlardan biri de festival içerisinde yeni nesil caz dinleyicileri yetiştirmek ve caz müziği ile gençleri buluşturmak. Her zaman yenilikçi bir duruş sergileyen festivalin ekseninde, cazı daha fazla dinleyiciye ulaştırmak vardı. Bunu başardığımızı her yıl bir önceki yıla oranla katılımcı sayıları ve ilgiye bakıldığında görebiliyoruz. Memnuniyet verici olan konulardan bir diğeri ise festivalin önümüzdeki sene itibarıyla çeyrek asrı geride bırakacak olması. Türkiye’nin en uzun soluklu festivali olmasına rağmen kendini tekrar eden bir içeriğe sahip olmaması ise duruşunu belirlemek açısından çok önemli. Kampüste Caz, İstanbul sınırları dışında daha fazla ilgi gören, başlı başına bir konu başlığı olarak ele alınabilecek deneyimler yaşadığımız bir platform. Festival, İstanbul sınırları dışında da müziğin buluşma noktası olmasını bu sayede sağlamış oluyor.

Radikal okurları için bu yılki programdan tüyolar verir misiniz? Hangi konserleri kaçırmamalı, kim, ne vadediyor?Cazseverler Ibrahim Maalouf, Leszek Mozdzer konserleri biletlerini almıştır umarım, çünkü biletler çok hızlı tükendi. Biletleri satışta olan isimlerden Christian McBride ise bu sefer daha büyük bir salonda heyecan verici bir performans sergileyecek. Kenny Barron & Dave Holland bu sene pek çok Avrupa Festivali’nin takip ettiği bir ikiliydi, şanslıydık ve programa dahil edebildik, mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ambrose Akinmusire yeni akım caz isimlerinin önde gelenlerinden, kulüp konserleri arasında dinlenmesi gerekenler arasında yer alıyor. Yasmine Hamdan dinleyiciyi büyüleyecek, İstanbul Gençlik Orkestrası Türkiye’de caz adına gençler arasında neler yapıldığını görmek için önemli bir deneyim, Marcin Masecki, Hera, Obara International Polonya cazından örnekler sunacak, Bilal ve Jose James bize kulüp ortamında soul akımının en güzel örneklerini sunacak. Asıl olarak Türkiye’deki en önemli caz müzisyenlerini biraraya getirecek, Akbank Caz Festivali’nin yaratıcısı ve sanat yönetmeni olan Mehmet Uluğ’a özel gerçekleşecek geceye herkesi bekliyoruz. Özellikle caz müziğini en güzel şekliyle yaşayan ve yaşatan bir isimle yan yana bir akşam geçirmek isteyenler için unutulmaz bir gece olacak. Bunların yanı sıra İlhan Erşahin, Karsu, Engin Recepoğulları, Sarp Maden, China Moses, Mario Biondi, Dillon, Jamie Cullum, Kudsi Erguner ve Micheal Wollny feat. Hamdi Akatay. Farkındayım tüm programı sıraladım neredeyse ama gerçekten bu sene kaçırılmaması gerekenler listesi oldukça uzun... (Program için akbanksanat.com)

 Ibrahim Maalouf