Keyif verici madde: Şrek

Popüler kültürün tepe noktasında duran, ona sırtını dayayan ve onun her türlü uzantısından fazlasıyla yararlanan sinema sanatı, bu yolla alabildiğine geniş kitlelere seslenmeyi başarıyor uzun yıllardır.
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

FİLM ELEŞTİRİSİ: Şrek 2
Popüler kültürün tepe noktasında duran, ona sırtını dayayan ve onun her türlü uzantısından fazlasıyla yararlanan sinema sanatı, bu yolla alabildiğine geniş kitlelere seslenmeyi başarıyor uzun yıllardır. En taze sanat dalı olmasına karşın, aynı zamanda en popüleri de olan sinemayı zinde tutmanın yollarından biri, belki de başlıcası popüler kültürle beslenmek. Özellikle Hollywood'un işini çok iyi bilen yapımcıları, 1990'lı yıllardan itibaren bu kulvarı kullanma konusunda uzmanlaşmış görünüyorlar. Popüler kültür elemanlarından sağa sola yayılan ve kitleleri öyle ya da böyle etkileyen her şeyi yakınen takibe alan uzmanlar, onları adeta cımbızla ayıklayarak sinema filmlerine monte ediyorlar.
William Steig'ın kitabından uyarlanan 2001 yapımı ilk 'Şrek'i (Shrek) izlediğimizde, böylesi bir popüler kültür bombardımanının yalnızca ipuçlarıyla karşılaşmıştık. Son zamanlarda birçok film için kullandığımız 'bir animasyon harikası' ibaresinin altında yatanlar, çok da ilgi alanımıza girmemişti o dönemlerde. Şimdiyse 'Şrek 2'yle (Shrek 2) işin boyutunun nerelere kadar uzandığını görerek ağzımız açık seyrettik bu 'çözümlenesi' animasyonu.
Popüler kültürle beslenmek
İlk filmde klasik bir masalın talihsiz kahramanı olan beyaz atlı prensini bekleyen prensesin tersten okunmuş hikâyesiydi karşımıza çıkan. Bu hikâyeyi yer ve zaman mefhumlarından soyutlayarak 'tekno' bir atmosfere taşıyan yapım ekibi, bir yandan da 'Güzel ve Çirkin' masalının peşine takılıyordu. Çekiciliği tartışılmaz karakterler çizen ve onları seslendiren isimlerle de başarıyı garantiye alan animasyon cambazları, bir solukta tükenen bir 'giriş sekansı' tadına sokmuşlardı 'Şrek'i.
'Şrek 2' ise tüm bunların getirdiği 'popülarite'yi doğru hamlelerle sonuca ulaştıran bir yapım. Kitlelerin benimsediği, hareket kabiliyetlerini ve düşünce yapılarını bildiği kahramanlarla yeni bir maceraya atılmak kadar 'doğru' bir adım olabilir mi sizce? Tabii ki kurnaz Hollywood yapımcıları için!
Yine de kimi devam filmlerinin 'hazırdan yeme' modelinden kendini sıyırdığını söyleyebiliriz 'Şrek 2'nin. Başta sözünü ettiğimiz popüler kültür elemanlarından nasıl beslenmek gerektiğinin dersini veriyor adeta bu film. Masallardan, filmlerden, danslardan, şarkılardan, vücut dillerinden, dil zenginliklerinden ve tabii ki iyi ile kötünün ezeli savaşından beslendikçe besleniyor, semiriyor, tombullaşıyor. İşin en elle tutulur ve filmi değerli kılan yanı, bu 'şişme'nin izleyicide yarattığı etki sanıyoruz. Bu durumun gereksiz bir 'büyüme' ve ardından da 'patlama'yla sonuçlanmasına izin vermiyor yapım ekibi. O kadar çok popüler kültür 'zımbırtısı'yla pompalıyorlar ki öyküyü, bunun ters tepmeyişine inanamıyor insan!
Tempo düşmüyor
'Keyif verici madde' kıvamında bir film 'Şrek 2'. Karakter zenginliği, hikâyenin gelişim sürecindeki sürprizler, bir an bile düşmeyen tempo, zekice yazılmış diyaloglar, öykünün iniş ve çıkış noktaları arasındaki aritmetik denge, kahramanlarla özdeşleşme kolaylığı (ki tiplere baktığınızda bunun pek de kolay olmayacağını düşünebilirsiniz), ünlü isimlerle yakalanan seslendirme başarısı (Türkçe seslendirmeyi duymadım ama mutlaka o da başarılıdır) gibi birçok elemanın oluşturduğu bir 'eğlence zinciri'ni andırıyor bu lezzetli yapım. İçinde kaybolma riskini olabildiğince azaltmak için bazı ayrıntıları es geçmek zorunda kalacağınızı da hatırlatalım bu arada. Kısacası, defalarca izlenip her birinde farklı ayrıntılara takılabileceğiniz bir film 'Şrek 2'.
Son bir not: Filmin soundtrack çalışması müthiş, özellikle de disko döneminin bayraktarlarından 'Funky Town'. Nick Cave, Tom Waits gibi babalar da cabası...