'Kendimi kendim anlatabilirim'

'Kendimi kendim anlatabilirim'
'Kendimi kendim anlatabilirim'

Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

Tiyatro oyuncusu ve seslendirme sanatçısı Serkan Altunorak, bu sezon, 1940'larda yaşayan bir ailenin hikâyesini anlatan 'Bir Günah Gibi'de...
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

Canlandırdığınız Suat, nasıl biri?
Sizin meslekten, gazeteci. Devlet meseleleri üzerine giden, aldığı kararların sonuna kadar arkasında duran biri. Aşkın peşinden giden, sürüklenen bir karakter. Benim de en çok etkilendiğim tarafı bu. 

Niye siz normalde böyle değil misiniz, aşkınızın peşinden gitmez misiniz?
Giderim ama böyle bir şeyi oynamak ayrıca keyifli. 

Peki dediniz ya hani devlet meselelerinin peşinden gidiyor diye, başına bir iş gelecek mi bu yüzden?
Evet gelecek. O dönemin krom meselesi var ki günümüzde davası hâlâ devam ediyor. Karakterler olmasa da, karakter üzerinden o dava anlatılıyor. O krom davasının peşinden koşan bir adam, Suat. 

Bu role nasıl hazırlandınız?
1940’lar hiç bilmediğim bir dönem. O dönemi iyice araştırdım, o dönemle ilgili çok film izledim. Bir de hep beraber tango dersi aldık. 

Amerika’da oyunculuk üzerine eğitim almıştınız, değil mi?
Evet, oyunculukla ilgili teknik tarafımı geliştirmek istiyordum. Buradakiyle oradaki konservatuvar eğitimi çok başka çünkü. 

Ne gibi farklar var mesela?
Amerika’da bu işin çok gelişmiş teknikleri var ve bu teknikleri bulan insanlarla beraber çalışma imkânınız olabiliyor. İşte ben de bunların içinde yer almak istiyordum. Dört aylık bir Juilliard programına katıldım. Sonra, Depaul Üniversitesi’ni kazandım, oraya giren ilk Türk öğrenci oldum. Fakat 11 Eylül ve üstüne ailemde birtakım özel problemler olunca, kaydımı dondurup, bir aylığına Türkiye ’ye döndüm. 

Hâlâ donuk mu o kayıt?
O eğitimi tamamlama durumum yok artık, ama keşke olsaydı. Döndükten sonraki iki yıl çok zor geçti benim için. Okulu bitirir, orada bir şeyler yaptıktan sonra dönerim diyordum. Ama hiçbir şey planladığımız gibi gitmiyor hayatta, bunu öğrendim. İşte geliş, o geliş… 

Ne yaptınız o iki yıl boyunca?
İnanır mısın, hiçbir şey! Hiç kimseyi tanımıyordum. Cast ajanslarına yazılmak da istemedim. Kendimi kendim anlatabilirim dedim, her şeyimi kendim yaptım. Kendim kapı çaldım, kendimi kendim anlattım. 

Peki ya dublaj?
Dublaja 10 yaşında başladım.
Bugs Bunny’nin ‘N’aber cınımm’ deyişi benim ezberimdedir hâlâ.
Doğrudur (gülüyor). 17 yaşından beri Bugs Bunny’i seslendiriyorum. 

Seslendirme nasıl bir sektör?
Bir sendikamız yok, onun için herkesin yapabileceği bir mesleğe dönüştü. Tabii ki herkes yapabilir bu işi, ama çok özenle yaparsa eğer... Ses güzelliği diye bir şey yok. Bu iş, sesi kullanmakla, fonetik bilmekle alakalıdır. Önüne gelen dublaj yapmaya başladı ve iş ucuzladı. Bu işe yıllarını veren, hakkıyla yapanlar da o paralara çalışmak istemedi ve yavaş yavaş sektörden elini eteğini çekti. Sektör maalesef işi bilmeyen insanlara kaldı. 

Devlet tiyatroları kapatılsın-kapatılmasın tartışmaları var. Sizce devletin tiyatrosu olur mu?
Kurumlar kapatılmamalı. Ama bir reform gerektiğini düşünüyorum. 

Nasıl bir reform?
Çözüm, yeni mezunları zorunlu görevle, en parlak çağlarında 10-12 yıl bir yerlere göndermek değil. Tabii ki gidelim, ben de gittim. Olay, hizmet vermekse, hepimiz işin ucundan bir şekilde tutuyoruz. Ama bunun bedeli bir ömür harcamak olmamalı. Herkes her yere gidip, her şeyi yapabilmeli. Herkes aynı şekilde özgürlüğe sahip olmalı. 

AKM hâlâ kapalı.
Çok acıklı bir durum. Kesinlikle çok büyük salonlarımızın olması gerekiyor. Var olanları pırlanta gibi taşımamız gerekirken, elimizde çürütüyoruz. Çok yazık!

Serkan Altunorak’ın ‘en son’ları...
*En son izlediği film: Arkadaştan Öte,
*En son okuduğu kitap : Nermin Bezmen - Murka
*En son aldığı albüm: Radiohead - The King of Limbs

Aklına ilk gelen...
*Melek – ler korusun
*Uyku – Vazgeçilmez
*Beyaz – Beyazıt Öztürk
*Sahne tozu – Kirlilik
*Amerika – Sevdiğimiz yer
*Boğaziçi – En sevdiğimiz yer
*Gündem – Hiç ilgilenmem
*Aşk – Her şey
*İmkânsız Aşk – Adamı bitirir
*Şüphe – Hüsran
*Sonbahar – Güzel filmdi

‘Her ayrıntı düşünüldü’
Dizinin yapımcısı Gül Oğuz: Nermin Bezmen’in hikâyesi bu ve epeydir üzerinde çalıştığımız bir projeydi. Sanat yönetmenliği geçmişim olduğu için dönem işi yapmak istiyordum. Gerçekten yaşanmış bir hayat hikâyesi ve çok emek var, saçından kostümüne kadar her ayrıntı özenle düşünüldü. Seyirci, dizide çok farklı esintiler bulacak.

‘Sadece bu dizi için yazdığım bir öykü’
Nermin Bezmen: Most production ve ATV, teklif istediler. Benzeri olmayan, çok özel bir hikâye istediklerini söylediler, teklif istediler. Kitaptan uyarlanan film veya dizilerde her zaman bir kıyaslama yapılır. İşte ben de böyle bir kıyaslamaya meydan vermemek için, birebir uyarlamadan ziyade, bağımsız bir öykü yazdım. Yani sadece bu dizisi için yazdığım bir öykü. Çok güzel geri dönüşler alıyorum.

Bir Günah Gibi
Erkanların yeni dönem dizisi Most Production’ın yapımcılığını üstlendiği ‘Bir Günah Gibi’, bu akşam saat 22.30’da ATV’de! Nermin Bezmen’in hikâyesinden uyarlanan dizide başrolü; Serkan Altunorak,
Burak Hakkı, Özge Borak ve Hande Soral paylaşıyor. Diziyi Gül Oğuz ve Atilla Cengiz birlikte yönetiyor.